Elazığ Fırat Üniversitesinde eğitim gören 3 öğrenci, nefes analiziyle hastalıkların ön taramasına katkı sağlaması hedeflenen taşınabilir biyosensör cihazı geliştirmek için çalışma başlattı. Nefsense adı verilen proje, TÜBİTAK BiGG Yatırım 2026 Yılı 1. Çağrısı kapsamında Mükemmeliyet Mührü almaya hak kazandı. Öğrenciler, ilk prototipi 12 ay içerisinde tamamlamayı, projenin geliştirilmesini ise 18 ayda bitirmeyi hedefliyor.
Fırat Üniversitesi Fizik Bölümü 4. sınıf öğrencisi Eren Akdeniz, Yazılım Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi Ömer Serdar Kayabaşı ve Fizik Bölümü 2. sınıf öğrencisi Mehmet Mustafa Ataş tarafından geliştirilen Faz Değişimi Esaslı Ön Taramaya Yönelik Taşınabilir Elektrokimyasal Biyosensör Cihazı, nefeste bulunan bazı bileşikleri analiz etmeyi amaçlıyor.
Prof. Dr. Canan Aksu Canbay'ın akademik, Prof. Dr. Hamdi Soner Altundoğan'ın ise teknik danışmanlığını üstlendiği proje, TÜBİTAK BiGG Yatırım programının ilk çağrısında ülke genelindeki 2 bin 844 başvuru arasında Mükemmeliyet Mührü alan girişimler arasında yer aldı.
Nefesteki biyobelirteçler analiz edilecek
Proje kapsamında nefeste bulunan aseton ve izopren gibi bileşiklerin moleküler baskılanmış polimer tabanlı elektrokimyasal sensörlerle ölçülmesi planlanıyor. Geliştirilecek sistemin özellikle akciğer kanseri açısından ön tarama ve klinik risk değerlendirme süreçlerine katkı sağlaması hedefleniyor. Asetonun ise Tip 1 ve Tip 2 diyabet açısından önemli bir biyobelirteç olarak değerlendirilmesi amaçlanıyor.
Projenin akademik danışmanı Prof. Dr. Canan Aksu Canbay, çalışmanın Fırat Üniversitesinde kabul edilen ilk TÜBİTAK 1 projesi olma özelliğini taşıdığını belirtti. Canbay, cihazın nefes içerisindeki nemi ve belirlenen biyobelirteçleri tespit edecek bir sensör üzerine kurulduğunu ifade etti.
Kanserin erken tanısında yeni bir fırsat oluşturmayı hedeflediklerini kaydeden Canbay, projenin prototip aşamasına taşınması için Elazığ ve Türkiye'den yerli yatırımcıların desteğine ihtiyaç duyduklarını söyledi.
İlk prototip için 12 aylık hedef
Projenin detaylarını anlatan Fizik Bölümü öğrencisi Eren Akdeniz, insan nefesinin hastalıkların ön taramasında kullanılabilecek önemli veriler içerdiğini belirtti. Akdeniz, nefeste bulunan organik biyobelirteçler ile bazı hastalıklar arasında ilişki bulunduğunu, projenin ilk aşamasında izopren ve asetona odaklandıklarını söyledi.
Cihazın çalışma sistemine ilişkin bilgi veren Akdeniz, nefes numunesinin önce nem dengesinden geçirileceğini, ardından özel nano yapılı kaplamaya sahip yoğuşma haznesinde işleneceğini aktardı. Bu yöntemle hedeflenen biyobelirteçlerin sıvı numunede yoğunlaştırılması ve elektrokimyasal sensör modülünde tespit edilmesi amaçlanıyor.
Akdeniz, şirketleşme sürecini tamamladıklarını ve Cellsway Biyoteknoloji A.Ş. bünyesinde çalışmaları sürdürdüklerini belirterek, ilk prototipi 12 ayda, projenin tamamını ise 18 ay içerisinde geliştirmeyi planladıklarını ifade etti. Gerekli izinlerin alınmasının ardından saha çalışmaları ve gönüllüler üzerinde deneysel çalışmalar yürütülerek elde edilen verilerin değerlendirilmesi hedefleniyor.
Yatırımcı desteği çağrısı
Öğrenciler, TÜBİTAK'tan aldıkları yatırım desteğinin yanı sıra projenin geliştirilmesi ve sensör üretiminin ilerletilmesi için iş dünyasından da destek bekliyor. Akdeniz, cihazın ilerleyen aşamalarda farklı biyobelirteçleri de analiz edebilecek şekilde geliştirilmesini hedeflediklerini kaydetti.




