Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte doğada kene popülasyonunun artması, ölümcül sonuçlar doğurabilen Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riskini yeniden gündeme taşıdı. Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Nagihan Demir, virüsün özellikle "Hyalomma" cinsi kenelerin kan emmesi sırasında salgıladığı ağız sıvılarıyla veya kenelerin ezilmesi sonucu ortaya çıkan vücut sıvılarının ciltteki çiziklerden sızmasıyla insana bulaştığını ifade etti.
Piknik Alanları, Hayvancılık Bölgeleri ve Yüksek Otlara Dikkat
Kenelerin özellikle ahırlar, yüksek otların bulunduğu meralar, piknik alanları, su kenarları ve çalılık bölgelerde yoğun olarak görüldüğünü belirten Dr. Nagihan Demir, kişisel korunma tedbirlerini şu şekilde sıraladı:
"Açık alanlara çıkılırken pantolon paçalarının çorap içine sokulması, böcek kovucu spreylerin kullanılması ve riskli kırsal bölgelerde çizme tercih edilmesi korunmada oldukça etkili yöntemlerdir. Vücutta bir kene fark edildiğinde ise kesinlikle çıplak elle dokunulmamalıdır. Eldiven kullanılarak, bir pens yardımıyla kenenin ağız kısmından tutulup sağa sola hafif hareketlerle yavaşça çıkarılması gerekir. Çıkarma işleminin ardından bölge bol sabunlu suyla yıkanmalı, alkol veya tentürdiyot gibi dezenfektanlarla temizlenmelidir."

"İlk Belirtiler Ateş, Halsizlik ve Kusma"
KKKA virüsünün kuluçka süresinin genellikle 3 ila 5 gün olduğunu, bazı vakalarda ise bu sürenin 13 güne kadar uzayabildiğini dile getiren Dr. Demir, en sık görülen ilk şikayetlerin ateş, halsizlik, baş ağrısı, iştahsızlık, bulantı, kusma ve ishal olduğunu söyledi. Hastalığın ilerleyen safhalarda çok daha ciddi klinik tablolara yol açabileceğini vurgulayan Uzman Dr. Demir, "İlk günlerde yüz ve göğüs bölgesinde cilt altı kanamalar, gözlerde kızarıklık, el ve ayaklarda morluklar oluşabilir. İleri vakalarda ise kanlı kusma, kanlı ishal, idrarda kan gelmesi, burun ve vajinal kanamalar gelişebilir. Ağır olgularda karaciğer, böbrek ve akciğer yetmezliği görülebilir" uyarısında bulundu.
"Etkin Bir Aşısı Yok, Erken Tanı Hayat Kurtarıyor"
Hastalığa karşı tıp dünyasında henüz etkinliği kanıtlanmış resmi bir aşının bulunmadığını, Türkiye’de ve dünyada bilimsel Ar-Ge çalışmalarının devam ettiğini hatırlatan Dr. Nagihan Demir, tedavideki en temel yöntemin destek tedavisi olduğunu aktardı.
Gerekli durumlarda hastalara kan ve kan ürünleri desteği sağlandığını ifade eden Demir, "Kene teması yaşanması veya açık alan ziyaretleri sonrası bu klinik belirtilerin görülmesi halinde, vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. KKKA ile mücadelede erken tanı ve zamanında müdahale doğrudan hayat kurtarır" diyerek sözlerini tamamladı.




