Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük şehri olan Gaziantep, Mezopotamya ile Akdeniz’in kesiştiği stratejik konumuyla tarih boyunca uygarlıkların gözdesi oldu.

Mezopotamya’dan günümüze uzanan köklü geçmiş

Anadolu’nun en eski yerleşim alanlarından biri üzerinde yükselen Gaziantep, Paleolitik Çağ’dan Osmanlı’ya kadar birçok medeniyetin izlerini bünyesinde barındırıyor. Hititler, Asurlar, Persler, Roma ve Bizans’tan Selçuklu, Memluklu, Dulkadiroğulları ve Osmanlı’ya uzanan bu tarihsel miras, kenti adeta açık hava müzesine dönüştürüyor. Tarihi İpek Yolu’nun buradan geçmesi ise Gaziantep’i her dönemde ticaretin ve kültürel etkileşimin merkezi haline getirdi.

Gaziantep Mutfağının Asırlık Sırrı
Gaziantep Mutfağının Asırlık Sırrı
İçeriği Görüntüle

Dülük’ten kaleye uzanan şehirleşme

Bugünkü Gaziantep’in tarihsel temelleri, antik Dülük Antik Kenti ve kale çevresinde şekillendi. Antik kaynaklarda Doliche olarak geçen Dülük, tarih boyunca önemli yolların kesişme noktasında yer aldı. Zamanla yerleşim, kale çevresinde yoğunlaşarak bugünkü şehir dokusunun temellerini oluşturdu.

Gaziantep Kalesi: Şehrin hafızası

Şehrin simgelerinden biri olan Gaziantep Kalesi, Roma döneminde gözetleme kulesi olarak inşa edildi. Bizans İmparatoru Justinianos döneminde bugünkü anıtsal yapısına kavuşan kale, Memluklar, Dulkadiroğulları ve Osmanlı dönemlerinde onarılarak günümüze kadar ulaştı. Kale, yalnızca bir savunma yapısı değil, Gaziantep’in yüzyıllara direnen hafızası olarak da öne çıkıyor.

Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan mücadele dolu yıllar

Tarihi kaynaklarda Antep adı Bizans döneminde 12. yüzyıldan itibaren görülürken, Haçlı Seferleri sırasında “Hantap” olarak anıldı. 1151’de Selçukluların, ardından Eyyubiler, Memluklular ve Dulkadiroğulları’nın hakimiyetine giren şehir, 1516 yılında Yavuz Sultan Selim’in Mercidabık Zaferi sonrasında Osmanlı topraklarına katıldı. Osmanlı döneminde imar edilen kent, uzun yıllar bölgenin önemli ticaret merkezlerinden biri oldu.

İşgal yılları ve “Gazi” unvanı

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından önce İngiliz, ardından Fransız işgaline uğrayan Antep, 10 ay 9 gün süren destansı bir direnişe sahne oldu. Kadınıyla, erkeğiyle topyekûn mücadele veren şehir, bu direnişin karşılığı olarak 8 Şubat 1921’de “Gazi” unvanını aldı. 25 Aralık 1921’de işgalden kurtulan Gaziantep, Cumhuriyet’le birlikte yeniden ayağa kalktı.

Sanayi, kültür ve gastronomiyle büyüyen bir metropol

Bugün Gaziantep; beş organize sanayi bölgesi, güçlü ihracat kapasitesi, uluslararası ulaşım ağları ve gelişmiş ticaret yapısıyla bölgenin lokomotif kenti konumunda. Bunun yanı sıra tarihi çarşıları, hanları, müzeleri ve mutfak kültürüyle de her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlıyor.

UNESCO tescilli mutfak

Antep fıstığı, baklava, katmer, beyran, kebaplar ve yüzlerce yöresel lezzetiyle Gaziantep mutfağı, 2015 yılında UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na dahil edilerek dünya çapında tescillendi. Bu unvan, Gaziantep’in sadece Türkiye’nin değil, dünyanın sayılı gastronomi merkezlerinden biri olduğunu da resmen ortaya koydu.

Tarihiyle direnen, sanayisiyle üreten, mutfağıyla dünyaya açılan Gaziantep; geçmişten aldığı güçle geleceğe emin adımlarla ilerleyen bir şehir olmaya devam ediyor.

Kaynak: Haber Merkezi