Türkiye’de gazetecilerin çalışma koşullarını ve özlük haklarını güvence altına alan 212 sayılı Basın İş Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 10 Ocak, her yıl gazetecilik mesleğinin toplumsal rolünün yeniden değerlendirildiği önemli bir gün olarak anılıyor.

Baskı Ve Risklere Rağmen

Gazetecilik, yalnızca yaşananları aktarmak değil; gerçeği araştırmak, doğrulamak ve kamuoyuna tarafsız biçimde sunmak anlamına geliyor. Toplum adına denetim görevi üstlenen basın mensupları, çoğu zaman zor şartlar altında, baskı ve risklere rağmen halkın haber alma hakkını korumak için görev yapıyor.

Özgür Ve Bağımsız Bir Basın

Bu noktada basın özgürlüğü, demokratik toplumların temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Özgür ve bağımsız bir basın; şeffaflığın, hesap verebilirliğin ve ifade özgürlüğünün en önemli güvenceleri arasında yer alıyor. Basın özgürlüğünün sınırlandığı toplumlarda ise doğru bilgiye ulaşmanın zorlaştığına dikkat çekiliyor.

Basın, Milletin Müşterek Sesidir

Akran Zorbalığı Nedir?
Akran Zorbalığı Nedir?
İçeriği Görüntüle

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün basına verdiği önem de 10 Ocak vesilesiyle bir kez daha hatırlatılıyor. Atatürk’ün,

“Basın, milletin müşterek sesidir.”

sözü, gazeteciliğin toplumla kurduğu güçlü bağı ve üstlendiği sorumluluğu özetler nitelikte görülüyor.

Yalnızca Bir Kutlama Günü Değil

Meslek temsilcileri, 10 Ocak’ın yalnızca bir kutlama günü olmadığını, aynı zamanda gazetecilerin karşı karşıya kaldığı sorunların, basın ahlakının ve mesleki dayanışmanın konuşulduğu bir farkındalık günü olduğuna vurgu yapıyor. Gazeteciliğin güçlenmesinin, basın özgürlüğünün korunması ve mesleki standartların yükseltilmesiyle mümkün olacağı ifade ediliyor.

Hakikatin peşinde, kamu yararı için kalem tutan ve kamera taşıyan tüm basın emekçileri, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde saygı ve dayanışmayla anılıyor.

Muhabir: Tülay Kara