Sürücünün rolünün azalmasıyla birlikte gelecekte meydana gelen bir kazada yalnızca direksiyon başındaki kişinin değil; aracın yazılımı, sensörleri, üreticisi, teknoloji sağlayıcısı ve siber güvenlik sistemlerinin de incelenmesi gündeme gelecek.
IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği Üst Yöneticisi (CEO) Murat Çiftçi, otonom araçların yaygınlaşmasıyla sürücü merkezli geleneksel sorumluluk anlayışının değişeceğini ve bu dönüşümün sigorta sektöründe de yeni bir dönemin kapısını açacağını belirtti.
Otomotiv sektöründe sürücü destek sistemlerinden belirli koşullarda sürüş görevini tamamen devralabilen teknolojilere kadar hızlı bir dönüşüm yaşanırken, uluslararası mevzuatta da yeni adımlar atılıyor.
Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu (UNECE) bünyesindeki Dünya Araç Mevzuatını Uyumlaştırma Forumu tarafından tamamen sürücüsüz otonom sistemlere yönelik küresel düzenleyici çerçeve haziran ayında kabul edildi. Düzenlemeyle güvenlik yönetimi, test ve doğrulamanın yanı sıra araçların kullanım sürecinde sürekli izlenmesine yönelik ortak kriterler getirildi.
Kazada artık sadece “Sürücü ne yaptı?” denmeyecek
Otonom araçlarla birlikte en büyük değişimin sorumluluğun belirlenmesinde yaşanacağına dikkat çeken Çiftçi, gelecekte kazaların çok daha geniş bir çerçevede inceleneceğini söyledi.
Çiftçi, “Gelecekte bir trafik kazasında yalnızca sürücünün davranışını değil, aracın yazılımını, sensörlerini, üreticisini, teknoloji sağlayıcısını ve hatta siber güvenlik altyapısını konuşacağız. Bu dönüşüm, sigorta sektörünün risk tanımını da yeniden şekillendirecek.” ifadelerini kullandı.
Mevcut sistemde kazanın oluş şekli, sürücünün kusuru ve diğer tarafların davranışlarının dikkate alındığını belirten Çiftçi, sürüş kararlarını yazılımın vermeye başlamasıyla bu tablonun değişeceğini vurguladı.
“Kaza sürücünün hatasından mı, sensörün çevreyi yanlış algılamasından mı, yazılımdaki bir problemden mi, yoksa aracın teknik bir arızasından mı kaynaklandı?” sorusunun gelecekte sigortacılığın en önemli konularından biri olacağını ifade eden Çiftçi, şöyle devam etti:
“Direksiyondaki insanın rolü azaldıkça, teknoloji sağlayıcılarının sorumluluğu daha görünür hale gelecek. Dolayısıyla bir kazayı değerlendirirken yalnızca ‘Sürücü ne yaptı?’ sorusunu sormak yeterli olmayacak. ‘Araç ne yaptı, sistem neden bu kararı verdi ve sistem olması gerektiği gibi çalıştı mı?’ sorularının da yanıtlanması gerekecek.”
Kazadan önceki saniyeler belirleyici olabilir
Kazalardaki sorumluluğun aracın otonomi seviyesine ve olay sırasında sürüş görevini kimin üstlendiğine göre değişebileceğine işaret eden Çiftçi, araçlardan elde edilen verilerin hasar tespitinde daha önemli hale gelebileceğini söyledi.
Sürücünün sistemi sürekli takip etmesi gereken araçlarla, belirli şartlarda sürüşü tamamen devralan araçlar arasında hukuki ve sigortacılık açısından önemli farklar bulunduğunu belirten Çiftçi, “Gelecekte kazanın saniyeler öncesindeki araç verileri, sistemin aktif olup olmadığı, sürücüye müdahale uyarısı verilip verilmediği ve sensörlerin ne algıladığı, hasar değerlendirmesinin önemli parçaları haline gelebilir.” dedi.
Sigorta şirketleri yeni verilere bakacak
Otonom araçların yaygınlaşması, sigorta şirketlerinin risk hesabını da değiştirecek. Günümüzde aracın modeli, değeri, kullanım şekli, hasar geçmişi ve sürücü profili gibi kriterler dikkate alınırken, gelecekte bu listeye teknolojik unsurlar da eklenecek.
Çiftçi, yazılım versiyonu, sensör teknolojileri, otonom sürüş seviyesi, siber güvenlik altyapısı ve sistem güncellemelerinin yeni risk kriterleri arasına girebileceğini belirterek, “Bugün sürücü hatasını tartışırken, yarın algoritmanın verdiği kararın nasıl oluştuğunu tartışabiliriz. Bu da hasar tespitinden sorumluluk paylaşımına kadar sigortacılığın birçok sürecini değiştirecek.” ifadelerini kullandı.
Siber saldırılar da kazanın nedeni olabilir
Bağlantılı ve otonom araçların yaygınlaşmasıyla siber güvenlik risklerinin de otomobil sigortalarının önemli başlıklarından biri haline geleceğine dikkat çeken Çiftçi, siber saldırının yalnızca kişisel verilerin ele geçirilmesi anlamına gelmediğini söyledi.
Çiftçi, “Teorik olarak, aracın bazı fonksiyonlarının etkilenmesi, sistemlerin devre dışı kalması veya sürüş güvenliğinin riske girmesi gibi çok daha ciddi senaryolar söz konusu olabilir. Dolayısıyla geleceğin otonom araç sigortası, fiziksel hasar, ürün sorumluluğu ve siber risklerin kesiştiği çok daha bütüncül bir yapıya dönüşebilir.” değerlendirmesinde bulundu.
Otonom sistemlerin gelişmesiyle bazı kaza türlerinin azalabileceğini ancak riskin tamamen ortadan kalkmayacağını belirten Çiftçi, insan hatasının payı azalırken yazılım, donanım, veri, siber güvenlik ve ürün sorumluluğunun ağırlığının artacağını ifade etti.
Çiftçi, otonom sürüş yaygınlaştıkça kasko, trafik, ürün sorumluluğu ve siber sigorta arasındaki sınırların da giderek iç içe geçeceğini belirterek, sigorta sektörünün teknolojiyle birlikte ortaya çıkan yeni risk ve sorumluluk alanlarına hazırlanması gerektiğini kaydetti.





