Çocukluk çağında fazla kilo ve obezitenin görülme sıklığındaki artış, beraberinde farklı sağlık sorunlarını da gündeme getiriyor. Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Kliniği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ayşe Derya Buluş, çocukların beslenme alışkanlıklarının küçük yaşlardan itibaren şekillendirilmesi ve günlük fiziksel aktivitelerinin artırılması gerektiğini belirtti. Obezitenin temelinde vücudun harcadığından daha fazla enerji alınmasının bulunduğunu ifade eden Buluş, yüksek kalorili ve sağlıksız beslenmenin yanı sıra hareketsiz yaşam tarzının da çocukluk çağı obezitesinde önemli rol oynadığını kaydetti.

Her Dört Çocuktan Biri Risk Altında

Çocukluk döneminde fazla kilo ve obezitenin giderek daha sık görüldüğüne dikkat çeken Buluş, önleyici uygulamaların tedavi kadar önem taşıdığını belirtti.

Buluş, "Ülkemizde çocukluk çağında obezitenin giderek arttığını görüyoruz. Her dört çocuktan birinin fazla kilolu veya obez olduğunu görmekteyiz. Bu nedenle obezitenin yalnızca tedavisine değil, önlenmesine de büyük önem vermemiz gerekiyor" dedi. Aile öyküsünün de obezite açısından risk faktörlerinden biri olduğunu ifade eden Buluş, obezitesi bulunan çocukların ebeveynlerinde de obezite görülme oranının daha yüksek olduğunu söyledi. Çocukluk çağı obezitesinin önemli bir bölümünün ise beslenme alışkanlıkları ve yetersiz fiziksel aktiviteyle ilişkili olduğunu kaydetti.

Sağlıklı Beslenme Bebeklikte Başlıyor

Çocukların ilerleyen yaşlarda kazanacağı beslenme alışkanlıklarının temellerinin erken dönemde atıldığına işaret eden Buluş, bebeklikten itibaren sağlıklı beslenmeye dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Buluş, "İlk altı ay yalnızca anne sütüyle beslenme, çocukluk çağı obezitesinin önlenmesinde önemli bir faktördür. Bebeklik döneminden itibaren yüksek protein içeren mamalar, şekerli gıdalar ve ilerleyen dönemlerde paketli ürünler, hazır ve hızlı tüketilen yiyeceklerden mümkün olduğunca uzak durulmalıdır" diye konuştu. Evde hazırlanan taze ve dengeli öğünlerin tercih edilmesini öneren Buluş, şekerli içecekler ile tatlıların tüketiminin de sınırlandırılması gerektiğini belirtti.

Ekran Başında Geçen Süreye Dikkat

Telefon, tablet, televizyon ve bilgisayar kullanımının çocukların günlük hareket miktarını azaltabildiğine dikkat çeken Buluş, ekran karşısında geçirilen sürenin kontrol altında tutulması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Buluş, "Çocuklar ekran karşısında uzun süre kaldıklarında fiziksel aktiviteleri azalıyor. Bunun yanında ekran karşısında sağlıksız yiyecek ve içecek tüketimi de artabiliyor. Bu nedenle çocukların ekran karşısında geçirdiği süreyi sınırlandırmak, onları açık havada oyun oynamaya ve fiziksel aktiviteye yönlendirmek gerekiyor" ifadelerini kullandı. Küçük yaş grubunda ekran kullanımının mümkün olduğunca sınırlandırılması gerektiğini kaydeden Buluş, daha büyük çocuklarda ise ekran süresinin kontrollü biçimde düzenlenmesini önerdi.

Okullara Hareket Çağrısı

Çocukların gün içerisinde daha fazla hareket edebilmesi için okulların da sürece katkı sunması gerektiğini belirten Buluş, özellikle beden eğitimi derslerinin aktif şekilde değerlendirilmesine dikkat çekti. Buluş, "Özellikle okullarda hava şartları müsait olduğunda beden eğitimi dersleri mutlaka mümkün olduğunca dışarıda yapılmalı. Çocuklara fiziksel aktivite alışkanlığı kazandırılmalı. Teneffüslerde çocukların oyun oynamaları ve hareket etmeleri teşvik edilmeli. Beden eğitimi derslerinde de aktif olarak spor yapmaları sağlanmalı" dedi.

Aileler Çocuklara Örnek Olmalı

Fiziksel aktivitenin yalnızca okul saatleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade eden Buluş, ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte hareket ederek bu alışkanlığın günlük yaşamın bir parçası haline gelmesine katkı sağlayabileceğini söyledi. Buluş, "Haftada birkaç gün, günde 20-30 dakika tempolu yürüyüş gibi basit egzersizler ailece bir yaşam tarzı haline getirilebilir. Çocukları dışarıda oyuna ve harekete yönlendirmek, obezitenin önlenmesi açısından son derece önemlidir." diye konuştu.

Sadece Kilo Sorunu Değil

Çocukluk çağı obezitesinin yalnızca vücut ağırlığındaki artış olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Buluş, fazla kilonun ilerleyen süreçte farklı sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlayabileceğini söyledi. Daha önce ileri yaşlarda görülen bazı hastalıkların artık çocukluk döneminde de görülebildiğine dikkat çekti.

Psikososyal Etkileri de Var

Obezitenin çocukların sosyal ve psikolojik yaşamını da etkileyebildiğini belirten Buluş, akranları tarafından dışlanan veya olumsuz davranışlarla karşılaşan çocukların içe kapanabileceğini ve bunun hareket düzeylerini daha da azaltabileceğini ifade etti. Buluş, "Çocuğun hareketinin azalması, daha fazla evde vakit geçirmesi ve beslenme düzeninin bozulması bir kısır döngü oluşturabiliyor. Bu nedenle çocukların topluma kazandırılması, hareketlerinin artırılması ve psikososyal açıdan desteklenmesi de obeziteyle mücadelede önem taşıyor" dedi.

Önlemek Tedavi Kadar Önemli

Obeziteyle mücadelenin çocuk fazla kilo aldıktan sonra başlamaması gerektiğine dikkat çeken Buluş, toplum genelinde koruyucu önlemlere ağırlık verilmesi gerektiğini ifade etti. Buluş, "Obezitenin önlenmesi, tedavisi kadar önemli bir sağlık problemidir. İlk olarak toplum olarak çocuklarımızın obez olmasını önlememiz gerekiyor. Bu noktada ailelere ve sağlık çalışanlarına ciddi sorumluluklar düşüyor." ifadelerini kullandı.

Fazla Kilo İhmal Edilmemeli

Çocuğun fazla kilolu veya obez olduğunun düşünülmesi halinde sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirten Buluş, gerekli değerlendirmelerin sağlık profesyonelleri tarafından yapılmasının önemine dikkat çekti. Buluş, "Obez çocuklar kesinlikle ihmal edilmemeli. Gerekli tetkik ve tedavi açısından bir sağlık kuruluşunda değerlendirilmelidir. Ancak burada yalnızca tetkik ve tedavi değil, obezitenin önlenmesi de çok önemli bir sağlık sorunudur" dedi.

Grip aşısı ne zaman vurulur, fiyatı ne kadar, eczanelere geldi mi?
Grip aşısı ne zaman vurulur, fiyatı ne kadar, eczanelere geldi mi?
İçeriği Görüntüle

Kaynak: İHA