Kefir, süt içeriğinde bulunan temel besin ögelerini büyük ölçüde koruması nedeniyle besin değeri yüksek içecekler arasında yer alıyor. Özellikle kalsiyum ve fosfor başta olmak üzere mineraller, esansiyel amino asitler ve yararlı mikroorganizmalar bakımından zengin olduğu belirtiliyor. Fermentasyon sürecinde kefirdeki mikroorganizmalar laktoz ve protein yapısını kısmen değiştirerek sindirimi kolaylaştırıyor. Bu sayede laktoza hassasiyeti olan bazı kişilerin kefiri daha rahat tüketebildiği ifade ediliyor.

Uzmanlara göre kefir, içerdiği yüksek orandaki yararlı bakteriler nedeniyle güçlü bir probiyotik besin olarak öne çıkıyor. Düzenli kefir tüketiminin bağırsak florasının korunmasına katkı sağladığı, sindirim sistemini desteklediği ve bazı besin ögelerinin vücutta daha iyi kullanılmasına yardımcı olduğu belirtiliyor. Yapılan araştırmalarda kefirin kolesterol seviyelerinin dengelenmesine katkı sağlayabileceği de ifade ediliyor.

Bilimsel çalışmalarda kefirin antioksidan özellikler gösterebildiği ve bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkiler oluşturabileceği yönünde bulgular yer alıyor. Hayvan deneyleri ve sınırlı insan çalışmaları, kefirin bazı hücresel süreçler üzerinde koruyucu etki gösterebileceğine işaret etse de, uzmanlar bu sonuçların kesin tedavi edici etki olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor.

Ağrı ve Kısırlığın Nedeni Endometriozis Olabilir
Ağrı ve Kısırlığın Nedeni Endometriozis Olabilir
İçeriği Görüntüle

Sindirim kolaylığı nedeniyle kefirin geçmişten bu yana bazı ülkelerde lohusalarda ve çocuklarda tercih edildiği aktarılırken, günümüzde çocuklar, yetişkinler ve yaşlılar tarafından dengeli beslenme kapsamında tüketilebileceği belirtiliyor. Ancak gebelik, emzirme veya kronik hastalık durumlarında tüketim miktarının kişiye özel olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Kefir, sade olarak tüketilebildiği gibi, evde hazırlanırken meyve veya sebzelerle karıştırılarak farklı tatlar elde edilebiliyor. Uzmanlar, kefirin günlük beslenmede destekleyici bir gıda olarak yer alabileceğini, ancak tek başına hastalıkları iyileştirici bir ürün olarak görülmemesi gerektiğini hatırlatıyor.

Kaynak: Haber Merkezi