Gaziantep'in tarihi çarşı bölgesinde bulunan ve farklı dönemlerde farklı amaçlarla kullanılan yapı, kentin hafızasında birçok isimle yer edindi. Zencirli Bedesten ve Hüseyin Paşa Bedesteni olarak bilinen yapı; dönem dönem Kasa Basamak, Adliye, Et ve Sebze Hali ile Turistik Çarşı olarak da anıldı. Eski Anteplilerin kullandığı isimlerden biri ise Antep ağzıyla “Gara Basambak”tı. Bu ismin nereden geldiğine ilişkin anlatılar ise Gaziantep'in yaklaşık iki asır öncesine uzanan tarihine kapı aralıyor.
Et haline iner, sebze haline çıkılırdı
1960'lı yıllarda binanın üç ayrı girişinin bulunduğu aktarılıyor. Alaüddevle Camisi tarafındaki girişten merdivenlerle aşağı inilerek et haline ulaşılırken, Eskisaray Caddesi tarafından merdivenlerle yukarı çıkılarak sebze haline gidiliyordu. Eskisaray Caddesi'ndeki girişte bulunan merdivenlerin iki yanında ise büyük siyah taş basamaklar yer alıyordu. Kara Basamak adının da ilk bakışta bu taşlardan kaynaklandığı düşünülüyor.
İsmin nedeni gerçekten kara taşlar mıydı?
Ancak anlatıya göre Kara Basamak isminin hikâyesi siyah bazalt taşlarla açıklanamayacak kadar eski. Gaziantep'in geleneksel mimarisinde siyah bazalt taşların evlerin hayatlarında ve cümle kapılarında yaygın biçimde kullanıldığına dikkat çekilerek, yalnızca taşın renginden hareket edilmesi halinde benzer yapıların da “kara kapı” ya da “kara hayat” olarak adlandırılması gerektiği savunuluyor. Kara Basamak adına ilişkin diğer anlatı ise Osmanlı döneminde yaşanan oldukça sert bir hesaplaşmaya dayanıyor.
Hikâye 1791 yılına uzanıyor
Aktarılan tarihsel anlatıya göre olayların geçmişi 1791 yılına kadar gidiyor. III. Selim döneminde Nuri Mehmet Paşa'nın idam edilmesinin ardından Kilis'ten Daltaban Mehmet Paşa'nın Antep'e geldiği belirtiliyor. Daltaban Mehmet Paşa'nın beraberinde getirdiği adamlarıyla kent halkı üzerinde baskı kurduğu, insanların mallarına ve hatta gelinlik kızların çeyizlerine kadar el koyduğu anlatılıyor. Elde ettiği servetle kendi adına cami ve konaklar yaptırdığı, uyguladığı baskının ise zaman içerisinde halkın büyük tepkisine neden olduğu aktarılıyor.

Kara Basamak'ta infaz anlatısı
Anlatının en çarpıcı bölümü ise bugün Kara Basamak olarak bilinen noktada yaşandığı belirtilen olaylar. Daltaban Mehmet Paşa'nın kendisine karşı çıkan halkı sindirmek amacıyla insanların başlarını bu basamaklarda kestirdiği ileri sürülüyor. Yaşananların boyutunu anlatmak için dönemin hafızasında Eskisaray Caddesi'nden aşağıya doğru “kan deresi aktığı”, Balıklı'dan akan suyun ise kan nedeniyle kızıl renge dönüştüğü anlatılıyor. Bu ifadelerin tarihsel olayların halk hafızasına aktarılış biçimini yansıttığını da göz önünde bulundurmak gerekiyor.
Antep halkı sonunda ayaklandı
Baskının artması üzerine halkın Daltaban Mehmet Paşa ve adamlarına karşı ayaklandığı aktarılıyor. Anlatıya göre ilk olarak Daltabanoğlu'nun adamlarından Kör Bilal öldürüldü. Kör Bilal'in başı ve kollarının kesilerek ayrı sırıklarda şehirde gezdirildiği, ardından Daltaban Mehmet Paşa'nın diğer adamlarının da etkisiz hale getirildiği belirtiliyor. Daltaban Mehmet Paşa ise şehirden kaçarak Rumkale'ye sığındı ve böylece hayatını kurtardı.
“Zalımın binası olmaz”
Halkın tepkisi Daltaban Mehmet Paşa'nın Antep'ten kaçmasıyla da sona ermedi. Aktarılanlara göre Antepliler, “Zalımın binası olmaz” diyerek Daltaban Mehmet Paşa'nın yaptırdığı cami ve konağı da yıktı. Kara Basamak isminin de çok sayıda insanın hayatını kaybettiği anlatılan bu basamakların taşıdığı kötü hatıralar nedeniyle ortaya çıktığı ileri sürülüyor.
Bir isim, iki farklı hikâye
Kara Basamak adının kökenine ilişkin böylece iki farklı açıklama ortaya çıkıyor. Bir görüş, ismin Eskisaray Caddesi tarafındaki büyük siyah taş basamaklardan geldiğini savunurken; kuşaktan kuşağa aktarılan diğer anlatı, ismi 18. yüzyılın sonunda burada gerçekleştirildiği belirtilen infazlara ve Antep halkının Daltaban Mehmet Paşa'ya karşı ayaklanmasına bağlıyor. Bugün Zencirli Bedesten olarak Gaziantep'in tarihi çarşı dokusunun önemli parçalarından biri olan yapı, farklı dönemlerde üstlendiği işlevlerin yanı sıra “Gara Basambak” adıyla da kentin sözlü tarihinin izlerini taşımaya devam ediyor.




