Yüzde ani kayma, kol veya bacakta güç kaybı, konuşma bozukluğu, görme ve denge sorunlarının kesinlikle geçiştirilmemesi gerektiğini belirten Giray, bu belirtilerden biri görüldüğünde vakit kaybetmeden 112'nin aranması gerektiğini söyledi.

29 Ekim Dünya İnme Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Giray, inmenin yalnızca hayati tehlike oluşturan bir hastalık olmadığını, kişinin hareket, konuşma, görme ve hafıza gibi temel işlevlerini de etkileyebildiğini ifade etti.

İnme beyin damarlarının tıkanması veya kanamasıyla ortaya çıkıyor

İnmenin, beyne kan taşıyan damarların aniden tıkanması ya da bir damarın yırtılarak kanaması sonucunda meydana geldiğini belirten Giray, her iki durumda da beyin dokusunun zarar görebildiğini söyledi.

Damar tıkanıklığında beyin dokusuna yeterli kan ve oksijen ulaşamazken, beyin kanamalarında damar dışına çıkan kan dokulara zarar verebiliyor.

İnmenin dünya genelinde ölüm ve kalıcı engelliliğin önemli nedenleri arasında yer aldığını belirten Giray, hastalığın sonuçlarının kişinin yaşamını uzun süre etkileyebildiğine dikkat çekti. İnme sonrasında bazı hastalarda hareket, konuşma ve yutma güçlükleri görülebilirken, hafıza ve dikkat gibi bilişsel işlevlerde de değişiklikler yaşanabiliyor.

Hastaları örnek aldı, 25 yıllık sigara alışkanlığını bıraktı
Hastaları örnek aldı, 25 yıllık sigara alışkanlığını bıraktı
İçeriği Görüntüle

Gençlerde inme belirtileri gözden kaçırılmamalı

İnme riskinin yaşla birlikte arttığını ancak hastalığın yalnızca ileri yaşlarda görülmediğini vurgulayan Giray, genç erişkinlerde de inme vakalarıyla karşılaşıldığını belirtti.

Gençlerde inmenin nedenleri arasında kalp ritim bozuklukları, bazı kalp hastalıkları, damar duvarındaki yırtılmalar, pıhtılaşma bozuklukları ve genetik ya da yapısal sorunlar bulunabiliyor.

Yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kolesterol, sigara kullanımı, obezite ve hareketsiz yaşam da inme riskini artıran faktörler arasında yer alıyor.

Giray, özellikle gençlerde aniden gelişen belirtilerin yorgunluk veya strese bağlanarak geçiştirilmemesi gerektiğini belirterek şu uyarıda bulundu:

"Genç bir insanda aniden gelişen yüz asimetrisi, kol veya bacakta güç kaybı, konuşma bozukluğu ya da görme ve denge sorunu varsa bunun yorgunluğa, strese veya başka basit bir nedene bağlanarak geçiştirilmemesi gerekir. İnme yaşa bakmaz."

İnme belirtilerinde 3K kuralına dikkat!

Toplumun inme belirtilerini kolay hatırlaması için "3K: Kayma, Kol, Konuşma" yaklaşımına dikkat çeken Prof. Dr. Giray, üç temel belirtinin önemini şöyle anlattı:

  • Kayma: Yüzün bir tarafında ani sarkma veya gülümserken yüz simetrisinin bozulması.

  • Kol: Kol veya bacakta, özellikle vücudun bir tarafında ani güç kaybı ya da uyuşma.

  • Konuşma: Konuşmanın bozulması, kelimeleri söylemekte zorlanma veya söylenenleri anlamada güçlük.

Bunların yanı sıra ani görme kaybı, çift görme, denge kaybı, yürüme güçlüğü ve daha önce yaşanmamış, aniden başlayan şiddetli baş ağrısı da acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Giray, bu belirtilerden yalnızca biri ortaya çıksa bile hemen 112 Acil Çağrı Merkezi'nin aranması gerektiğini vurguladı. Belirtilerin geçmesini beklemenin veya hastayı kendi aracıyla hastaneye götürmeye çalışmanın tedavide zaman kaybına yol açabileceğini söyledi.

İnme tedavisinde zaman hayati önem taşıyor

İnme tedavisinde erken müdahalenin beyin hasarını azaltabileceğini belirten Giray, "Zaman beyindir" ifadesinin tedavi sürecindeki önemine dikkat çekti.

Damar tıkanıklığına bağlı inmelerde uygun hastalara damar yoluyla pıhtı eritici tedavi uygulanabiliyor. Büyük damar tıkanıklığı bulunan uygun hastalarda ise mekanik trombektomi yöntemiyle damardaki pıhtı çıkarılabiliyor.

Hangi tedavinin uygulanacağı; belirtilerin başlangıç zamanı, beyin görüntüleme sonuçları, tıkanıklığın yeri ve hastanın genel durumuna göre belirleniyor.

Giray, belirtilerin başladığı saatin veya hastanın en son ne zaman normal durumda görüldüğünün sağlık ekiplerine bildirilmesinin tedavi açısından önemli olduğunu da ifade etti.

İnme sonrasında rehabilitasyon süreci önemli

İnme geçiren hastalarda tedavi yalnızca ilk müdahaleyle sınırlı kalmıyor. Hastanın ihtiyaçlarına göre planlanan rehabilitasyon süreci de iyileşmede önemli rol oynuyor.

Fizik tedavi, konuşma ve dil terapisi, yutma rehabilitasyonu ve bilişsel destek sayesinde bazı hastaların kaybettikleri işlevleri yeniden kazanması mümkün olabiliyor.

Ancak iyileşme sürecinin her hastada aynı olmadığını belirten Giray, inmenin şiddeti, etkilenen beyin bölgesi, eşlik eden hastalıklar ve tedaviye ulaşma süresinin sonuçları etkilediğini kaydetti.

İnme riskini azaltmak için nelere dikkat edilmeli?

İnme geçiren kişilerde ikinci bir inmenin önlenmesi de tedavinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Tansiyon, diyabet ve kolesterolün kontrol altında tutulması, kalp ritim bozukluklarının takip edilmesi ve doktorun önerdiği ilaçların düzenli kullanılması gerekiyor.

Prof. Dr. Giray, inme riskini azaltmak için şu önerilerde bulundu:

  • Tansiyon düzenli ölçülmeli ve yüksek tansiyon kontrol altına alınmalı.

  • Diyabet ve yüksek kolesterol takip edilmeli.

  • Sebze, meyve, tam tahıl ve lif bakımından zengin beslenilmeli.

  • Tuz ve doymuş yağ tüketimine dikkat edilmeli.

  • Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite hedeflenmeli.

  • Düzenli uyku alışkanlığı kazanılmalı.

  • Sigara ve elektronik sigara kullanımından uzak durulmalı.

  • Alkol tüketimi sınırlandırılmalı.

Giray, inmeden korunmak için sağlıklı yaşam alışkanlıklarının genç yaşlardan itibaren kazanılması gerektiğini belirterek, yüzde ani kayma, kolda güç kaybı veya konuşma bozukluğu görüldüğünde belirtilerin geçmesini beklemeden 112'nin aranması gerektiğini bir kez daha hatırlattı.

Kaynak: Haber Merkezi