Dünyanın en büyük ikinci makarna ihracatçısı konumundaki Türkiye, küresel ticarette yaşanan dalgalanmalara rağmen sektördeki gücünü korudu. Türkiye’nin makarna ihracatı, 2026 yılının ocak-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,5 artarak 485,5 milyon dolara yükseldi.
İhracat miktarı ise aynı dönemde yüzde 20,2 artışla 812,5 bin tona ulaştı. Böylece Türkiye, yılın ilk yarısında hem ihracat geliri hem de ihraç edilen ürün miktarında büyüme kaydetti.
İhracatın Üçte İkisi Güneydoğu’dan
Türkiye’nin makarna ihracatında Güneydoğu Anadolu Bölgesi öne çıktı. Bölgenin ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,5 artarak 328 milyon dolara ulaştı.
Güneydoğu Anadolu’nun Türkiye’nin toplam makarna ihracatından aldığı pay ise yüzde 67,6 olarak gerçekleşti. Böylece Türkiye’den ihraç edilen makarnanın yaklaşık üçte ikisi bölge tarafından karşılandı.
En Büyük Pazar Somali Oldu
Türkiye’den 134,1 bin ton makarna ihraç edilen Somali, 79,7 milyon dolarlık ihracatla ilk sırada yer aldı. Somali’yi 85,8 bin ton ve 47 milyon dolarla Gana takip etti.
Irak pazarında ise dikkat çekici bir toparlanma yaşandı. Geçen yılın ilk altı ayında 16,3 milyon dolara kadar gerileyen Irak’a yönelik makarna ihracatı, bu yılın aynı döneminde 45,5 milyon dolara yükseldi.
“Lüks Tüketim Düşerken Temel Gıda Ticareti Hızlandı”
Temel gıda ürünlerinin yaşamsal öneminin, küresel kriz dönemlerinde gıda sektörünü daha korunaklı hale getirdiğini belirten TİM Yönetim Kurulu Üyesi ve GAİB Hububat Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, şunları söyledi:
“Yılın ilk yarısında küresel ticareti derinden etkileyen dalgalanmalar yaşanırken, özellikle alım gücü hassasiyeti olan coğrafyalarda lüks tüketimde, hatta ikincil tüketim kalemlerinde ithalatın yavaşladığı görülüyor. Ancak söz konusu gıda güvenliği olduğunda, makarna ve ayçiçek yağı gibi temel tüketim ürünlerine yönelik küresel talebin hız kesmediğini söyleyebiliriz. Bu ürünlerin beslenme piramidindeki yaşamsal önemi, her türlü ekonomik krizin ve zorluğun ötesinde. Dünyanın içinden geçtiği çalkantılı süreçte, küresel maliyet baskıları nedeniyle dönemsel olarak rekabetçi fiyat avantajımızda belli yıpranmalar yaşasak da bu ürün grubundaki ihracat gücümüzü korumayı başardık. Bizi bu zorlu koşullarda ayakta tutan gücümüz; tedarik zincirindeki tartışılmaz güvenilirliğimiz, kriz anlarında dahi kesintisiz ürün sağlama esnekliğimiz ve pazar çeşitliliğimiz oldu.”
“Irak Pazarındaki İyileşme Lojistik Krizleri Telafi Etti”
Uluslararası deniz yolu taşımacılığında yaşanan sorunların küresel ticareti zorlaştırdığını ifade eden Kadooğlu, Türkiye’nin coğrafi konumu ile kara yolu lojistiğindeki avantajlarının bu süreçte yeniden önem kazandığını belirtti.
Kadooğlu, komşu ülkelerle ticari kanalların güçlendirilmesinin uzak pazarlarda yaşanan lojistik riskleri ve artan maliyetleri dengelediğini vurgulayarak şunları kaydetti:
“Uzak coğrafyalara yönelik ihracatta karşılaşılan lojistik riskleri ve artan maliyet baskılarını; karayoluyla doğrudan erişebildiğimiz komşu pazarlardaki ticari kanallarımızı yeniden yapılandırarak dengelemeyi bildik. Bu stratejik esnekliğin en net yansımasını, 30 milyon dolara yakın güçlü bir toparlanma ve büyüme ivmesi yakaladığımız Irak pazarında gördük. Bölgede ticari akışı zaman zaman sekteye uğratan lojistik ve operasyonel zorluklara rağmen bu iyileşmeyi sağlayabilmemiz son derece kıymetli. İnanıyoruz ki ticaretimizin önündeki bölgesel pürüzler tam anlamıyla aşıldığında, Irak pazarı bizim için o eski güçlü ve yüksek hacimli günlerine çok daha büyük bir ivmeyle dönecektir. Türkiye’nin makarna ihracatının yaklaşık üçte ikisini gerçekleştiren Güneydoğu Anadolu'nun güçlü üretim altyapısını ve karayolu ağlarındaki avantajlarını kullanarak Irak'ta sağladığımız bu artış, uzak coğrafyalarda karşılaştığımız küresel navlun krizlerini telafi eden önemli bir kaldıraç işlevi görmüştür. Önümüzdeki süreçte esnek üretim ve tedarik kabiliyetimizi katma değerli ihracatla harmanlayarak dünya pazarındaki ana oyun kurucu rolümüzü sürdüreceğimize inanıyoruz.”





