Dr. Öğr. Üyesi Elif Başaran, bu kronik yorgunluk hissinin çoğu zaman metabolik ve hormonal dengesizlik olabileceğini söyledi. "Kaç saat uyursanız uyuyun sabah uyanmakta zorlanıyorsanız, gün içinde kahveyle ayakta kalmaya çalışıyor ve akşamları tükenmiş hissediyorsanız bu durum normal değildir" diye uyarılarda bulundu.
Yorgunluk, vücudun verdiği erken bir uyarıdır
Yorgunluğun tek başına yeterli bir teşhis olmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Başaran, çoğu zaman bir sağlık sorununun habercisi olduğunu belirterek; “Yorgunluk, vücudun verdiği erken bir uyarıdır. Bu nedenle yalnızca 'yoğunluk' ya da 'stres' ile açıklanıp geçiştirilmemelidir" dedi.
Doğru teşhis, doğru tahlillerle mümkün olur
Hafife alınan önemli detaylara değinen Dr. Öğr. Üyesi Başaran, demir eksikliği, B12 vitamini eksikliği, D vitamini yetersizliği, tiroid fonksiyon bozuklukları ile insülin direnci ve kan şekeri dalgalanmalarının bu tabloya yol açabileceğini dile getirdi.
Başaran, "Yorgunum diyen bir hastada yalnızca vitamin düzeylerine bakmak yeterli değildir. Asıl önemli olan bu yorgunluğun neden kaynaklandığını doğru şekilde analiz etmektir" ifadelerini kullandı.
Kan değerlerinin iyi olması her zaman yeterli değildir
Laboratuvar sonuçlarının her zaman gerçek durumu yansıtmayabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Başaran, "Kan değerlerinin referans aralıkta olması, kişinin kendini iyi hissedeceği optimal düzeyde olduğu anlamına gelmeyebilir" dedi.
Dr. Öğr. Üyesi Başaran, "Ferritin değeri normal sınırlar içinde olsa bile alt seviyelerde ise kişi halsizlik yaşayabilir. B12 vitamini alt sınıra yakın olduğunda 'beyin sisi' ve odaklanma problemleri görülebilir. Benzer şekilde kan şekeri normal çıkmasına rağmen gün içindeki dalgalanmalar ciddi yorgunluk hissine neden olabilir" diye devam etti.
Tek başına küçük gibi görünse de bir araya geldiğinde tehlikeli
Başaran, yorgunluk hissini yaşam tarzının da net bir şekilde etkilediğini belirterek yalnızca biyolojik nedenlere bağlı olmayacağını söyledi. Düzensiz uyku, uzun süreli ekran maruziyeti, hareketsiz yaşam, yetersiz protein ve mikrobesin alımı ile kronik stresin zamanla metabolizmayı yavaşlattığını ve hormonal dengeyi bozduğunu vurguladı.
Dr. Öğr. Üyesi Başaran, "Bu faktörler tek başına küçük gibi görünse de bir araya geldiğinde kişinin gün boyu süren bir yorgunluk hissi yaşamasına neden olabilir" dedi.
Yorgunluk hafife alınmamalı
Yorgunluğun bazı durumlarda mutlaka bir kontrolden geçmesini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Başaran, şu uyarılarda bulundu:
"Eğer yorgunluk 2-3 haftadan uzun sürüyorsa, günlük yaşam kalitesini etkiliyorsa, konsantrasyon güçlüğü eşlik ediyorsa ya da çarpıntı, kilo değişimi ve uyku bozukluğu gibi belirtiler varsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır."
Dr. Öğr. Üyesi Başaran, yorgunluğun geniş bir yelpazede değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, "Toplumda 'hepimiz yorgunuz' algısı, birçok hastalığın erken dönemde fark edilmesini engelliyor. Oysa insan bedeni sebepsiz yere yorulmaz. Yorgunluk, vücudun 'bir şeyler yolunda değil' deme biçimidir. Doğru değerlendirildiğinde ise sağlığınızı yeniden kurmak için önemli bir fırsattır" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.





