Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) tanımına göre süper hücre; “kendi etrafında dönen, uzun ömürlü ve yoğun dikey rüzgârlara sahip en şiddetli oraj (gök gürültülü fırtına) türü” olarak biliniyor.

3 Mayıs Pazar günü Gaziantep, Kilis ve Şanlıurfa’da etkili olan bu sistem; ağaçların kökünden sökülmesine, çatıların uçmasına ve bazı bölgelerde hortum görülmesine neden oldu.
Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde dev hortumlar dikkat çekerken, birçok kullanıcı yaşananları “Burası ABD değil, Şanlıurfa” notuyla paylaştı.

Süper hücre nasıl oluşuyor?

Meteoroloji verilerine göre bu tür fırtınalar üç temel koşulda ortaya çıkıyor:

Yerden sıcak ve nemli havanın hızla yükselmesi
Üst atmosferin daha soğuk olması
Rüzgârın yükseklikle yön ve hız değiştirmesi

Bu şartlar bir araya geldiğinde atmosfer “kararsız” hale geliyor ve süper hücre gelişiyor.

‘Bilimkurgu sahnesi gibi’

Meteoroloji yüksek mühendisi Kutay Mıhlıardıç, yaşanan tabloyu “bilimkurgu filminin açılış sahnesi”ne benzetti.

Mıhlıardıç, Türkiye’nin güneydoğusunda hortum ve dolu görülürken Avrupa’da yaz sıcaklarının yaşanmasına dikkat çekerek, bu çelişkili durumun tesadüf olmadığını vurguladı.

Mıhlıardıç’a göre sürecin başlangıç noktası Kuzey Kutbu. Kuzey yarımkürede kış biterken, deniz buzullarının rekor seviyede eridiğini ve ısınan okyanus sularının, dünyanın “soğutucu” sistemini bozduğunu ileri süren Mıhlıardıç, 3 kentte görülen süper hücrenin sebebini şöyle özetledi:

“Kutup bölgesindeki dondurucu havayı hapseden rüzgar bariyeri (kutup girdabı) zayıfladı ve okyanus akıntılarındaki yavaşlama sistemin dengesini sarstı. Sonuç? Kuzey'in soğuğu, değişen okyanus akıntıları sebebiyle, kapağı açık kalmış bir buzdolabı gibi Batı Avrupa'dan değil Doğu Avrupa'dan güneye, üzerimize doğru akmaya başladı.”

2030 vurgusu: Süreç çoktan başladı

Yaşananların temelinde İklim değişikliği olduğunu belirten Mıhlıardıç, şu değerlendirmede bulundu:
“Küresel ısınma doğa olaylarını yoktan var etmez; süresini uzatır, etki alanını genişletir ve şiddetini artırır.”

Öte yandan Türkiye’nin dünyada “iklim krizine en az inanan ülkeler arasında” bulunduğunu belirten Mıhlıardıç, “Şu an pencereden dışarı baktığınızda görüyorsunuz, yaşıyorsunuz ve bizzat şahit oluyorsunuz. Artık 2030'lara yaklaşıyoruz. Onlarca yıl önce bilim insanlarının bilgisayarlarda çalıştırdığı o ‘felaket senaryosu’ iklim simülasyonlarının tam içindeyiz.​ Süreç ‘başlayacak’ değil; süreç başladı, çoktan başladı” dedi.

Uzmanlara göre süper hücre gibi aşırı hava olayları tamamen yeni değil. Ancak bu tür sistemlerin daha sık ve daha yıkıcı hale gelmesi, iklimdeki değişimin artık sahada açık biçimde hissedildiğini gösteriyor.

Yorumlar