Çocuklarda doğuştan kalp hastalıklarının erken dönemde fark edilmesinin tedavi ve takip sürecinde önemli rol oynadığı belirtildi. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Osman Yılmaz, özellikle bebeklerde beslenme sırasında çabuk yorulma, aşırı terleme, hızlı veya zor nefes alma, morarma ve yeterli kilo alamama gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini söyledi.
VM Medical Park Ankara Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Osman Yılmaz, doğuştan kalp hastalıklarının her zaman doğumdan hemen sonra belirti vermeyebileceğini ifade etti. Yılmaz, yenidoğan döneminde ortaya çıkan bazı belirtilerin aileler tarafından göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.
Beslenme sırasında çabuk yorulmaya dikkat
Bebeklerde emme sırasında çabuk yorulma, beslenirken aşırı terleme, hızlı veya zor nefes alma, dudaklarda ya da tırnaklarda morarma ve yeterli kilo alamamanın kalp hastalıkları açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yılmaz, bazı kalp hastalıklarında kalbin iş yükünün artmasının beslenme ve büyümeyi olumsuz etkileyebildiğini söyledi.
Yılmaz, özellikle ilk aylarda beklenen kilo artışının sağlanamamasının yalnızca beslenme problemi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini kaydetti.

Büyük çocuklarda belirtiler değişebiliyor
Daha büyük çocuklarda ise belirtilerin farklı şekilde ortaya çıkabileceğini aktaran Yılmaz, yaşıtlarına göre belirgin şekilde çabuk yorulma, koşarken nefes nefese kalma, egzersiz sırasında göğüs ağrısı, çarpıntı ve bayılma gibi şikâyetlerin önemsenmesi gerektiğini ifade etti.
Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları ve doktor muayenesinde duyulan kalp üfürümünün de değerlendirme gerektirebileceğini belirten Yılmaz, bu bulguların tek başına kalp hastalığı anlamına gelmediğini ancak erken değerlendirmenin olası hastalıkların zamanında tespit edilmesi açısından önemli olduğunu söyledi.
Aile öyküsü de dikkate alınıyor
Bazı kalp hastalıklarının genetik geçiş gösterebildiğine dikkat çeken Yılmaz, ailede doğuştan kalp hastalığı, genç yaşta ani kalp ölümü, kalp kası hastalığı veya ritim bozukluğu öyküsünün bulunmasının çocukların değerlendirilmesinde önem taşıdığını belirtti.
Gerekli görülen durumlarda EKG, ekokardiyografi veya ritim incelemeleriyle çocuğun kalp sağlığının değerlendirilebildiğini aktardı.
Kalp sağlığı anne karnında da değerlendirilebiliyor
Gelişen ultrason teknolojileri sayesinde bebeğin kalbinin anne karnında ayrıntılı olarak incelenebildiğini belirten Yılmaz, fetal ekokardiyografiyle kalp odacıkları, kapaklar, büyük damarlar, kan dolaşımı, kalp ritmi ve kalbin pompalama fonksiyonunun değerlendirilebildiğini söyledi.
Fetal ekokardiyografinin özellikle bazı doğuştan kalp hastalıklarının doğumdan önce fark edilmesine ve doğum sonrasındaki sürecin planlanmasına katkı sağladığını ifade etti.
Her gebelikte rutin olarak gerekmeyebilir
Fetal ekokardiyografinin her gebelikte rutin olarak gerekli olmayabileceğini belirten Yılmaz, anne adayında diyabet bulunması, ailede doğuştan kalp hastalığı öyküsü, gebelik ultrasonunda kalple ilgili şüpheli bulgu saptanması, bebekte ritim bozukluğu görülmesi, bazı kromozom hastalıklarından şüphe edilmesi veya başka organlarda anomaliler bulunması halinde incelemenin önerilebileceğini kaydetti.
Anne karnında kalp hastalığı şüphesinin belirlenmesinin doğumun uygun merkezde planlanmasına ve yenidoğan, çocuk kardiyolojisi ile gerektiğinde çocuk kalp cerrahisi ekiplerinin hazırlıklı olmasına katkı sağladığını belirten Yılmaz, böylece doğum sonrasında ihtiyaç duyulabilecek değerlendirme ve tedavilerin daha hızlı planlanabileceğini söyledi.
“Şüpheli her bulgu ciddi hastalık anlamına gelmez”
Fetal ekokardiyografide saptanan her bulgunun ciddi bir kalp hastalığı anlamına gelmediğini vurgulayan Yılmaz, bazı bulguların gebelik ilerledikçe yeniden değerlendirilebileceğini belirtti.
Gerekli durumlarda düzenli kontroller planlanabildiğini aktaran Yılmaz, bazı vakalarda çocuk kardiyolojisi, perinatoloji, yenidoğan ve gerektiğinde genetik ekiplerinin birlikte değerlendirme yaptığını söyledi.
Yılmaz, ailelerin çocuklarının sağlık kontrollerini aksatmaması gerektiğini belirterek, beslenirken aşırı yorulan veya kilo alamayan bebekler ile yaşıtlarına göre belirgin şekilde çabuk yorulan, egzersiz sırasında bayılma veya göğüs ağrısı yaşayan çocukların değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.




