Gaziantep'te Antep fıstığı üretiminde yaşanan ekonomik sıkıntılar, zeytin hasadıyla birlikte yeniden gündeme geldi. Artan işçilik ve bakım giderleri karşısında ürününü düşük fiyatlarla satmak zorunda kalan çiftçiler, üretim maliyetlerini karşılamakta zorlanıyor. Ziraat mühendisi ve zeytin üreticisi Cindo Bozkaya, sofralık zeytinin üreticiden 35-45 TL'ye alındığını, işlendikten sonra ise 300-400 TL'ye kadar satılabildiğini belirterek çiftçinin kazanç sağlayamadığını söyledi. Üreticilerin alternatif tarım ürünlerine yönelmeye başladığını ifade eden Bozkaya, çözüm için kooperatifleşmenin önemine dikkat çekti.
Tarlada 45 TL, Tezgahta 400 TL

Sofralık zeytin hasadının başlamasıyla birlikte üretici ve tüketici fiyatları arasındaki fark yeniden tartışma konusu oldu. Komisyoncuların aldığı pay nedeniyle çiftçinin eline geçen tutarın daha da azaldığını belirten Bozkaya, zeytinin işlenerek satışa sunulmasının ardından fiyatların katlandığını söyledi.
Bozkaya, “Dün sofralık zeytin fiyatlarını sordum. Bana 40 ile 50 lira arasında olduğunu söylediler. Bu, çiftçiden alış fiyatı. Tabii komisyoncu kendi ücretini de düşerek çiftçiye ödeme yapıyor. Yani komisyoncular zeytini 40-50 liraya satıyor, kendi komisyonlarını da bu tutardan düşerek kalan parayı çiftçiye veriyor. Yani çiftçi zeytini 35-45 liraya satmış oluyor. Ama siz bu zeytini işleyip satışa hazır hale getirdiğinizde durum değişiyor. Mesela siyah zeytini tatlandırıp satışa sunduğunuzda fiyatı 300-400 lira civarına çıkabiliyor. Asıl kazanç da burada ortaya çıkıyor.” dedi.
Sofralık Zeytinini Yağlık Olarak Değerlendirecek
Zeytin üretiminde yaşanan fiyat sorununu kendi hasadından örnek vererek anlatan Bozkaya, sofralık zeytinlerini mevcut fiyatlardan satmak yerine yağ üretiminde kullanmaya karar verdiğini belirtti. Antep fıstığında yaşanan sorunların zeytinde daha ağır hissedildiğini ifade eden Bozkaya, şunları söyledi:
“Ben dün kendi zeytinlerimi topladım. Aralarında sofralık olanlar vardı, onları ayrı satmayı düşündüm. Komisyoncuları aradım, fiyatların 40 ile 50 lira arasında olduğunu söylediler. Ben de sofralık zeytinleri 45 liraya satacağıma, bunları da yağlık olarak değerlendirmeye karar verdim. Yani daha önce fıstıkta yaşadığımız sorunun bir benzeri, hatta daha kötüsü zeytinde yaşanıyor. Çiftçi burada da kazanamıyor.”

Bir Günlük Hasat İşçilik Giderini Karşılıyor
Zeytin üretiminde en büyük gider kalemlerinden birinin işçilik olduğunu vurgulayan Bozkaya, hasat sırasında toplanan ürün miktarının ağaçların verimine ve arazi koşullarına göre değiştiğini kaydetti. Günlük hasattan elde edilen gelirin yalnızca işçi maliyetine denk gelebildiğini belirten Bozkaya, bakım ve diğer tarımsal giderler hesaba katıldığında üreticinin zarar ettiğini ifade etti.
Bozkaya, “Zeytinin maliyetine baktığınızda, bir işçi günde en fazla 50 ile 70 kilo arasında zeytin toplayabiliyor. Eğer ağaçlardaki ürün tutma oranı düşükse, örneğin yüzde 30-40 seviyelerindeyse, toplama miktarı da azalıyor. Bir de hasadı biraz geciktirmişseniz, zeytinlerin bir kısmı yere dökülmüşse ve onları da toplamaya çalışıyorsanız bu miktar 50 kilonun altına kadar düşebiliyor. Şimdi 50 kilo zeytini 40 liradan sattığınızı düşünün. Elde ettiğiniz gelir 2 bin lira. Bu da zaten bir işçinin günlük maliyetine denk geliyor. Dolayısıyla çiftçi zeytinin bakımını, arazinin sürülmesini, budamasını, ilaçlamasını ve diğer bütün giderlerini kendi cebinden karşılamış oluyor. Yani çiftçi zararda diyebiliriz.” diye konuştu.

Üretici Yeni Ürün Arayışına Girdi
Tarımda yaşanan ekonomik sıkıntıların üreticileri farklı ürünlere yönelttiğini dile getiren Bozkaya, Antep fıstığı ve zeytinden beklediği geliri elde edemediği için sumak yetiştirmeyi değerlendirdiğini açıkladı. Çiftçilerin kendi iş gücünü maliyet hesabına dahil etmediğinde kazanç sağlıyormuş gibi göründüğünü belirten Bozkaya, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından mevcut tablonun endişe verici olduğunu söyledi.
Bozkaya, “Ben üreticilere baktığımda kendi durumumu da değerlendiriyorum. Mesela ekmem gereken arazilerim var. Fıstık eksem iki aydır ürünümü satamıyorum, zeytin eksem maliyetini kurtarmıyor. Şimdi yeni bir alternatif olarak sumak yetiştirmeyi deniyorum. Bu yıl sumak ekmeyi düşünüyorum. Bence çiftçi de kendi içerisinde bir arayışa girmiş durumda. Ekonomide iki türlü hesap vardır; finansçı hesabı ve muhasebeci hesabı. Finansçı gibi hesap yapıp kendi yevmiyenizi de maliyete eklediğinizde kazancınız olmuyor. Ama muhasebeci hesabıyla bakıp kendi emeğinizi hesaba katmazsanız, o zaman kurtarıyor gibi görünüyor. Yani kendiniz ve aileniz çalışıyorsanız ancak o şekilde bir şeyler kazanabiliyorsunuz. Aslında çiftçi zarar ediyor, hem de çok ciddi zarar ediyor. Fıstıkta zarar etmişti, şimdi zeytinde daha fazla zarar etmeye başlıyor. Sistem aynı şekilde dibe doğru gitmeye devam ediyor.” ifadelerini kullandı.

Yeni Sezonun Giderleri Şimdiden Endişelendiriyor
Hasadın ardından başlayacak yeni üretim dönemi de çiftçilerin mali yükünü artıracak. Gübreleme, arazi sürümü ve budama gibi işlemler için yeniden harcama yapılması gerektiğini hatırlatan Bozkaya, mevcut ürün gelirinin bu giderleri karşılamakta yetersiz kaldığını belirtti. Bozkaya, “Hepimiz önümüzdeki döneme bakıyoruz. Önümüzdeki ay gübreleme sezonu başlayacak. Şimdi arazilerin sürüm zamanı geliyor. Ardından budama yapılacak. Bunların hepsi ayrı birer maliyet. Bütün bu giderleri hesapladığınızda elde ettiğiniz ürün, verdiğiniz emeğin neredeyse yarısını bile karşılamıyor.” dedi.
Çözüm İçin Kooperatifleşme Çağrısı
Üreticinin kazancını artırabilmesi için ürünlerin işlenerek doğrudan tüketiciye ulaştırılması gerektiğini vurgulayan Bozkaya, bölgede kooperatifleşmenin yeterli düzeyde olmadığını söyledi. Çiftçilerin mevcut sistemde komisyonculara bağımlı kaldığını belirten Bozkaya, ortak üretim ve pazarlama modellerinin geliştirilmesi gerektiğine işaret etti. Bozkaya, “Çiftçi bir kooperatif aracılığıyla ürününü toplasa, işlese, tatlandırsa ve doğrudan tüketiciye ulaştırabilse asıl kazancı o zaman elde eder. Ancak Türkiye genelinde, özellikle de bizim bölgemizde kooperatifleşme yeterince gelişmediği için çiftçi mecburen ürününü toplayıp komisyoncuya veriyor. Sonuçta da eline ne kadar para geçerse onunla yetinmek zorunda kalıyor.” ifadelerine yer verdi.




