Roma, Bizans ve Osmanlı imparatorluklarının merkezi olan; "İkinci Roma", "Yeni Roma", "Byzantion", "Konstantinopolis" ve "Konstantiniyye" gibi isimlerle anılan İstanbul, insanlık tarihinin en büyük dönüm noktalarına ev sahipliği yaptı. Yenikapı kazılarıyla antik geçmişinin 8 bin yıl öncesine dayandığı kanıtlanan kent, milattan sonra 4'üncü yüzyılda Büyük Konstantin'in burayı yeni imparatorluğun başkenti yapmasıyla küresel siyasetin merkezine oturdu.
İslam Dünyasının Vaat Edilmiş Şehri
Hazreti Muhammed'in "İstanbul muhakkak fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır. Onu fetheden ordu ne güzel ordudur." müjdesi, şehri İslam dünyası için yüzyıllar boyunca en büyük hedef haline getirdi. Emeviler döneminde düzenlenen 3 büyük sefer ve Abbasiler dönemindeki kuşatmalar bu motivasyonun ilk adımları oldu. Muaviye bin Ebu Süfyan komutasındaki ilk kuşatmaya katılan ve surlar önünde vefat eden Ebu Eyyüb el-Ensari'nin varlığı, 1453'e uzanan fethin en büyük manevi meşalesini yaktı.
Tarihin Gördüğü En Muazzam Strateji
Tarih boyunca Makedonlardan Avar Türklerine, İranlılardan Haçlılara kadar onlarca medeniyet tarafından kuşatılan şehir için son ve nihai harekatı Sultan 2. Mehmed başlattı. 1452'de Rumeli Hisarı’nı inşa ettirerek Bizans’ın deniz yardımını kesen genç sultan, surları yıkmak için devrin ötesinde büyük toplar döktürdü. 6 Nisan 1453'te başlayan kuşatmada, Osmanlı donanmasının Haliç’e girişini engelleyen devasa zincir karşısında 21 Nisan'ı 22 Nisan'a bağlayan gece 72 parça kadırga karadan yürütülerek Haliç'e indirildi. Bu askeri deha, savaşın seyrini tamamen değiştirdi.
29 Mayıs: Cihanşümul Bir Devletin Doğuşu
Tüm diplomatik çözüm arayışlarının sonuçsuz kalmasının ardından 29 Mayıs sabahı başlayan büyük taarruzla surlar aşıldı ve İstanbul fethedildi. Şehri yağmalatmayarak büyük bir hoşgörü örneği sergileyen ve fethin nişanesi olarak Ayasofya'yı camiye dönüştüren Sultan 2. Mehmed, "Fatih" unvanını alarak Osmanlı'yı cihanşümul bir imparatorluğa taşıdı.
"Dünya Tarihi Açısından Bir Kırılmanın Tezahürü"
Fethin tarihi önemine dair değerlendirmelerde bulunan tarihçi yazar Zafer Bilgi, bu zaferin askeri taktiklerin çok ötesinde bir küresel sarsıntı olduğunu belirtti. Bilgi, gemilerin karadan yürütülmesi, tekerlekli kuleler ve lağımcı birlikleri gibi çağın ilerisindeki yöntemlerin başarıyı getirdiğini vurgulayarak şunları aktardı:
"İstanbul'un fethi ile Hristiyan dünyasında artık üstünlüğün doğuya geçtiği düşünülmüş ve Doğu dünyasının Avrupa'ya hakim olma süreci başlamıştı. Avrupa'nın kendi iç sıkışmışlığıyla ortaya çıkan Rönesans ve reform süreçleri, bu fethin getirdiği sancıların bir doğumu niteliğindedir. Fatih Sultan Mehmed, fetihten sonra dini, kültürel ve sosyal yapıyı hızla geliştirerek İstanbul'u dünyanın en gözde merkezi haline getirmeyi hedeflemiştir. Bu fetih, Osmanlı'yı gerçek anlamda kuran ve devleti cihanşümul bir imparatorluğa dönüştüren ana esastır."




