Son dönemde yaşanan ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran olayların ardından suça sürüklenen çocuk meselesi yeniden tartışma konusu oldu. Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, meselenin basit ve tek boyutlu ele alınamayacağını belirtti. Yıldırım, “cebinde bıçak veya silahla dolaşan, en küçük bir tartışmada bilinçli şekilde can alan bir genci yalnızca yaşı üzerinden “çaresizliğin mağduru” olarak tanımlamak; ne adil ne de vicdanidir.” dedi.

Her Olay Aynı Başlık Altında Değerlendirilemez

Gençleri suça iten yapısal ve toplumsal sorunların göz ardı edilemeyeceğine dikkat çeken Yıldırım, “Suça Sürüklenen Gerçekten Çocuk mu? Son dönemde yaşanan ve hepimizi derinden sarsan olaylar, artık ertelenemez bir gerçeği açık biçimde ortaya koymuştur. Gençlerin suça sürüklenmesi meselesi, siyah–beyaz bir tartışma değildir. Bu alanda son derece ince ve hayati bir çizgi bulunmaktadır. Gençleri suça itebilen yapısal ve toplumsal sorunlar karşısında, hataya sürüklenen çocukların korunması, rehabilite edilmesi ve yeniden topluma kazandırılması konusunda hepimize düşen ortak bir sorumluluk vardır.” şeklinde konuştu.

MTV Ödemelerinde Son Günler
MTV Ödemelerinde Son Günler
İçeriği Görüntüle

Ne adil ne de vicdanidir

Bilinçli şekilde işlenen ağır suçların yalnızca yaş kriteri üzerinden değerlendirilmesinin adalet duygusunu zedelediği belirten Yıldırım, “Ancak cebinde bıçak veya silahla dolaşan, en küçük bir tartışmada bilinçli şekilde can alan bir genci yalnızca yaşı üzerinden “çaresizliğin mağduru” olarak tanımlamak; ne adil ne de vicdanidir. Ekmek veya bisiklet çalan bir çocuk ile, bilinçli şekilde bir başka gencin hayatını elinden alan kişiyi aynı başlık altında “suça sürüklenen çocuk” olarak değerlendirmek; hem gerçekten korunması gereken çocuklara haksızlıktır hem de kaybettiğimiz evlatların ailelerine karşı büyük bir adaletsizliktir.” İfadelerine yer verdi.

Kaybettiğimiz Gençlere Borcumuz Var

Yıldırım, “Gençleri suça iten nedenlerle kararlılıkla mücadele ederken; kasten işlenen ağır suçlarda caydırıcılığı sağlayacak, adalet duygusunu güçlendirecek bir hukuk düzeninin de aynı kararlılıkla tesis edilmesi gerekmektedir. Bu denge kurulmadığı sürece, benzer acıların yarın kimi, hangi aileyi bulacağını öngörmek mümkün değildir. Kaybettiğimiz gençlerin hatırasına karşı sorumluluğumuz, tam olarak budur.” diye konuştu.

Kaynak: Hatice Zengin