Son zamanlarda sosyal medyanın da etkisiyle doğal taşlara olan ilgi oldukça arttı. Ruhsal ve bedensel anlamda şifa sağladığına inanılan doğal taşları, 13 yıldır Gaziantep’te doğal taş şifasıyla ilgilenen Prof lakaplı Şemsettin Uzunkaya gazetemize anlattı. Daha önce Zincirli Bedesten’de dükkanı bulunan Şemsettin Uzunkaya, iş yerinin depremde hasar almasından dolayı yine Zincirli Bedesten çevresinde yer alan yeni iş yerinde hizmet vermeye devam ediyor. Doğal taşların hem ticaretini hem de perakende satışını yaptıklarını söyleyen Uzunkaya, sahte taşlara karşı dikkatli olunmasını önerdi. Uzunkaya, sahte taşlardan korunmanın en güvenli yolunun uzman iş yerlerinden alışveriş yapmak olduğunu vurguladı. Piyasada sahte taşların sert plastik türevleri bulunduğunu ancak bunların gerçek taşların ağırlığını vermediğini belirten Uzunkaya, özellikle ay taşı, firuze ve mercanın en çok taklit edilen taşlar arasında olduğunu dile getirdi. Doğal taşların nasıl kullanılması gerektiğine değinen Uzunkaya, doğal taşlara arındırma işleminin nasıl yapılması gerektiğini anlattı.

“Uzman İş Yerlerinden Alınmalı”

Sahte taşlara denk gelmemek için bazı uyarılarda bulunan Uzunkaya, Ay taşı Firuze ve Mercanın en çok sahtesi yapılan taş olduğuna dikkat çekti. Taşın sahte olup olmadığının en başta ağırlığından anlaşılabileceğini söyleyen Uzunkaya, “Her taşın ağırlığı farklıdır. Taşların içindeki mineraller insanlardaki minerallerle aynıdır. Ancak oranlarının farklıdır. Bunu da taş uzmanları anlayabilir. Doğal taşlarda sahtesine denk gelmek istemiyorsanız birinci kural uzman iş yerlerinden almaktır. Gaziantep ve Türkiye’nin tamamında tezgahına üç beş tane koyup satan iş yerleri var. Bu kişiler kendileri de taştan çok anlamadığı için istemeden de olsa sahte taş satabiliyorlar.  Bu sebepten doğal taş alacak kişiler mümkün mertebe iş yerinin içine bakarak sadece doğal taş ağırlıklı mı satış yapılıyor diye bakmaları gerekir. Tamamıyla ya da ağırlıklı satışı taş ise oradan oradaki taşların gerçek olma ihtimali çok yüksek.” şeklinde konuştu.

“İşlenmiş Olsa da Taşın Özü Taştır”

Taşların sentetik türevlerinin de olduğuna dikkat çeken Uzunkaya, boyanmış ya da işlenmiş olsa da taşların özünün taş olduğunu söyledi. Uzunkaya, “Yani taş işlendiğinde asla ve kata enerjisinden bir şey kaybetmez. Taş işlendiğinde enerjisini kaybeder gibi bir kanı var. Ancak taş işlendiğinde tam tersi temizlenir. Çünkü taş insan gibi değil etrafında başka mineraller de vardır. Taşlar işlendiğinde ya da tamburlandığında etrafına daha çok enerji yayabilir.” ifadelerine yer verdi.

Biz Alternatif Bile Değiliz

Taşların; fizyolojik, biyolojik ve ruhsal olarak şifa kaynağı olduğunu belirten Uzunkaya, taşların şifalarını şöyle anlattı:

“Tabii ki önce tıp doktoruna başvurulmalı diyoruz. Çünkü taşlar ancak iyileşmeye yardımcı olur. Biz alternatif bile değil sadece yardımcıyız. Bazı taşların da büyüklüğü önemlidir. Mesela hastalıklarda ben bileklik ya da dizi kolye öneriyorum ten teması olduğu için. Bazıları kolye veya bileklik takmak istemiyor sadece üzerinde taşımak istiyor. Bu durumlarda taşın nazar, bereket gibi şifalarından faydalanabilirsiniz. Dünyada bilinen şifalı taşlar arasında benim için en şifalı taş ametisttir. Ametist taşının 30’a yakın enerjisi var. Bun enerjilerden bazıları stres, takıntı, yorgunluk, aşk, bağışıklık, kan temizleme, demans, migren gibi rahatsızlıklardır. Bizim kültürümüzde en çok kullanılan taşlardan biri de akiktir. Akik taşının damarlı, aga gibi üst forumları da vardır. Akik taşının faydaları arasında sindirim, romatizma, bağırsak sorunları,  bereket, akıl mantık gücü, anne bebek sağlığı vardır. Kehribarı ise genelde bebeklere öneriyorum. Taş deği reçine olan kehribarı, boyna takılması daha iyidir. Faydaları arasında çocuklarda diş salyası, diş ağrıları, troid, guatr, sindirim sistemi, yemek yeme, gaz, ateşli hastalıklar gibi rahatsızlıklar sayılabilir. Ay taşı hormonal dengeyi sağlayan bir taştır.  Ay taşı özellikle kadınlara; adet döngüleri, düşük önleme, kaliteli yumurta, nazar, korku, güzel rüya, iletişim gibi faydalar sağlar. Ay taşı, fiyatı diğerlerinden daha pahalı olduğu için Türkiye’de en çok sahtesi yapılan taşların başında gelir.”

“Rahatsızlığa Göre Taş Öneriyorum”

İnsanlar derdini, rahatsızlığını dinleyerek ona göre taş önerdiğini dile getiren Şemsettin Uzunkaya, “Taşları öneriyorum ve nasıl kullanacaklarını söylüyorum. İnsanlara arınmayı, nötrlemeyi, nasıl temizlemeleri gerektiğini, kimin dokunup dokunamayacağını anlatıyoruz. Ardından söylediği hastalıklara binaen taşlardan bileklik veya dizi kolye yapıyoruz. Bunun için özel tasarım da yapıyoruz. Ev için istediklerinde ise evin neresine koymaları gerektiğini söylüyoruz.  Bizde bir yasadır taşı severek aldığında enerjisi artar. Ancak görselliğin yanında olumlama yapıp nötrleyip takınca daha çok fayda sağlar.” dedi.

“Toprak bütün taşları arındırır”

Atölyede taşlara çok fazla kişinin dokunduğunu bu sebeple de taşları alan kişilere arındırmaları ya da nötrlemeleri gerektiğini söylediklerini vurgulayan Uzunkaya, “Toprak bütün taşları arındırır ama bazı taşlar suyu daha çok sever. Tabi bizim kullandığımız taşların yüzde 99’u toprağı sever. Toprakla arındırma yapamayacaklar için bir bardak su bir çay kaşığı tuz da arındırmak için yeterli. Örneğin yumurta büyüklüğünde bir ametist kütleyi tuzlu suda 10 dakika bırakmak yeterlidir. Toprakta ise 12 saat bırakmak yeterlidir. Daha fazla da bırakılsa bir zararı olmaz. Taş ilk alındığında toprak ya da tuzlu su ile arındırılmalı. Ancak daha sonra duru suyla arındırılması yeterli olacaktır. Örneğin el yıkarken bilekliğe duru su değdiğinde bile taş arınır. El yıkarken ise kazara sabun değmesi sorun değil. Ancak banyo yaparken kimyasala maruz kalmaması için çıkarılmasını öneriyorum.” şeklinde konuştu.

“Akik Türkiye’de Çok Yaygın”

Uzunkaya, son yıllarda en fazla rağbet gören doğal taşları sıraladı:

Son yıllarda ametist, sitrin, kaplan gözü, akik ya da agat, ay taşı, opsidyen, firuze ve oniks en çok rağbet gören taşlardandır. Taşların kendi aralarında da çeşitli renkleri var. Yani bir taşa tek bir renk olmayabilir. Bazı taşların 8-9 rengi vardır. Mesela kahverengi akik Türkiye’de çok yaygındır. İnsanlar siyah renk akik görünce şaşırıyorlar. Onun dışında beyaza yakın olanı, sudan çıkarılanı gibi farklı çeşit ve renkleri var.”

“Türkiye’de Taş Çıkıyor Ama İşlenmiyor”

Türkiye’de doğal taşlar çıkarılmasına rağmen sanayi anlamında gelişim sağlanmadığı için taş işlenmediğini söyleyen Uzunkaya, “Oysa ülkemizde çok değerli taşlar mevcut. Örneğin, Eskişehir bölgesinde bulunan kalsedon taşı, Kadıköy’e götürülüp oradan yurt dışına gönderiliyor. Yabancı ülkelerde işlenerek tekrar Türkiye’ye getiriliyor. Ne yazık ki, sanayi altyapımızın eksikliği ve hazırcı yaklaşım nedeniyle bu taşları kendi ülkemizde işleyemiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Fatma Gültekin