Gaziantep, Türkiye’nin güneydoğusunda yer alan tarihi ve kültürel açıdan zengin bir şehir olarak öne çıkıyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük kenti olan Gaziantep; nüfusu, ekonomik potansiyeli, kültürel zenginlikleri ve büyükşehir statüsüyle metropol bir yapıya sahip.
Anadolu’nun ilk yerleşim merkezlerinden biri olan Mezopotamya ile Akdeniz Bölgesi’nin kesişme noktasında bulunan kent, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yaptı. Paleolitik, Neolitik, Kalkolitik ve Tunç çağlarından başlayarak Hitit, Hurri-Mitanni, Asur, Pers, Makedonya, Roma, Bizans, Selçuklu, Memluk, Dulkadiroğulları ve Osmanlı dönemlerine ait izler günümüze kadar ulaştı.

DÜLÜK’TEN KALEYE UZANAN TARİHSEL YOLCULUK
Gaziantep’in tarihsel kökleri, antik dönem yerleşimlerinden biri olan Dülük Antik Kenti ile doğrudan bağlantılı. Antik kaynaklarda “Doliche” olarak geçen bu yerleşim, tarih boyunca önemli bir yol ağının kesişim noktası oldu.
Kentteki yerleşim zamanla Gaziantep Kalesi çevresinde yoğunlaştı. Roma döneminde gözetleme kulesi olarak inşa edilen kale, Bizans İmparatoru I. Justinianos döneminde bugünkü görünümüne kavuştu. Kale, Memluklar, Dulkadiroğulları ve Osmanlılar döneminde çeşitli onarımlar geçirerek günümüze kadar ulaştı.

TARİH BOYUNCA EL DEĞİŞTİREN STRATEJİK ŞEHİR
Tarihi kaynaklara göre Antep, Bizans döneminde ortaya çıkarken, Haçlı Seferleri sırasında “Hantap” olarak anıldı. 12. yüzyıldan itibaren şehir; Anadolu Selçukluları, Zengiler ve Eyyubiler arasında el değiştirdi.
Selahaddin Eyyubi’nin 1183 yılında şehre girmesi, bölgenin tarihindeki önemli dönüm noktalarından biri oldu. Ardından Moğol istilası, Memluk hakimiyeti ve Dulkadiroğulları dönemi yaşandı.
- yüzyılda Yavuz Sultan Selim’in seferleri sonrasında kent Osmanlı topraklarına katıldı. Osmanlı döneminde hızla gelişen şehir, uzun yıllar ekonomik ve sosyal refah içinde varlığını sürdürdü.
KURTULUŞ MÜCADELESİNDEN “GAZİ” UNVANINA
I. Dünya Savaşı sonrası önce İngiliz, ardından Fransız işgaline uğrayan şehir, yaklaşık 10 ay süren direnişle tarihe geçti. Kadın, erkek, genç, yaşlı demeden verilen mücadele sonucunda Antep halkı büyük bir direniş örneği sergiledi.
Bu kahramanlık nedeniyle şehir, 8 Şubat 1921’de “Gazi” unvanını aldı ve 25 Aralık 1921’de işgalden kurtuldu.

UNESCO TESCİLLİ MUTFAK VE EKONOMİK GÜÇ
Günümüzde Gaziantep; sanayisi, ticareti ve ulaşım ağlarıyla bölgenin en önemli merkezlerinden biri konumunda. Beş organize sanayi bölgesiyle üretim gücünü artıran şehir, aynı zamanda gastronomi alanında da dünya çapında tanınıyor.
Antep mutfağı; baklava, katmer, beyran, lahmacun ve kebap çeşitleriyle öne çıkarken, UNESCO tarafından 2015 yılında “Yaratıcı Şehirler Ağı”na dahil edilerek tescillendi.

“BU KENTİ ANLATMAYA NE DİL NE KALEM YETER”
Ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin “Bu kenti anlatmaya ne dil, ne de kalem yeter” sözleri, Gaziantep’in tarihsel ve kültürel derinliğini özetler nitelikte.
Bugün Gaziantep, geçmişten gelen zengin mirası, güçlü ekonomisi ve eşsiz mutfağıyla hem Türkiye’nin hem de dünyanın dikkat çeken şehirleri arasında yer almayı sürdürüyor.





