Gaziantep’in köklü kültürel geçmişinde düğünler, yalnızca iki kişinin evlenmesiyle sınırlı kalmıyor, mahalle halkının, akrabaların ve dostların katıldığı geniş törenlerle gerçekleştiriliyordu. Eski Antep düğünlerinde damadın camiye götürülmesi, mumlarla karşılanması, arkadaşlarının şakalarına maruz kalması ve düğün gecesine ilişkin çeşitli inanışlar önemli bir yer tutuyordu. Günümüzde büyük ölçüde unutulan bu gelenekler, 1933 yılına uzanan yazılı kaynaklarda ayrıntılarıyla anlatılıyor. 

Görsel Notu: Haberde kullanılan manşet fotoğrafı orijinal arşiv fotoğrafıdır. Diğer görseller ise dönemin düğün geleneklerini yansıtmak amacıyla yapay zeka ile oluşturulan tarihî canlandırmalardır.

Damadın İki Yanında Mumlar Yakılırdı

Eski Antep düğünlerinde damat, nikâh duası için camiye götürülürken iki yanında yanan mumlarla yürürdü. Ağaç dallarını andıran özel şamdanların her birinde 8 ila 10 mum bulunur, şamdanlar renkli kâğıtlarla süslenirdi.

Bu şamdanları damadın sağında ve solunda yürüyen iki kişi taşırdı. Sağdıç olarak adlandırılan bu kişiler, görevleri karşılığında herhangi bir hediye almazdı. Bu karşılıksız emek, Antep'te kullanılan “Emeğim sağdıç emeğine döndü” atasözünün de ortaya çıkmasına neden olmuştu.

Damat Camiye İlahilerle Götürülürdü

Damat camiye götürülürken düğün alayında gazeller, ilahiler ve koşmalar okunurdu. Camide imam tarafından nikâh tazeleme ve dua yapılırdı. Yaz aylarında caminin avlusunda halka şeklinde oturularak gerçekleştirilen dua, kış aylarında caminin içerisinde yapılırdı. Duanın ardından damat önce imamın, ardından da orada bulunan yaşça büyük kişilerin ellerini öperdi.

Dönüş yolunda ise düğün alayının havası değişirdi. İlahilerin yerini türküler, şarkılar, gazeller ve şakalar alırdı. Damat, camiye giderken kullanılan yoldan farklı bir güzergâh izlenerek evine getirilirdi.

Damada İğne Batırılırdı

Eski Antep düğünlerinin dikkat çekici geleneklerinden biri de damada yapılan şakalardı. Camiye gidiş ve dönüş sırasında arkadaşları damada iğne batırırdı. Damat ise bu şakalara karşılık vermeden yürümek durumunda kalırdı. Düğün alayındaki bu uygulama, dönemin eğlence anlayışının bir parçası olarak aktarılıyor.

“Allah Seni Oğlunun Köşküne Oturttura”

Damat eve döndüğünde kendisi için hazırlanan ve köşk adı verilen özel oturma yerine geçerdi. Ancak damattan önce babası kısa bir süre bu yere otururdu. Bu gelenek, Antep'te babalara yönelik kullanılan “Allah seni oğlunun köşküne oturttura” duasının da temelini oluşturuyordu.

Söz konusu dua, bir babanın oğlunun evliliğini görmesini ve onun mutluluğuna tanıklık etmesini ifade ediyordu.

Arkadaşları Damadın Gitmesine İzin Vermezdi

Damat köşkte bir süre oturduktan sonra gelinin yanına gitmek isterdi. Ancak arkadaşları hemen gitmesine izin vermez, kendi aralarında şakalaşmaya başlardı. Bazıları damadın gitmesi gerektiğini savunurken bazıları da misafirlerini bırakmasının ayıp olacağını söyleyerek karşı çıkardı. Bu sırada damadın heyecanı da şakalara konu olurdu. Arkadaşları, kalbinin hızlı çarptığını söyleyerek damadı utandırmaya çalışırdı. Damat bazen gelinin yanına gittikten birkaç dakika sonra yeniden arkadaşlarının yanına çağrılırdı. Eğlence ve şakalaşmalar bir süre daha devam eder, sonunda misafirler dağılırdı.

Gelin ve Damat Arasında İlk Adım Yarışı

Düğün gecesine ilişkin inanışlar da eski Antep geleneklerinde önemli bir yer tutuyordu. Damat, gelinin bulunduğu odaya girdikten sonra iki rekât namaz kılar ve evliliğinin hayırlı olması için dua ederdi. Ardından gelinin duvağını açardı. Ancak bu sırada ilginç bir inanış devreye girerdi. Damadın sağ ayağını gelinin sağ ayağının üzerine önce koyması durumunda evlilik boyunca sözünün geçeceğine inanılırdı. Gelin daha hızlı davranıp aynı hareketi önce yaparsa bu kez evlilikte onun sözünün geçeceği düşünülürdü. Bu uygulama, dönemin aile içi otorite anlayışını yansıtan geleneklerden biri olarak dikkat çekiyor.

Kaynak: Asım Mıhçıoğlu'nun, Şakir Sabri Yener'in 1933 tarihli yazısından yararlanarak aktardığı eski Antep düğün gelenekleri.

Fotoğraf: Faruk Lök – Damat alayı.

Yorumlar