Yaşananların denetimsizlik, ihmal ve cezasızlık zincirinin sonucu olduğunu vurgulayan Parlakçı, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle hâlâ yüzleşmediğini ifade etti.
Parlakçı, Türkiye nüfusunun yüzde 75,8’inin aktif fay hatları üzerinde yaşadığını hatırlatarak, bu tabloya rağmen şehirlerin bilimsel verilere göre değil, rant odaklı anlayışla şekillendirildiğini söyledi.
Aynı fay hatlarında aynı hatalar sürüyor
6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremlerde on binlerce kişinin yaşamını yitirdiğini, yüz binlerce insanın yaralandığını belirten Parlakçı, yıkımın gerçek boyutlarının hâlâ tam olarak açıklanmadığına dikkat çekti. Buna rağmen sorumluluğun açık olduğunu dile getiren Parlakçı, “Kentlerimiz aktif fay hatları üzerinde kurulmaya devam ediyor. Merkezler taşınmıyor, riskli alanlar boşaltılmıyor. Aynı yerlere, aynı anlayışla binalar yapılıyor” dedi.
Bu yaklaşımın yeni depremlerde benzer acıların tekrar yaşanmasına zemin hazırladığını vurgulayan Parlakçı, bilimsel şehircilik yerine betonlaşmanın tercih edildiğini söyledi.
Deprem raporu lüks haline geldi
Deprem risk raporlarının vatandaş için erişilebilir olmaktan çıktığını belirten Parlakçı, maliyetlerin birçok aile için ciddi bir engel oluşturduğunu ifade etti. Basit dayanıklılık raporlarının 5 bin ile 20 bin TL arasında değiştiğini, detaylı analizlerin ise 100 bin TL’yi aşabildiğini aktaran Parlakçı, bu durumun insanları çaresiz bıraktığını söyledi.
Riskli çıkan binalarda yaşamanın mümkün olmadığını, ancak taşınmanın da ayrı bir yük getirdiğini dile getiren Parlakçı, güvenli bir eve geçmenin bugünkü koşullarda en az 150 bin–200 bin TL’lik bir maliyet anlamına geldiğini kaydetti.
Vatandaş çaresiz, sistem sessiz
Asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığı, yoksulluğun yaygınlaştığı bir tabloda deprem güvenliğinin “kişisel bütçeye bırakıldığını” söyleyen Parlakçı, ortalama gelire sahip vatandaşların bile risk raporu alamadığını belirtti. Bu durumun ciddi bir toplumsal risk yarattığını ifade etti.
Hükümete net ve somut çağrı
Parlakçı, yapılması gerekenlere ilişkin taleplerini de açık bir dille sıraladı. Tüm kamu binalarının bağımsız ve bilimsel ölçütlerle denetlenmesi gerektiğini belirten Parlakçı, depreme dayanıksız yapıların derhal boşaltılmasını istedi. İmar aflarının tamamen kaldırılması, yapı denetiminin kamusal sorumluluk haline getirilmesi ve deprem vergilerinin şeffaf biçimde kullanılması çağrısında bulundu.




