Türkiye’de asgari ücretin illerin veya bölgelerin ekonomik koşullarına göre belirlenmesini öngören bölgesel asgari ücret sistemi yeniden tartışılmaya başlandı. İşveren kesiminden gelen taleplerle gündeme taşınan modele karşı çıkan işçi sendikaları, uygulamanın çalışanlar arasındaki gelir farkını derinleştirebileceğini savunuyor.

Hürriyet.com yazarı Noyan Doğan’ın köşesinde aktardığı konuya ilişkin geçmiş yıllarda çeşitli çalışmalar yapılmasına rağmen ülke genelinde uygulanması yönünde herhangi bir adım atılmadı.

Ücretler Yaşam Maliyetine Göre Belirleniyor

Bölgesel asgari ücret; kira, ulaşım, gıda ve diğer temel harcamaların yüksek olduğu şehirlerde daha fazla, yaşam maliyetinin düşük olduğu bölgelerde ise daha az ücret belirlenmesini öngörüyor.

Bu sistemde ülke genelinde tek bir asgari ücret yerine, bölgelerin ekonomik ve sosyal koşullarına göre farklı ücretlerin uygulanması amaçlanıyor.

Türkiye Geçmişte Bu Modeli Denedi

Türkiye’de bölgesel ve sektörel asgari ücret uygulamaları ilk kez gündeme gelmiyor. Farklı ücret modelleri 1951, 1967, 1969 ve 1973 yıllarında bazı iller ile sektörlerde hayata geçirildi.

Bu dönemlerde büyükşehirlerde belirlenen asgari ücretlerle bazı doğu illerindeki ücretler arasında önemli farklılıklar oluştu. Uygulamanın eşitlik ilkesine uygun olmadığı yönündeki değerlendirmelerin ardından ülke genelinde tek asgari ücret sistemine geçildi.

İstihdama Etkisi Beklentiyi Karşılamayabilir

Bölgesel asgari ücret modeli geçmiş yıllarda kamu kurumlarının yürüttüğü çalışmalarda da ele alındı. Yapılan değerlendirmelerde, sistemin istihdam artışına beklenen ölçüde katkı sağlamayabileceği ve çalışanların geçim koşullarını zorlaştırabileceği belirtildi.

Özellikle düşük ücret uygulanacak bölgelerde çalışanların alım gücünün gerileyebileceği ve gelir eşitsizliğinin daha görünür hâle gelebileceği değerlendiriliyor.

Dünyada Farklı Uygulamalar Bulunuyor

Bölgesel asgari ücret modeli, başta eyalet sistemiyle yönetilen ülkeler olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinde uygulanıyor. Portekiz, Çin ve Japonya’da da bölgelere göre farklılaşan ücret uygulamaları bulunuyor.

Ancak bu ülkelerin sosyal güvenlik sistemleri, ekonomik yapıları ve ücret politikalarının Türkiye’den farklı olması nedeniyle aynı modelin doğrudan uygulanmasının kolay olmayacağı ifade ediliyor.

Bölgelerin Sınırları Nasıl Belirlenecek?

Sistemin hayata geçirilmesi hâlinde bölgelerin hangi ölçütlere göre oluşturulacağı en önemli tartışma başlıklarından biri olacak.

Kişi başına düşen gelir, satın alma gücü, kira fiyatları, ulaşım giderleri ve temel yaşam maliyetleri gibi birçok göstergenin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Bu nedenle tüm tarafları kapsayan adil bir ücret yapısının oluşturulmasının oldukça güç olabileceği belirtiliyor.

Emekli Maaşlarını Da Etkileyebilir

Bölgesel asgari ücretin yalnızca çalışanların mevcut gelirlerini değil, sosyal güvenlik sistemini ve gelecekte bağlanacak emekli aylıklarını da etkileyebileceği değerlendiriliyor.

Daha düşük ücret belirlenen bölgelerde sosyal güvenlik primlerinin de düşük tutarlardan ödenmesi hâlinde SGK’nin prim gelirleri azalabilir. Çalışanlar ise düşük prime esas kazanç nedeniyle emeklilik döneminde daha düşük aylıklarla karşılaşabilir.

Yüksek Ücretli Şehirlere Göç Riski

İller arasında oluşacak ücret farklılıklarının iç göçü hızlandırabileceği belirtiliyor. Çalışanların daha yüksek asgari ücret uygulanan şehirlere yönelmesi, düşük ücretli bölgelerde iş gücü kaybına yol açabilir.

Yüksek ücret sunulan büyükşehirlerde ise nüfus ve barınma baskısının artabileceği, kira ve ulaşım maliyetlerinin daha da yükselebileceği ifade ediliyor.

Yorumlar