Uzmanlara göre kişinin hatalarını, sakarlıklarını ya da bazı özelliklerini kendisini değersizleştirmeden mizahla karşılayabilmesi, stresle başa çıkmayı ve çevresiyle daha sağlıklı ilişkiler kurmayı kolaylaştırabiliyor.

Çocukluk döneminden yetişkinliğe uzanan araştırmalar, özellikle başkalarının şakalarına verilen tepkiler ile sosyal uyum arasında dikkat çekici bağlantılar bulunduğunu gösteriyor.

Şakayı hakaret olarak algılayanlarda dikkat çeken sonuç

İznini Parça Parça Kullananlar Dikkat: Yargıtay’dan Karar
İznini Parça Parça Kullananlar Dikkat: Yargıtay’dan Karar
İçeriği Görüntüle

1990'lı yıllarda yapılan psikolojik araştırmalarda, akranları tarafından dışlanan çocukların saldırgan davranışlar sergileyenler ile daha ürkek ve boyun eğenler olmak üzere iki grupta yoğunlaştığı görüldü.

İki grubun davranışları farklı olsa da ortak bir özellik dikkat çekti. Bu çocukların kendilerine yönelik şakaları iyi niyetli bir mizah olarak değerlendirmek yerine hakaret olarak algılamaya daha yatkın oldukları belirtildi. Saldırgan çocuklar şakalara öfkeyle karşılık verirken, daha içe kapanık çocukların incinerek kendilerini ortamdan soyutladıkları gözlendi.

Sosyal açıdan daha özgüvenli çocukların ise benzer durumları daha kolay karşılayıp şakaya gülerek devam edebildiği ifade edildi.

İnsan gerçekten kendisine gülebilir mi?

Kişinin kendisine gülüp gülemeyeceği aslında yüzyıllardır tartışılan bir konu. Platon mizahı başkalarına karşı hissedilen üstünlük duygusuyla açıklarken, Thomas Hobbes insanların geçmişte yaptıkları hatalara daha sonra gülmelerinin mümkün olduğunu savundu.

2011 yılında gerçekleştirilen bir deney ise konuya farklı bir açıdan yaklaştı. Katılımcılara kendi yüzlerinin eğlenceli biçimde çarpıtılmış görüntüleri gösterildi. Deneyde katılımcıların yüzde 80'inin gülümsediği, yüzde 40'ının ise kahkaha attığı görüldü.

Kendisine gülünmesinden korkanlar da var

Araştırmalarda “gelotofobi” olarak adlandırılan, kişinin başkaları tarafından kendisine gülünmesinden yoğun biçimde rahatsız olması veya korkması durumu da inceleniyor.

Bu özelliğin belirgin olduğu kişiler, çevresindeki insanların gülümsemesini dahi zaman zaman kendilerine yönelik bir alay olarak yorumlayabiliyor. Geçmişte yaşanan akran zorbalığı ve katı ebeveyn tutumları gibi farklı etkenlerin bu durumla ilişkili olabileceği belirtiliyor.

Bunun karşısında ise başkalarının kendisine gülmesinden keyif alabilme anlamında kullanılan “gelotofili” bulunuyor. Araştırmalar bu özelliğin şakacılık ve özsaygı gibi bazı özelliklerle ilişkili olabileceğine işaret ediyor.

Her kendine gülme biçimi aynı değil

Mizah üzerine yapılan çalışmalarda ilişki geliştirici, kendini olumlayan, saldırgan ve kendini aşağılayan olmak üzere farklı mizah tarzları üzerinde duruluyor.

Özellikle kişinin kendisiyle ilgili espri yapması konusunda önemli bir ayrım bulunuyor. Kendine gülmek ile sürekli kendini küçümsemek aynı anlama gelmiyor.

Plymouth Üniversitesi'nden Dr. Sonja Heintz ve Bristol Üniversitesi'nden Prof. Claire Fox'un çalışmalarına göre kişinin kendisiyle ilgili yaptığı espriler kendinden nefret etme veya yoğun olumsuz duygulardan kaynaklanmıyorsa ve diğer mizah biçimleriyle dengeli kullanılıyorsa stresle başa çıkmaya ve sosyal ilişkileri güçlendirmeye yardımcı olabiliyor.

Kendine gülme becerisi geliştirilebilir mi?

Uzmanlar mizaha daha açık bir bakış açısının zaman içinde geliştirilebileceğini belirtiyor. Kişinin günlük yaşamda yaşadığı küçük aksiliklere farklı bir açıdan bakması, kendisini aşağılamadan hatalarıyla ilgili espri yapabilmesi ve gün içerisinde yaşadığı eğlenceli anlara daha fazla dikkat etmesi öneriler arasında yer alıyor.

Buradaki temel nokta ise kişinin kendisini hedef haline getirmesi değil, yaşadığı olaylara biraz mesafe koyabilmesi. Araştırmalar, sağlıklı biçimde kullanılan mizahın günlük stresle başa çıkmada ve sosyal ilişkilerde destekleyici bir rol oynayabileceğine işaret ediyor.

Kaynak: Haber merkezi