Bu süreçte İngiltere, Musul üzerindeki hedeflerini gerçekleştirebilmek için Güney Anadolu’yu kontrol altına almayı planladı. Antep, Kilis, Birecik, Urfa ve Maraş bu planın merkezinde yer aldı.

İngiliz işgali ve baskı dönemi

İngilizler, VII. Ordu Karargâhı’nın kapatılmasını gerekçe göstererek 17 Kasım 1918’de Antep’e girdi. “Kışı geçirmek ve iaşe sıkıntısı çekmemek” bahanesiyle yapılan bu giriş, kısa sürede gerçek niyetin ortaya çıkmasına yol açtı. İşgal kuvvetleri, şehirde baskıyı artırdı; 23 Ocak 1919’da Antep’in önde gelen isimlerinden bazılarını, Ermeni olaylarıyla ilişkilendirdikleri iddiasıyla Halep’e, ardından Mısır’a sürgün etti.

12 Mart 1919’da ilan edilen sıkıyönetimle dükkânlar kapatıldı, halkın elindeki silahlar –ekmek bıçaklarına kadar– ölüm tehdidiyle toplandı. Bu uygulamalar, Antep halkının direniş azmini daha da güçlendirdi.

Antep’in Fransızlara devri

İngilizler, Musul hedeflerini garanti altına almak amacıyla 15 Eylül 1919’da Fransızlarla Suriye İtilafnamesi’ni imzaladı. Bu anlaşmayla Antep, Urfa ve Maraş Fransızlara bırakıldı. İngiliz birliklerinin çekilmesinin ardından Fransızlar, 27–29 Ekim 1919 tarihleri arasında Antep’e girerek işgali devraldı.

Üretimden İhracata Gaziantep'in Gücü
Üretimden İhracata Gaziantep'in Gücü
İçeriği Görüntüle

Antep halkı, bu işgali hiçbir zaman kabul etmedi. Şehir genelinde düzenlenen mitinglerle işgal protesto edildi; halk, kadın-erkek, genç-yaşlı tek vücut hâlinde direnişe hazırlandı.

1 Nisan 1920: Destansı direnişin başlangıcı

Fransız işgali sırasında şehir dışında çatışmalar yaşanırken, şehir içindeki direnişin fitilini 1 Nisan 1920’de Körüzçüzade Ahmet Efendi’nin tabancasından çıkan kurşun ateşledi. Bu tarih, Antep Savunması’nın simgesi hâline geldi.

Modern silahlara, toplara ve ağır kuşatmaya rağmen Antep halkı; sınırlı imkânlarla, açlık ve yokluk içinde büyük bir direniş sergiledi. Kadınlar cephane taşıdı, çocuklar haberci oldu, yaşlılar cephede mücadele verdi. Bu eşsiz direniş, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Ankara’da yakından takip edildi.

“Gazi” unvanının verilmesi

Şehrin tamamen kuşatma altında olduğu günlerde, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Antep’in kahramanca mücadelesini tarihe not düştü. 8 Şubat 1921’de TBMM’nin 147. birleşiminde, dönemin Bakanlar Kurulu Başkanı ve Millî Savunma Bakanı Fevzi Çakmak’ın teklifiyle Antep’e “Gazi” unvanı verildi. Böylece şehir, resmen Gaziantep adını aldı.

Ankara Antlaşması ve kurtuluş

Millî Mücadele’nin dönüm noktalarından biri olan Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılmasının ardından, 20 Ekim 1921’de Fransızlarla Ankara Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma, TBMM’nin önemli bir siyasi zaferi olarak tarihe geçti.

Antlaşmaya göre, Hatay hariç bugünkü Suriye sınırı belirlendi ve Fransa Misak-ı Millî’yi tanıdı. Fransız birlikleri 4 Kasım 1921’den itibaren Türk topraklarını terk etmeye başladı.

Türk ordusunun Gaziantep’e girişi

25 Aralık 1921’de, Maraş’ta bulunan Gaziantep Mıntıka Komutanlığı’na bağlı 59. Alay, halkın coşkulu karşılaması eşliğinde Gaziantep’e girdi. Sevinç gözyaşları, tekbirler ve alkışlar arasında şehir düşman işgalinden tamamen kurtuldu.

O gün, Gaziantep halkı adına Ömer Asım Aksoy’un yazdığı dizeler, bu tarihi anı ölümsüzleştirdi:

“Hoş geldiniz,
Siz ey şerefin kahramanları!
Yollarda kaldı, bekledi gözler bu anları…”

Antep Savunması, yalnızca bir şehrin kurtuluşu değil; topyekûn bir halkın inançla, fedakârlıkla ve vatan sevgisiyle yazdığı destanın adıdır. Gaziantep, bu onurlu direnişle adını Türkiye tarihine altın harflerle kazımıştır.

Kaynak: Haber Merkezi