Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamasına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Gaziantep'in MESEM kapsamında yaşanan çocuk işçi ölümlerinde nüfusa oranla Türkiye'de ilk sırada yer aldığını belirten Karaca, denetim mekanizmasının çöktüğünü ve çocukların ucuz iş gücü olarak kullanıldığını savundu. Kentteki işletmelerle yapılan protokollere de dikkat çeken Karaca, “Korkunç bir çantacılık hikayesiyle karşı karşıyayız” dedi. İşçi mahallelerinde gerçekleştirdikleri ev ziyaretlerinde gece geç saatlerde işten dönen çocuklarla karşılaştıklarını anlatan Karaca, “Gerçekten büyük bir nesil kaybıyla karşı karşıyayız” sözleriyle endişesini dile getirdi. Siyasi partilerin oy oranlarına yönelik seçim anketlerini de değerlendiren Karaca, “Hangi parti kaçıncı sırada olacak, ne kadar oy alacak? Bu anketlerin tamamı yanılacak” ifadelerini kullandı.

Anketlerin Tamamı Yanılacak

MESEM uygulamasına yönelik değerlendirmelerinin yanı sıra siyasi partilerin oy oranlarına ilişkin anketlere de değinen Karaca, seçim sonuçlarına yönelik araştırmaların gerçeği yansıtmayacağını savundu. Karaca, anketlerle ilgili, “Hangi parti kaçıncı sırada olacak, ne kadar oy alacak? Bu anketlerin tamamı yanılacak.” İfadelerine yer verdi.

Gaziantep Nüfusa Oranla Birinci Sırada

Çocuk Işçi-2

MESEM kapsamında çalışan çocukların yaşamını yitirmesine ilişkin Gaziantep'in durumuna dikkat çeken Karaca, kentin uygulamanın ilk denendiği yerlerden biri olduğunu belirterek, “Gaziantep, şu an var olan rakamlarla çocuk işçi ölümleri İstanbul'dan sonra ikinci sırada görünüyor. Ancak nüfusa oranladığımızda, memlekette MESEM kapsamında çalışan çocukların iş cinayetlerinde yaşamını yitirmesi bakımından birinci sırada yer alıyor. MESEM projesi açısından Gaziantep zaten çok özel bir yerde duruyordu. Bu proje ilk ortaya çıktığında deneme kentlerinden biri Gaziantep'ti. O dönemde burada ortaya çıkan çok temel problemler gözden kaçırılarak, üzeri örtülerek proje bütün ülkeye yaygınlaştırıldı. MESEM konusunu biz şöyle ele alıyoruz: Ülkede mesleki eğitim ihtiyacı olduğu çok açık. Bu ihtiyacı karşılamak üzere eğitim sistemimizde aslında pek çok eğitim programı vardı. Ancak MESEM projesinin başlatılmasının temel nedeni, usta-çırak ilişkisi içerisinde gelecek yıllara daha nitelikli iş gücü ve nitelikli bir ustalık ilişkisi bırakmak değildi. MESEM, daha çok sanayi üretiminde iş gücü maliyetlerinin ve işçilere ayrılan payların düşürülmesi ihtiyacından ortaya çıktı. Bu model oluşturulurken Avrupa'nın zararlarını görerek vazgeçtiği bazı uygulamalardan yararlanıldı. Avrupa ülkeleri, bu tür projelerin hem gelecek nesiller hem iş gücünün niteliği hem de çocukların çocuk olmaktan kaynaklanan hakları üzerindeki olumsuz etkilerini değerlendirerek kısa süre içerisinde bu uygulamalardan vazgeçmişti. Ancak bizim Millî Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin, MESEM'i neredeyse kariyer planının bir numaralı meselesi haline getirdi.” açıklamasında bulundu.

Dolorex nedir, ne için kullanılır?
Dolorex nedir, ne için kullanılır?
İçeriği Görüntüle

Ortaya Çıkan Rıza Üretilmiş Bir Rıza

Ailelerin ekonomik sıkıntılar nedeniyle çocuklarını MESEM'e yönlendirdiğini belirten Karaca, eğitimin toplumsal değerinin zayıflatıldığını savunarak, “Bugün MESEM'de karşı karşıya kaldığımız sorunların temelinde ailelerin yoksulluğu, geçim sıkıntıları ve eğitimin toplumda değerli bir unsur olmaktan çıkarılması yatıyor. Eğitim, insanın hayatını değiştiren, ufkunu genişleten ve ona yeni yaşam olanakları sunan bir değer olmaktan uzaklaştırıldı. Bir toplumda eğitim almanın kıymetsizleştiği, eğitim görmenin geçimini sağlamak için yeterli olmadığı koşullar yaratırsanız bunun sonuçları olur. Eğitim fakültesinden mezun olan bir gencin atanamadığı için kasiyerlik ya da kuryelik yapmak zorunda kalmasını toplumun değişmez gerçeği olarak kabul ettirirseniz ailelerin eğitime bakışını da değiştirirsiniz. Oysa eğitim yalnızca meslek sahibi olmak anlamına gelmez. Eğitim, insanın ufkunu geliştiren bir süreçtir. Ancak bugün bu temel değer toplumun elinden alınmış durumda. MESEM'in ailelerin ve çocukların kendi istekleriyle tercih ettiği bir sistem gibi gösterilmesinin temelinde de bu durum yatıyor. Gerçekte ise ortaya çıkan rıza, üretilmiş bir rızadır. Aileler yoksul, babalar işsiz. Abiler, ablalar eğitim görmüş ama eğitim aldıkları alanlarda iş bulamaz hale gelmişler. Yaşam koşulları giderek kötüleşiyor ve toplumsal yapıda bir çözülme yaşanıyor. Aileler de bu koşullar içerisinde çocuklarının uyuşturucu batağına ya da çetelerin içerisine girmesindense bir ustanın yanında, onun denetimi altında bulunmasını tercih eder hale geliyor. Bugün çok sayıda çocuk ve genç, ailelerinin yaşadığı yoksulluk nedeniyle MESEM'e yöneliyor. Bu artık bir tercih olmaktan çok zorunluluk haline gelmiş durumda.” Şeklinde konuştu.

MESEM'lerde Denetim Sistemi Tamamen Çökmüş Durumda

MESEM'lerde görev yapan öğretmenlerle görüştüklerini aktaran Karaca, denetim eksikliğinin hem çocukları hem de yetişkin işçileri olumsuz etkilediğini vurgulayarak, “MESEM'lerde ciddi bir denetim sorunu var. Biz biraz önce Eğitim-Sen'i ziyaret ettik. Onlarla birlikte bu konuda önemli çalışmalar yürütüyoruz. MESEM'lerde görev yapan öğretmenlerimiz ve eğitmenlerimiz de var. Onlar da çok açık biçimde şunu söylüyor: MESEM'lerde denetim sistemi tamamen çökmüş durumda. Birincisi, denetim yok. İkincisi, bir yetişkin işçi yerine beş çocuk işçi çalıştırmanın devlet tarafından desteklenir hale getirildiği bu program, iş yerlerindeki çalışma ilişkilerini de değiştirmiş durumda. Bu gençler ucuz iş gücü olarak kullanılıyor. Bunun yanında örgütlenemiyor, hak mücadelesi veremiyor ve iş yerlerinde karşılaştıkları haysiyet kırıcı muamelelere karşı seslerini yükseltemiyorlar. Bu durum yalnızca çocukları etkilemiyor. Yetişkin işçilerin halihazırda sahip olduğu hakların da geriye gitmesine neden oluyor. Çünkü çocuk işçilerin ağırlıkta olduğu iş yerlerinde diğer çalışanların da haklarını savunmasının önüne engeller çıkarılıyor.” diye konuştu.

Bu, Devlet Eliyle Çocukluğun Ortadan Kaldırılması Demek

Çocukların çalışma hayatında karşılaştığı şiddet ve istismar iddialarına değinen Karaca, MESEM uygulamasının durdurulması gerektiğini söyledi. Karaca, “Korkunç bir denetimsizlik var. Zaman zaman televizyonlara ve basına yansıyan şiddet, dayak olayları gündeme geliyor. Ancak bunlar yalnızca görünür hale gelen örnekler. Bize çok sayıda öğrenci ulaşıyor. Onlarla birlikte yürüttüğümüz özel çalışmalarımız da var. Gençler arasında ayrıca bir örgütlenmemiz bulunuyor. Bu çocukların maruz kaldığı şiddet, taciz, tecavüz ve istismar olayları öyle bir noktaya gelmiş durumda ki artık çocuklar arasında olağan karşılanmaya başlanıyor. Bu ne demek biliyor musunuz? Bu, devlet eliyle çocukluğun ilgası demek. Devlet eliyle çocukluğun ortadan kaldırılması demek. Bu, halkın çocuklarının geleceğinin bir bütün olarak ellerinden alınması anlamına geliyor. Biz bu nedenle MESEM uygulamasının bir an önce durdurulması gerektiğini düşünüyoruz. Mesleki eğitimin niteliği, toplumun eğitimden beklentileri ve çocukların ihtiyaçları birlikte değerlendirilerek yeniden ele alınmalı.” dedi.

Mesem-4

Kaynak Var, Ancak Ortada Bir Tercih Var

MESEM'in finansmanında kullanılan kamu kaynaklarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karaca, sorunun çözümünde bütçe tercihlerinin belirleyici olduğunu ifade ederek, “Yaşadığımız bu sorun, aslında çok daha büyük bir meselenin yalnızca bir halkası. Sosyal devlet ilkesinin giderek ortadan kaldırılmasıyla doğrudan ilişkili. Bütçenin halkın temel ihtiyaçları için değil, başka alanlara kaynak aktarmak üzere kullanıldığı bir ülkede insanlar bu sorunların çözümsüz olduğunu düşünebiliyor. Ama çözüm var. Bizim ülkemiz zengin bir ülke. Şu anda bütçe görüşmeleri yapılıyor. Telaffuz etmekte zorlandığımız büyüklükte rakamlar konuşuluyor. Bütçenin hangi kalemlere, ne kadar kaynak ayırdığını incelediğimizde aslında kaynak olmadığını değil, kaynakların nasıl kullanılacağına ilişkin bir tercih yapıldığını görüyoruz. Örneğin MESEM öğrencilerinin sağlık güvenceleri, iş yerlerindeki denetim süreçleri, öğrencilere ödenen ücretler ve okullarla işletmeler arasında yapılan protokollerin oluşturduğu ekonomik giderler İşsizlik Sigortası Fonu'ndan karşılanıyor. Bu fon, işçilerin ve emekçilerin alın teriyle oluşturulmuş bir fon. Siz bu kaynağı işçilerin işsizlik, hastalık, barınma ya da sağlık sorunları yaşadıklarında ihtiyaçlarını karşılamak yerine çocuk işçi çalıştırılmasını desteklemek amacıyla kullanıyorsanız burada bir siyasi tercih yapıyorsunuz demektir. Biz kaynakların işçilerden, emekçilerden, gençlerden ve çocuklardan yana kullanılmasını sağlayacak bir politik tercihin, bu sorunun çözümündeki en önemli adımlardan biri olduğunu düşünüyoruz.” açıklamasında bulundu.

Çocukların MESEM'e Neden Yönlendirildiği Araştırılmalı

Çocukların mesleki eğitime yönlendirilme nedenlerinin uzmanlar tarafından incelenmesi gerektiğini vurgulayan Karaca, ailelere sosyal destek sağlanması çağrısında bulundu. Karaca, “Öncelikle bu çocukların neden örgün eğitimin başka bir alanında değil de MESEM'de bulunduğunun araştırılması gerekiyor. Çocuk gelişim uzmanları, psikologlar, sosyal hizmet uzmanları ve toplum sağlığı alanında çalışan uzmanlar tarafından çocukların aileleriyle birlikte değerlendirilmesi lazım. Gerçekten çocuğun kendi becerileri, kapasitesi ve ihtiyaçları mı bu tercihi belirliyor? Yoksa ailenin yoksulluğu, anne babanın çaresizliği, toplum baskısı ya da yanlış yönlendirmeler mi etkili oluyor? Devletin öncelikle bunu ayırt etmesi gerekiyor. Bu değerlendirmeler sonucunda çocuğun çeşitli zorunluluklar nedeniyle MESEM'e yönlendirildiği ortaya çıkıyorsa, ailesinin ihtiyaçları karşılanarak örgün eğitime devam etmesi sağlanmalı. Bunun için bütçe ayrılmalı. Sosyal hizmet görevlileri görevlendirilmeli, eğitim programları oluşturulmalı ve ilave eğitim önlemleri alınmalı.” İfadelerine yer verdi.

Gaziantep'in Usta-Çırak Geleneği Bilimsel Eğitimle Desteklenmeli

Gaziantep'in köklü zanaat geleneğine dikkat çeken Karaca, mesleki eğitimin bilimsel ihtiyaç analizleri doğrultusunda planlanması gerektiğini savunarak, “Usta-çırak ilişkisi açısından gerçekten ihtiyaç duyulan alanlar varsa bunlar ayrıca ele alınmalı. Özellikle Gaziantep'te sanat ve zanaat alanlarını oluşturan önemli bir usta-çırak geleneği var. Önümüzdeki 10-15 yıl içerisinde bu alanlarda ne kadar nitelikli iş gücüne ihtiyaç duyulacağı bilimsel yöntemlerle belirlenmeli. Ardından bu ihtiyaçlara uygun özel eğitim programları hazırlanmalı. Ancak bugün yapılan bu değil. Gaziantep'in gastronomi kenti olması nedeniyle tanınan restoranlarında artık çocuklar çalışıyor. Gidip herkes bu işletmelere bakabilir. O restoranlarda yemek yiyenler, çalışan MESEM öğrencilerine şunu sorsun: Sen burada Antep mutfağının kadim bilgisini öğrenebileceğin bir iş mi yapıyorsun, yoksa tuvalet mi temizliyorsun? Asıl mesele, bu çocukların gerçekten mesleki eğitim alıp almadığıdır.” şeklinde konuştu.

Gaziantep'te Korkunç Bir Çantacılık Hikayesiyle Karşı Karşıyayız

Gaziantep'te MESEM kapsamında işletmelerle yapılan protokollere ilişkin ciddi iddialarda bulunan Karaca, işletmelerin yeterince denetlenmediğini öne sürdü. Karaca, “MESEM'lerde cemaat yapılanmasından da öte bir sorun var. Özellikle Gaziantep'te korkunç bir çantacılık hikayesiyle karşı karşıyayız. Burada Millî Eğitim Müdürlüğünün protokol imzaladığı işletmelerin, çocukları gerçekten protokolde belirtilen koşullarda çalıştırıp çalıştırmadığını denetleyen bir mekanizma yok. Her çocuk için devletin kasasından para çıkıyor. Ancak işletmelerin bu çocuklara mesleki eğitim verebilecek kapasiteye sahip olup olmadığı denetlenmiyor. Daha da ciddi bir iddiayı dile getireyim: Protokol imzalanan bazı şirketlerin gerçekten var olup olmadığı, üretim yapıp yapmadığı konusunda bile belirsizlikler bulunduğundan söz ediyoruz. Dolayısıyla burada yalnızca denetimsizlikten değil, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığından da bahsediyoruz. Halkın kaynaklarının, halkın çocuklarının aleyhine kullanıldığı açık bir çete düzeniyle karşı karşıya olduğumuzu düşünüyoruz. Bu düzenin ortadan kaldırılması gerekiyor.” dedi.

Meslek-6

Bir Tanesi Bile Ben Şunu Öğrendim Diyemiyor

Gaziantep'teki işçi mahallelerinde gerçekleştirdikleri ev buluşmalarından örnekler veren Karaca, çocukların çalışma koşullarına ilişkin gözlemlerini şu sözlerle anlattı:

“Biz geçtiğimiz hafta işçi mahallelerinde, evlerde buluşmalar yapıyoruz. Bu buluşmalar çok kalabalık ve çok iyi geçiyor. Akşam geç saatlere kadar sürüyor. Saat 22.00’den, 23.00’ten, hatta 23.30’dan sonra evin çocukları eve geliyor. Çocukların tamamı MESEM işçisi. Çocuklara ne iş yaptıklarını soruyorum. Oto tamirhanelerinden halı fabrikalarına, restoranlardan kahkecilere kadar her alanda çalışıyorlar. Onlara, “Çalıştığın süre içerisinde sana ne öğrettiler? Ne öğrendin? ‘Şunu öğrendim, bu bana gerçekten çok iyi oldu’ dediğin ne var?” diye soruyorum. İnanın, bir tanesi bile “Ben şunu öğrendim” diyemiyor. Gözlerinin altı çökmüş. Gerçekten büyük bir nesil kaybıyla karşı karşıyayız. Ülkemizde özellikle henüz ergenlik çağına gelmemiş çocuklarda, beslenme sorunları nedeniyle bodurluk ve kansızlık zaten çok temel problemler haline geldi. Yetersiz beslenme ve gelişimlerini sağlayacak temel unsurlardan mahrum kalmaları nedeniyle zaten bir nesil kaybı yaşıyoruz. Biz bir de bu çocukları dönen çarkların bir vidası haline getiriyoruz. Çok endişeliyim.”

Kaynak: Hatice Zengin