İl merkezine 75 kilometre uzaklıkta bulunan ilçe, Fırat Nehri’ne komşu olmasıyla dikkat çekiyor. 1991 yılında ilçe statüsü kazanan Karkamış’ın nüfusu, 2024 yılı verilerine göre 9 bin 512 olarak açıklandı.
Geçim kaynağı tarım, toprakların yüzde 95’i verimli
Karkamış’ta ekonomik hayat büyük ölçüde tarıma dayanıyor. İlçe topraklarının yaklaşık yüzde 95’i tarıma elverişli düz ovalardan oluşuyor. Barak Ovası üzerinde yer alan ilçede özellikle zeytin, Antep fıstığı ve üzüm bağları öne çıkıyor. Hayvancılık ise daha sınırlı ölçekte yapılıyor.
Fırat Nehri ilçenin can damarı
İlçenin doğu sınırını oluşturan Fırat Nehri, Karkamış’ın en önemli doğal zenginliği konumunda. Nehre bağlı Karkamış, Kelekli ve Elifoğlu dereleri bölgedeki tarımsal sulamada kullanılıyor. Fırat üzerinde yapılan somon balığı üretimi ise ilçede dikkat çeken faaliyetler arasında yer alıyor.
Sanayi yok ama tarih her yerde
Karkamış’ta sanayi tesisleri ve büyük yatırım alanları bulunmuyor. Buna karşın ilçe, binlerce yıllık tarihiyle öne çıkıyor. Antik çağda Mezopotamya’nın önemli merkezlerinden biri olan Karkamış, Hititlerden Roma dönemine kadar birçok medeniyete ev sahipliği yaptı. Bugün Türkiye–Suriye sınırının sıfır noktasında yer alan Karkamış Antik Kenti’nde arkeolojik kazılar devam ediyor.
Antik kent ve demiryolu mirası
Karkamış Antik Kenti’nde iç ve dış şehir surları, tapınak kalıntıları ve hilani tipi yapılar dikkat çekiyor. Ayrıca 19’uncu yüzyılda hayata geçirilen Bağdat Demiryolu Projesi kapsamında Fırat Nehri üzerine inşa edilen tarihi demiryolu köprüsü, ilçenin simge yapıları arasında yer alıyor. Karkamış ve Akçakoyunlu tren istasyonları da kültürel mirasın önemli parçaları arasında bulunuyor.
Kuş göç yollarının üzerindeki ilçe
Karkamış yalnızca tarihiyle değil, doğal zenginlikleriyle de dikkat çekiyor. İlçe, 238 farklı kuş türünün göç güzergâhı üzerinde yer alıyor. Bu özellik, bölgeyi bilimsel araştırmalar ve doğa fotoğrafçılığı açısından önemli bir noktaya dönüştürüyor.
Sınırda, tarihle iç içe bir yaşam
Fırat’ın kıyısında kurulu Karkamış, sessiz yapısına rağmen Gaziantep’in en köklü tarihi miraslarından birini barındırıyor. Sınırın hemen dibinde, geçmişle bugünün iç içe geçtiği ilçe, sahip olduğu potansiyele rağmen hâlâ keşfedilmeyi bekliyor.





