Anadolu’da Hattuşa’dan sonra Hititlerin en görkemli şehirlerinden biri olarak değerlendirilen Tilmen Höyük’te yürütülen kazılar, binlerce yıl öncesine uzanan bir yerleşimin izlerini ortaya koyuyor.

Kazı çalışmaları sonucunda höyüğün M.Ö. 3. binyılın son dönemlerinde büyük ve önemli bir şehir olduğu anlaşıldı. Kentin en erken yerleşim evresine ait plan ve orthostatlı duvarlar da yapılan çalışmalarla gün yüzüne çıkarıldı.

Anıtsal Yapılar Höyüğün Altından Çıktı

Arkeolojik kazılarda, höyüğün üzerindeki kalın moloz tabakasının altında anıtsal yapılar ortaya çıkarıldı. Bu yapılar arasında yer alan büyük bir yapının en erken evresi, planı ve orthostatlı duvarlarıyla Antakya yakınlarındaki Amik Ovası’nda bulunan Alalah Höyüğü’nün 7. katındaki saraya büyük benzerlik gösteriyor.

Dönemin siyasi yapısına ilişkin bilgiler de Tilmen Höyük’ün önemini ortaya koyuyor. Yamhad Krallığı’nın merkezinin Halep olduğu, Kral Yarım-Lim döneminde Alalah’ın bir süre krallığın başkenti olarak kullanıldığı biliniyor. Mari’de bulunan çivi yazılı bir belgede ise Yamhad’ın 20 krallıktan oluşan bir birlik olduğu aktarılıyor.

Gaziantep ve Hatay künefesi arasındaki fark ne?
Gaziantep ve Hatay künefesi arasındaki fark ne?
İçeriği Görüntüle

Bu bilgiler doğrultusunda Tilmen Höyük’teki sarayın en erken evresinin Erken Tunç Çağı’na, yaklaşık M.Ö. 2000 yılına ve Alalah’ın 7. tabakasına çağdaş olduğu düşünülüyor. Tilmen’in de bu 20 krallıktan birinin merkezi ve Yamhad Krallığı’na bağlı bir prenslik olduğu değerlendiriliyor.

Tonlarca Ağırlıktaki Taşlarla Korunan Şehir

Tilmen Höyük’teki antik şehir, iç ve dış kaleden oluşuyor. İki ayrı sur sistemiyle korunan kentin savunma yapıları, büyük ve düzgün kesme taşlarla inşa edilmiş.

Tonlarca ağırlıktaki taşlarla yükselen surlar, dönemin kent mimarisinin ve yerleşimin sahip olduğu gücün izlerini bugüne taşıyor. Kazamatlı duvar tekniğiyle yapılan surlar, birbirine yaslanan masif bloklardan oluşuyor.

Kentin ana girişinin doğu tarafında bulunduğu ve girişin iki yanında yer alan kapı aslanları tarafından korunduğu belirtiliyor.

Kazılarda ortaya çıkarılan araç-gereçler, çanak ve çömlekler, takılar, mühürler, orthostatlar ile çeşitli ziynet ve süs eşyaları ise eski Anadolu kültürleri arasındaki bağlantılara ve karşılıklı etkileşime ilişkin önemli bilgiler sunuyor.

Kazılar Yıllar İçinde Devam Etti

Tilmen Höyük’teki ilk kapsamlı kazı çalışmaları, Yesemek Heykel Atölyesi’ndeki araştırmaların sürdüğü dönemde U. Bahadır Alkım başkanlığında 1959 yılında başladı. Çalışmalar 1964 yılına kadar devam etti.

Aynı yıl kazılara ara verilerek Gedikli-Karahöyük’te çalışmalara geçildi. 1967 yılında bu höyük ve yakınındaki Kırışsal Höyük’teki çalışmalar tamamlandıktan sonra, 1969’da Tilmen Höyük’e yeniden dönüldü.

Kazılar dört yıl daha sürdürülerek 1972 yılında bölgedeki çalışmalara son verildi.

Tilmen Höyük Arkeopark Olarak Ziyarete Açıldı

Alandaki araştırmalar ilerleyen yıllarda yeniden devam etti. Bolonya Üniversitesi’nden N. Marchetti’nin yürütücülüğünde, İstanbul Üniversitesi’nden R. Duru ve Gaziantep Müzesi’nin katılımıyla sürdürülen çalışmalar sonucunda Tilmen Höyük, Arkeopark olarak ziyarete açıldı.

Bugün Tilmen Höyük, surları, anıtsal yapıları ve kazılarda ortaya çıkarılan buluntularıyla Gaziantep’in binlerce yıllık geçmişine ışık tutan önemli arkeolojik alanlardan biri olarak ziyaretçilerini ağırlıyor.

Kaynak: Haber Merkezi