“Sokak kedileri sokaklarındı… Bıraktım onları ben kendiminkileri yetiştirdim. Bilseniz ne belirsiz şeylerdi. Belki o zamanlarda da yaşıyorlardı. Ama ne bilecektim. Hep o sokak kedileriyle uğraştım. Sonra aklım başıma geldi. Benimkileri yetiştirdim. Kendim gibi besledim hepsini.”

Gaziantepli yazar Onat Kutlar’ın “Kediler” isimli öyküsünden alıntıladığımız bu satırların aksine, bugünlerde Kavaklık Parkı’nda kedileri besleyen, ancak yalnızca beslemekle de yetinmeyip dostluk kuran onlarca insana rastlayabilirsiniz.
Kedilerle dostluk 10 bin yıl öncesine uzanıyor
Bir semtin sessiz sakinleri olarak varlıklarını sürdüren kedilerle insanlar arasındaki ilişki, yeni değil. Bilimsel araştırmalara göre bu bağ yaklaşık 9-10 bin yıl öncesi yani Neolitik döneme kadar uzanıyor.

Kıbrıs'ta kedi mezarı keşfi
Bu veriye dair en önemli bulgu ise Kıbrıs’ta keşfedilen “kedi mezarı.” Neolitik döneme ait olduğu belirlenen bu mezarda bir insanın kediyle birlikte gömüldüğü biliniyor. Bu tablo da bizlere, kedinin sadece bir “fare avcısı” olmadığı, insanla duygusal bağ kuran bir canlı olduğunu gösteriyor.
Kediler oksitosin seviyesini yükseltiyor
Kedilerle ilgili pek çok şey söylenmiş olsa da bunlardan birini tekrar etmekte fayda var. Geçtiğimiz yıl Japonya ve Avrupa’da yapılan çalışmalar, kedilerle geçirilen kısa etkileşimlerin insanlarda oksitosin seviyesini yükselttiğini ortaya koydu.

Okuldan çıkıp kedileri besliyor
Her ne kadar bağımsız varlıklar olsalar da insanlarla bir arada yaşamayı seçen kediler oldu.
Bugün Kavaklık Parkı’nda bu ilişki yalnızca kedilerle sınırlı değil; insanlarla kurulan küçük ama sürekliliği olan bir rutine dönüşmüş durumda. Sabah saatlerinde yürüyüş yapanların, öğleden sonra gölgede soluklananların arasında, plastik kaplara su koyan, poşetlerle mama getiren insanlara rastlamak mümkün.

Sabah ilk işi kediler için yol kenarların mama bırakmak olan bir ev hanımına da var okul çıkışı ilk iş olarak kedilere mama taşıyan bir öğretmen de…





