Coğrafi işaretli ürünlerde Türkiye lideri
2024 yılı itibarıyla Gaziantep, 106 coğrafi işaretli ürünüyle Türkiye’nin zirvesinde yer alıyor. Bu rakam yalnızca bir sayı değil; her biri yüzyıllardır süregelen bilgi, tarif ve emeğin resmî tescili anlamına geliyor. Gaziantep’te bir ürünün “meşhur” olması rastlantı değil, nesiller boyu aktarılan bir kültürün sonucu olarak öne çıkıyor.
El sanatlarıyla yaşayan bir şehir
Gaziantep’te el sanatları müzelerde saklanan bir geçmiş değil, hâlâ yaşayan bir gerçeklik olmaya devam ediyor. Bakırcılar Çarşısı’nda çekiç sesleri gün boyu yankılanırken, ustalar bakırı ilmek ilmek işliyor. Kilimcilik, Gaziantep’in sessiz ama derin anlatım biçimlerinden biri oluyor. Baklava dilimleri, kuş kanadı, zincir göbek gibi motifler yalnızca desen değil; bu toprakların hikâyesini anlatan sembollerdir. Evlerde yapılan Antep işi, dantel ve örgüler ise kadın emeğinin ve sabrının en güçlü yansıması olarak varlığını sürdürür.
300’e yakın yemekle bir dünya mutfağı
Gaziantep mutfağı, UNESCO tarafından da tescillenmiş bir gastronomi mirasıdır. Şehirde yaklaşık 300’e yakın yemek ve tatlı çeşidi yer alıyor. Beyran sabahın erken saatlerinde kazanlarda kaynarken, yuvalama bayramların vazgeçilmezi, şiveydiz ise baharın gelişini müjdeler. Kebaplar, tencere yemekleri, çorbalar ve tatlılar yalnızca bir şehrin değil, adeta bir medeniyetin mutfağını temsil eder. Bu mutfak; Arap, Türk, Anadolu ve Mezopotamya kültürlerinin aynı sofrada buluştuğu nadir örneklerden biridir olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor.
UNESCO tescilli gastronomi kenti
Gaziantep’in mutfaktaki gücü 2015 yılından itibaren tüm dünyaya sergilendi . Şehir, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na gastronomi alanında dâhil edilerek Türkiye’yi bu alanda temsil eden ilk şehir olarak adını duyurdu. Bu unvan, yalnızca yemeklerin lezzetli olduğunu değil; mutfağın korunması, aktarılması ve yaşatılması konusundaki kararlılığınıda gösteriyor.
Antep ağzı ve kültürel hafıza
Gaziantep’in kendine özgü ağzı, bu şehrin karakterinin en canlı göstergelerinden birisi olarak öne çıkıyor. Kelimeler farklı söylenir ama anlam daha derindir. Antep ağzı, özellikle yaşlılar ve kırsal kesimde hâlâ güçlü bir şekilde yaşatılmaya devam ediyor. Bu dil, Gaziantep’in yalnızca ne yediğini değil, nasıl düşündüğünü ve nasıl hissettiğini de anlatıyor.
Türküler ve halk oyunlarıyla anlatılan hayat
Gaziantep’te türkü yalnızca müzik olarak kalmıyor; acıyı, sevinci, direnişi bünyesinde barındırıyor. Karayılan’dan Ezo Gelin’e uzanan türküler, bu şehrin yaşadıklarını ilmek ilmek işliyor. Halk oyunları ise ağır halaylardan oynak ritimlere kadar geniş bir yelpazeye sahiptir. Her adım, her figür geçmişten bugüne taşınan bir anlatı olarak yer alıyor.
Tarihiyle ayakta duran kent
Gaziantep’in merkezinde yükselen kale, hanlar, camiler ve çarşılar şehrin binlerce yıllık tarihini bugüne taşıyor. Zeugma Mozaik Müzesi, dünyanın en büyük mozaik müzeleri arasında yer alırken, Yesemek Taş Ocağı ve Rumkale gibi alanlar kentin tarihsel derinliğini gözler önüne seriyor. Gaziantep aynı zamanda Türkiye’nin en zengin müze şehirlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Gaziantep’i meşhur yapan asıl şey
Gaziantep’i meşhur yapan tek bir yemek, tek bir yapı ya da tek bir gelenek değildir. Bu şehri özel kılan; üreten insanı, korunan kültürü ve sahip çıkılan mirasıdır. Gaziantep, geçmişini vitrine koyan değil, onu günlük hayatın içinde yaşatan bir şehir olarak farkını segiliyor.




