Liv Hospital Gaziantep Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Mustafa Çelik, çocukluk döneminde fark edilmeyen ya da tedavisi tamamlanmayan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu'nun (DEHB) yetişkinlikte iş, eğitim ve sosyal yaşamı önemli ölçüde etkileyebileceğini belirterek, erken tanı ve doğru tedavinin yaşam kalitesini artırdığını söyledi.
Yetişkinlerde DEHB'nin en belirgin belirtisinin dikkat dağınıklığı olduğunu ifade eden Dr. Çelik, ilgi çekici faaliyetlerde odaklanmanın kolay olmasına karşın toplantılar, eğitimler ve uzun süre dikkat gerektiren görevlerde ciddi güçlükler yaşanabildiğini dile getirdi.
Unutkanlık, eşyaları sık kaybetme, randevuları kaçırma, zamanı planlayamama ve işleri zamanında tamamlayamamanın DEHB'li bireylerde sık görüldüğünü belirten Çelik, dürtüsel davranışlar nedeniyle ani kararlar alınabildiğini ve bunun pişmanlıkla sonuçlanabildiğini ifade etti.

DEHB'nin yalnızca dikkat sorunlarıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Mustafa Çelik, sürekli sıkılma hissinin de önemli belirtiler arasında yer aldığını söyledi. Çelik, bu durumun bireylerin uzun süre aynı işte çalışmasını zorlaştırabildiğini, sık iş değiştirmelerine veya kariyer hedeflerine ulaşamamalarına neden olabildiğini kaydetti. Benzer sorunların özel yaşamda da görülebildiğini belirten Çelik, uzun süreli ilişkiler ile evlilik ve aile yaşamında çeşitli güçlükler yaşanabileceğini ifade etti.
Tedavi edilmeyen DEHB'nin depresyon, kaygı bozuklukları ve madde kullanım riskini artırabileceğine dikkat çeken Çelik, başarısızlık hissi ve motivasyon kaybının zamanla farklı psikiyatrik sorunlara zemin hazırlayabileceğini söyledi. Dikkat eksikliği belirtileri yaşayan yetişkinlerin mutlaka psikiyatri uzmanına başvurması gerektiğini vurguladı.
Yetişkin DEHB'nin tedavi edilebilen nörogelişimsel bir bozukluk olduğunu belirten Uzm. Dr. Mustafa Çelik, tedavi sürecinin kişiye özel planlandığını ifade etti. Çelik, ilaç tedavisi, psikoterapi ve yaşam tarzı düzenlemelerinin birlikte uygulanmasıyla dikkat eksikliğinin yol açtığı sorunların büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini, doğru tanı ve uygun tedavi sayesinde bireylerin yaşam kalitesinin arttığını ve gerçek potansiyellerine ulaşabildiklerini söyledi.




