Gaziantep’te yaşayan 68 yaşındaki Mehmet Başaran, gelişen teknoloji ve değişen yaşam alışkanlıkları nedeniyle unutulmaya yüz tutan takunyacılık mesleğini 50 yıldır sürdürüyor. Mesleğin kentteki son temsilcilerinden olduğunu belirten Başaran, ahşabı el işçiliğiyle şekillendirerek hazırladığı takunyaları Türkiye’nin farklı illerine gönderiyor.
Osmanlı döneminden günümüze ulaşan geleneksel el sanatlarından takunyacılık, günümüzde eski yaygınlığını kaybetti. Gaziantep Yaşayan Müze Gümrük Hanı’ndaki atölyesinde çalışmalarını sürdüren Başaran ise mesleğini yaşatmak için üretmeye devam ediyor.
Başaran’ın el emeğiyle hazırladığı takunyalar başta cami ve hamamlar olmak üzere farklı alanlarda kullanılıyor. Atölyede hazırlanan ürünler, Türkiye’nin dört bir yanına gönderilirken, yerli ve yabancı ziyaretçilerin de ilgisini çekiyor.
“Gaziantep’te mesleğin son temsilcisi benim”
Takunyacılığı 50 yıldır yaptığını belirten Mehmet Başaran, mesleğin geçmişinin eski dönemlere dayandığını söyledi.
Başaran, Gaziantep’te takunyacılığın son temsilcisi olduğunu belirterek, “Unutulmaya yüz tutmuş meslekler arasında gücümüzün, ömrümüzün yettiği yere kadar da mesleğimizi yaşatmaya çalışıyoruz” dedi.
Atölyesinin Gaziantep Yaşayan Müze Gümrük Hanı’nda bulunduğunu ifade eden Başaran, buraya gelen yerli ve yabancı ziyaretçilerin takunyacılığa ilgi gösterdiğini, bazı ürünleri yurt dışına da gönderdiklerini kaydetti.
Takunyalar farklı ağaçlardan üretiliyor
Takunyaların kullanım alanına ve kullanıcılarına göre farklı ağaçlardan üretildiğini anlatan Başaran, hamam ve camilerde kullanılan takunyaların özelliklerinin değiştiğini söyledi.
Erkek takunyalarında suya dayanıklılığı nedeniyle çınar ve dut ağacının kullanıldığını belirten Başaran, kadın takunyalarının ise ceviz, gürgen ve kayın ağacından yapıldığını ifade etti.
Takunyaların ayaktaki nem ve ıslaklığı aldığına dikkat çeken Başaran, ürünlerin ayak sağlığı açısından da önemli olduğunu söyledi.