Yaygın vücut ağrıları, kronik yorgunluk, uyku düzensizlikleri, dikkat ve konsantrasyon kaybı gibi semptomlarla kendini gösteren fibromiyalji sendromu, günümüzde bireylerin yaşam kalitesini düşüren en önemli kronik rahatsızlıkların başında geliyor. Hastalığın teşhis ve tedavi süreçlerine ilişkin ezber bozan açıklamalarda bulunan Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, birçok hastanın doğru tanı konulana kadar yıllarca farklı branşlarda çare aradığına dikkat çekti.
"Tetkiklerin Normal Çıkması Ağrının Gerçek Olmadığı Anlamına Gelmez"
Fibromiyaljinin laboratuvar ve görüntüleme yöntemlerinde doğrudan somut bir iz bırakmadığını belirten Prof. Dr. Koca, tanı sürecindeki hassasiyeti şu sözlerle aktardı: "Bu hastalarda yapılan kan tahlilleri, röntgen veya MR gibi görüntüleme yöntemlerinde çoğu zaman ağrıyı açıklayacak belirgin bir patolojiye rastlanmaz. Hastalar ellerinde çok sayıda temiz tetkikle klinikleri gezerler. Ancak sonuçların normal çıkması, hastanın yaşadığı şiddetli yorgunluk ve uyku problemlerinin gerçek olmadığı anlamına gelmez. Fibromiyalji tanısını kesinleştirmeden önce; D vitamini eksikliği, anemi, tiroit fonksiyon bozuklukları, iltihaplı romatizmal hastalıklar, depresyon ve bel-boyun fıtığı gibi benzer semptomlar üretebilecek diğer tüm klinik tabloların elenmesi gerekmektedir."
"Her Hasta Standart İlaç Tedavisinden Fayda Görmüyor"
Tedavide geleneksel olarak antidepresanlar ve merkezi sinir sistemini düzenleyen ağrı kesicilerin kullanıldığını, bunların da bir grup hastada yaşam kalitesini artırdığını belirten Koca, "Ancak her hastanın biyokimyasal yapısı ve tedaviye verdiği yanıt farklıdır. Bazı hastalar bu ilaçlardan yeterli faydayı göremezken, bazıları ise yan etkileri nedeniyle kimyasal tedavi protokollerini kullanmak istemiyor. Bu noktada son yıllarda modern tıbbı destekleyici bütüncül tıp yaklaşımları büyük bir ivme kazanmıştır" ifadelerini kullandı.
Gizli Faktörler: Bağırsak Florası ve Diş Sağlığı
Bütüncül yaklaşımın sınırlarının sadece kas ve eklem sisteminden ibaret olmadığını vurgulayan Prof. Dr. İrfan Koca, hastalığı tetikleyen iki gizli kaynağa işaret etti:
-
Bağırsak Mikrobiyotası: Son klinik çalışmalar bağırsak florasındaki dengesizliklerin ağrı algısını, yorgunluğu ve genel bağışıklık sistemini doğrudan etkilediğini gösteriyor. Bu sebeple beslenme alışkanlıklarının revize edilmesi ve bağırsak sağlığının desteklenmesi tedavinin ana sütunlarından biridir.
-
Ağız ve Çene Yapısı: Ağız içindeki kronik enfeksiyon odakları, gömülü diş problemleri ve çene eklemi (TMJ) rahatsızlıkları, sinir sistemi üzerinden tüm vücuttaki ağrı mekanizmalarını stimüle edebilir. Ayrıca geçmiş ameliyatlardan kalan skar (yara) dokularının yarattığı fonksiyonel blokajlar da bütüncül tıp yöntemleriyle incelenmelidir.
Yaşam Tarzı Değişikliği ve Destekleyici Tıp Kombinasyonu
Fibromiyalji tedavisinin kişiye özel bir mimariyle kurgulanması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Koca, düzenli yürüyüş ve yüzme gibi aerobik aktivitelerin, uyku hijyeninin, stres yönetiminin ve kişiselleştirilmiş beslenme planlarının önemine değindi. Koca, ilaç ihtiyacını minimuma indirmek ve yaşam konforunu maksimuma çıkarmak adına uygun hastalarda; nöral terapi, akupunktur, manuel tedavi, visseral manuel terapi, ozon tedavisi ve geleneksel-tamamlayıcı tıp uygulamalarından (GETAT) destekleyici olarak yararlanılabileceğini belirterek, asıl amacın semptomları baskılamak değil, hastalığı ortaya çıkaran tüm biyolojik faktörleri ortadan kaldırmak olduğunu sözlerine ekledi.





