Atar aynı zamanda Şehitkamil Belediyesi’nde yaşananları detaylarıyla anlattı ve önemli iddialarda bulundu.
“Şimdi birlik ve beraberlik zamanı” diyen Atar, “30 yıl sonra Şehitkamil’de Cumhuriyet Halk Partisi birinci parti oldu, hem de ciddi farkla. Bu başarı, tüm CHP örgütünündür. Fakat, seçim öncesi seçimin mutlak suretle kazanılacağına inanan insan sayısı bir elin parmağını geçmezdi. Öyle ki, meclis üye listesinde olup da seçim çalışmasına katılmayanlar mı, seçimin kaybedileceğine dair takım elbisesine iddaaya girenler mi, sağ koluna AKP’li Fatma Şahin’i sol koluna Rıdvan Fadıloğlu’nu alıp CHP aleyhine çalışacağım, Umut Yılmaz’a oy verirsem şerefsizim, Umut Yılmaz’ın abisi Özgür Yılmaz’dan seçim sonrasında hesap soracağım diyen mi, sandık kuruluna yazılan akrabalarını sandığa oturtmayan mı ne ararsınız var. Altını özellikle çiziyorum, bu bahsettiğim kişiler meclis üye listesinde olup da, oy almak için kapı kapı dolaşıp halkın karşısına çıkması gereken meclis üyesi adaylarıydı. Neticede ne oldu? Başta CHP Şehitkamil İlçe başkanının liderliğinde az sayıda insanın çalışmasıyla CHP Şehitkamil’de birinci parti oldu ve 25 meclis üyeliğine hak kazandı. Yukarıda bahsettiğim sözleri edenler ve CHP aleyhine çalışan kişilerin hepsi CHP listesinden meclis üyesi oldu. Yani, kendilerine oy istemedikleri ve belki de kendilerine bile oy vermedikleri bir seçimde cefakar CHP örgütünün emeğiyle meclis üyesi seçildiler ve sonra da karakterlerine yakışır tarzda Partimize küfrederek Partimizden istifa ettiler” dedi.
Umut Yılmaz’ın İçinden Canavar Çıktı
Ya da seçimin ardından yaşananları anlatan Deniz Atar, “Umut Yılmaz, seçim kazanıldıktan bir hafta sonra, farklı bir kişiliğe büründü. Deneyimli bir Partilimizin deyimiyle “içinden başka bir insan” çıktı. Aynı Umut Yılmaz, eş dost sohbetlerinde “meclis üyelerine ekonomik yönden destek olacağım, ama onlara yüz vermeyeceğim, sonra başıma çıkarlar. Hatta AB fon projesi için iki meclis üyesi B.K. ve C.B. yanıma geldiler bir şey anlattılar yüzlerine bile bakmadan geçiştirmek için tamam dedim, bunlar da gidip ofis tutmuşlar” cümlelerini kurarak, meclis üyelerine bakış açısını ortaya koymuştu. Bu bakış açısı, bazı meclis üyeleri için aşağılıyıcı bir durumdu. İşte o meclis üyeleri, bu anlayıştan ötürü deyim yerindeyse Umut Yılmaz’a kazan kaldırdı. Ama bu haklı tepki karşısında, “bizden bir şey istediler biz de vermedik ondan böyle yapıyorlar” gibi aslı astarı olmayan, iftira ve zan altında bırakıcı nitelikteki dedikodu, CHP Gaziantep örgütüne Umut Yılmaz’ın menfaat dalkavukları tarafından yayıldı. Kötü niyetli kişiler de, sorgusuz sualsiz bu dedikoduya inandı. Aslında, yalan olduğunu bile bile inanmak istedi. Çünkü, güç Yılmaz ailesindeydi ve güce tapmak bazı insanların genlerinde vardı” diye konuştu.
Tek Beklentimiz Belediye Başkan Yardımcılığı idi…
Seçimin ardından aile olarak Umut Yılmaz’dan Ersin Atar için başkan yardımcılığı talep ettiklerini vurgulayan Atar, “Aile olarak Umut Yılmaz’dan tek beklentimiz, önseçimde birinci sıradan çıkan, Umut Yılmaz’ın adaylaşması ve belediye başkanlığını kazanması için evinin yolunu unutan, seçilmesi garanti olmasına rağmen araç giydiren, masraflara katlanan Ersin Atar’ın başkan yardımcısı olmasıydı. Takdir edersiniz ki, talebe bile dönüşmeyen haklı beklenti kadar doğal bir durum yok. Üstelik, teamül gereği ilk 3 sıranın belediye başkan yardımcı olması gerekir. Umut Yılmaz ve şürekası bu haklı beklentiden başka “benden şunu istediler de vermedim” diyorsa, her zaman karşı karşıya gelmeye hazırım. Yok öyle, iftira atıp köşeye çekilmek). Umut Yılmaz’ın yanlış yönetimine karşı duran meclis üyelerinin de herhangi bir talepte bulunmadığına adım gibi eminin. Aksi halde, her türlü desise yoluna giden Umut Yılmaz ve şürekası, geçmiş dönem kasetçi ekibiyle bu istekleri delillendirildi. Ama görüyoruz ki, ortada dedikodudan başka bir şey yok” dedi.
Seçim Bitti, Görmediğimiz Arkadaşları Ortaya Çıktı
Seçim kazanıldıktan sonra, Umut Yılmaz’ın hiç bir zaman seçim sahasında görüşmeyen arkadaşlarının ortaya çıktığını ve bunların bir bir belediye kadrosuna yerleştirildiğini belirten Atar, “Ömrünü bu partiye veren, seçim zamanı evinin yolunu unutan insanlar “tasarruf tedbirleri” bahane edilerek Belediyeye alınmadı. Ama ne hikmetse bu tasarruf tedbirleri Umut Yılmaz’ın, Özgür Yılmaz’ın ve Özlem Yılmaz’ın arkadaşlarına istisnaydı. Çünkü, tasarruf tedbirleri genelgesinde “belediye başkanının, eşinin ve abisinin arkadaşları bu tedbirlerin dışındadır” diye hüküm vardı. Aslında mesele bu kadar basit. Bir tarafta Umut Yılmaz’ın örgütü dışlayıcı anlayışına karşı olanlar, bir tarafta ise sırf çıkarı uğruna Umut Yılmaz’ın ve şürekasının elini eteğini öpenler. Bir tarafta örgüt çıkarını savunan meclis üyeleri, bir tarafta sırf Umut Yılmaz’ın gözüne girmek için çabalayan menfaat dalkavukları… Umut Yılmaz’ın ve meclis üyelerinin CHP’den hangi gerekçeyle istifa ettiklerini de amaçlarını da hepimiz biliyoruz. Ancak, Umut Yılmaz ve şürekası, bir işçiyi bile çok gördükleri, ancak kendilerini deri koltuklara oturtan CHP üyelerini ve CHP’yi suçlayarak gittiler. Ne diyelim, herkes kendine yakışanı yapar” diye konuştu.
Tek Vücut Olmalıyız
Atar, CHP’lilere seslenerek şunları söyledi:
“Yukarıda anlattığım ve esasen meselenin özünün bu kadar basit olduğu olaylarda herkes çok yıprandı ve birbirine karşı kırıcı eylemlerde bulundu. Ama bunun suçlusu, seçildikten sonra Örgütüne sırtını dönen Umut Yılmaz’dı. Umut Yılmaz artık yok. CHP çatısı altında; Özgür Özel’in izinde, Ekrem İmamoğlu’nun arkasında olan CHP’liler varız. Bu sebeple, geçmişin muhasebesini örgüt toplantılarında, kongrelerde yapmak kaydıyla, tek vücut olmalıyız. Herkes her şeyi biliyor. Artık Örgüt içerisinde birbirinin sosyal medya paylaşımlarını beğenmekten korkan, Parti yararına alınan mahkeme kararları için “eline sağlık” demekten çekinen insanlar var. Birbirimizi sevmeyebiliriz ama amacımız CHP’yi Gaziantep’te de, Türkiye’de de birinci parti yapmaksa el ele, kol kola, sırt sırta verip CHP dışındaki AKP ve diğer tüm yapılara karşı güçlerimizi birleştirmeli ve kenetlenmeliyiz. Baskıların yoğun olduğu, CHP’li olmanın suç sayıldığı bir dönemde kişisel hırsla hareket etme lüksümüz yoktur.“