Anadolu’nun zengin dokuma kültürünün en özgün parçalarından biri olan Antep kilimleri, geleneksel el sanatları tarihindeki yerini korumaya çalışıyor. Yapılan araştırmalar, Antep kilimlerinin bilinen diğer Anadolu kilimlerinden tezgâh yapısı, şekil, dokunuş biçimleri ve nakışları yönünden çok büyük farklılıklar gösterdiğini ortaya koyuyor. Yörede bu zanaatın tam olarak hangi tarihte başladığı kesin olarak bilinmese de aktarılan gelenek, kültürün derinliğini gözler önüne seriyor.
Doğanın Tüm Renkleri İlkel Boyalarla Kilime İşleniyor
Geleneksel Antep kilimlerinin en büyük özelliklerinden biri, üretiminde kullanılan tamamen doğal hammaddeler ve kök boyalar oluyor. Kilimlerin ana malzemesini öküz, deve ve at tüyünün yanı sıra koyunyünü ile keçi kılları oluşturuyor.
Kilimlere hayat veren renkler ise doğadan toplanan malzemelerle elde ediliyor. Siyah, felhani, mavi ve yeşil boyaların yanı sıra; cehre sarısı, ceviz kabuğu, cevizi boz, soğan kabuğu ve sumak yaprağı bu dokumalarda kullanılan ilkel ve doğal renklendiricilerden sadece birkaçı olarak öne çıkıyor. Günümüzde ise bu geleneksel ham maddelerin yanı sıra akrilik iplikten yapılan modern üretimler de piyasada yer buluyor.

Çizgilerden İdeografik Sembollere: Motiflerin Dili
Genellikle eninde ve boyunda dokunan Antep kilimleri, üzerlerinde taşıdıkları motiflerle adeta birer sessiz hikaye anlatıcısı rolü üstleniyor. Kilimlerde kullanılan zengin motif yapıları bilimsel olarak şu gruplara ayrılıyor:
Çizgi, nokta ve daireden oluşan geometrik formlar,
Derin anlamlar barındıran sembolik çizimler,
Dağ, ev, taht ve asa gibi belirli bir manayı ve gücü temsil eden ideografik motifler,
Doğadan esinlenen hayvan ve bitki (çiçek, yaprak) figürleri.
Gaziantep kültüründe bu motiflerin bir araya gelmesiyle oluşan ve en çok bilinen kilim çeşitleri ise şunlardır: Baklava Dilimi, Hapbap (Nalın) Ayağı, Kuş Kanadı, Zincir Göbek, Dirsek Göbek, Pençe Göbek, Çarkıfelek, Parmak Göbek ve Atom Göbek.

7 Bin Tezgâhtan Günümüze: Zamana Karşı Direniş
Geçmişte Gaziantep ekonomisinin ve sosyal hayatının en canlı kollarından biri olan kilimcilik, sanayileşmeyle birlikte büyük bir darbe aldı. Yörede yapılan araştırmalara göre, iş kolunun zirvede olduğu dönemlerde kentte 7 bin civarında el tezgâhı aktif olarak çalışırken, 1960'lara gelindiğinde bu sayı 100-150 seviyelerine kadar düştü.
Motorlu dokuma tezgâhlarının fabrikasyon üretime geçmesi ve seri üretime ayak uydurmak adına kalitenin düşürülmesi, orijinal Antep kilimlerine olan talebi daha da azalttı. Günümüzde geleneksel Antep kilimleri, genel olarak köylerde kadınlar tarafından kendi ev ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla dokunuyor. Bu kültürel mirası geleceğe taşımak adına Halk Eğitim Merkezleri tarafından açılan kurslar ise kilimciliği yeniden yaygınlaştırmak için umut ışığı olmaya devam ediyor.




