Gaziantep'te Yangın Çıkmadan Önlem Geldi
Gaziantep'te Yangın Çıkmadan Önlem Geldi
İçeriği Görüntüle

6 Şubat depremlerinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen somut bir adım atılmadığını söyleyen Bulut, "Neyi bekliyorsunuz? Yapı stoku envanterinin çıkarılması ve riskli yapıların belirlenmesi için yeni bir felaketin kapımızı çalmasını, binlerce insanımızın daha enkaz altında kalmasını mı bekliyorsunuz?" diyerek yetkililere seslendi.

İMO Genel Merkezi'nin yapı stoku envanteriyle ilgili çağrısını kamuoyuyla paylaşan Bulut, aynı büyüklükteki iki depremin farklı sonuçlar doğurmasının tesadüf olmadığını söyledi. Bir kentte binlerce insan yaşamını yitirirken başka bir kentte depremin yalnızca kısa süreli hayatı aksatmasının, "Kentlerin ne kadar bilinçli planlandığına, yapı stokunun ne kadar iyi tanındığına ve risklerin ne ölçüde yönetilebildiğine bağlı" olduğunu dile getirdi.

"6,8 milyon riskli konut var ama elimizde veri yok"

Türkiye'de yıllardır yapı güvenliği konusunda ciddi eksiklikler bulunduğunu hatırlatan Bulut, dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı tarafından 6,8 milyon riskli konut bulunduğunun açıklandığını anımsattı.

Buna rağmen bugün hâlâ birçok binanın hangi deprem yönetmeliğine göre yapıldığının, taşıyıcı sistemine sonradan müdahale edilip edilmediğinin, güçlendirme görüp görmediğinin ya da olası bir depremde nasıl performans göstereceğinin bilinmediğini vurgulayan Bulut, "Mevcut yapı stokuna ilişkin temel bilgilere bütüncül ve güvenilir biçimde sahip değiliz." dedi.

"Bu artık ihmal değil, açık bir tercih"

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin ardından yönetmeliklerin değiştirildiğini ancak uygulamada aynı hassasiyetin gösterilmediğini söyleyen Bulut, imar afları, ticarileşen yapı denetim sistemi ve liyakatten uzak uygulamaların 6 Şubat depremlerinde ağır sonuçlar doğurduğunu ifade etti.

"Bilimin ve mühendisliğin uyarılarını görmezden gelmek artık bir ihmal değil, açık bir tercihtir." diyen Bulut, yaşanan her depremden sonra sorumluluğun kadere yüklenmesini de eleştirdi.

"Yarın bunun hesabını kim verecek?"

Devletin deprem riskine karşı önlem almasının anayasal bir sorumluluk olduğuna dikkat çeken Bulut, "Yarın yaşanacak bir depremde yıkılan binaların, kaybedilen canların sorumlusu kim olacak? Doğa mı, kader mi, yoksa bilimin ve tekniğin uyarılarına kulak tıkayan idareciler mi?" sözleriyle çağrısını sürdürdü.

İMO'nun önerileri arasında, Türkiye genelinde yapı stoku envanterinin vakit kaybedilmeden çıkarılması, Ulusal Yapı Stoku Bilgi Sistemi kurulması, riskli binaların bilimsel yöntemlerle tespit edilmesi, güçlendirme ve dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması ile tüm verilerin düzenli olarak güncellenmesi yer aldı.

Kaynak: Haber Merkezi