“Doomscrolling” olarak bilinen bu davranış, özellikle olumsuz haberleri ve dikkat çekici paylaşımları durmadan takip etmeyi ifade ediyor. Peki, sonsuz kaydırma alışkanlığı beynimizi nasıl etkiliyor?
İnsan beyni, tehlikeleri erken fark etmeye yönelik evrimsel mekanizmalara sahip. Geçmişte çevredeki tehditleri hızlı biçimde algılamak hayatta kalmak açısından önemliydi. Günümüzde ise sosyal medya akışlarında karşılaşılan krizler, trajediler, ekonomik sorunlar ve öfke uyandıran haberler bu dikkat mekanizmasını sürekli harekete geçirebiliyor.
Sosyal medya platformlarının içerik öneri sistemleri de kullanıcıların ilgisini canlı tutarak ekranda daha uzun süre kalmasına katkıda bulunabiliyor.
Sonsuz kaydırma ve ödül beklentisi
Sosyal medya platformlarındaki “sonsuz kaydırma” özelliği, kullanıcıların akışın sonuna ulaşmadan içerikleri incelemeye devam etmesini sağlıyor. Her yeni kaydırmada karşılarına ne çıkacağını bilmemeleri de merak duygusunu canlı tutuyor.
Bazen sıradan bir paylaşımla karşılaşan kullanıcı, bazen de dikkatini çeken veya duygusal tepki uyandıran bir içerikle karşılaşıyor. Bir sonraki paylaşımın daha ilgi çekici olabileceği beklentisi, kaydırma alışkanlığının sürmesine neden olabiliyor.
Ödül beklentisi ve dopaminle ilişkili beyin süreçleri, bu davranışın devam etmesinde rol oynayabiliyor. Böylece kullanıcı, başlangıçta kısa süreliğine açtığı sosyal medya uygulamasında planladığından çok daha uzun zaman geçirebiliyor.
Olumsuz haberler kaygıyı artırabiliyor
Peş peşe olumsuz haberlerle karşılaşmak, bazı kişilerde kaygı ve stres düzeyini yükseltebiliyor. Beynin tehditleri değerlendirmesinde rol oynayan amigdala ile planlama ve karar verme gibi işlevleri destekleyen prefrontal korteks, bu süreçte farklı roller üstleniyor.
Fiziksel olarak güvenli bir ortamda bulunulmasına rağmen, olumsuz içeriklere sürekli maruz kalmak kişide huzursuzluk ve gerginlik hissi oluşturabiliyor. Ancak bu etkiler kişiden kişiye değişiyor; her kullanıcıda aynı belirtilerin ortaya çıkması gerekmiyor.
Zihinsel yorgunluk ve dikkat dağınıklığı
Saatler boyunca aralıksız içerik tüketmek, dinlenmek amacıyla sosyal medyaya giren kişilerin kendilerini daha yorgun hissetmesine neden olabiliyor. Sürekli değişen görüntüler, haberler ve kısa paylaşımlar arasında geçiş yapmak, dikkatin tek bir konu üzerinde sürdürülmesini zorlaştırabiliyor.
Uzun süreli ve kontrolsüz kullanım; günlük sorumlulukların ertelenmesi, uyku düzeninin bozulması ve zihinsel yorgunluk gibi sorunlarla da ilişkilendirilebiliyor.
Bu nedenle sosyal medyada geçirilen süreyi takip etmek, bildirimleri sınırlandırmak ve ekran kullanımına ara vermek faydalı olabilir. Özellikle olumsuz haberleri tekrar tekrar kontrol etme alışkanlığının günlük yaşamı etkilemesi durumunda, bu döngüyü fark ederek kullanım alışkanlıklarını yeniden düzenlemek önem taşıyor.




