Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri verilerine göre, bölgenin toplam 4,8 milyar dolarlık ihracatının önemli bölümünü hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü oluşturdu.

Sektörün ihracatı miktar bazında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,4 geriledi.

Yılın ilk beş aylık döneminde 497,3 bin ton makarna, 332,8 bin ton buğday unu ve 203,2 bin ton ayçiçek yağı ihraç edildi.

Ayçiçek Yağı Zirvedeki Yerini Korudu

İhracatta en yüksek gelir ayçiçek yağından elde edildi.

Ayçiçek yağı ihracatı yüzde 22,7 artış göstererek 331,5 milyon dolara yükseldi. İkinci sırada yer alan makarna ihracatı ise yüzde 8,8 artışla 269 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.

Bu dönemde ortalama ihracat birim fiyatlarındaki artış yüzde 1,3 olurken, Orta Doğu ülkelerine yapılan ihracat yüzde 12,3 düşüşle 591,9 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Afrika pazarına yapılan ihracat ise yüzde 15,9 artışla 535,2 milyon dolara ulaştı.

Yeni Ticaret Hatlarına Dikkat Çekti

Küresel ticarette yaşanan gelişmelerin güvenilir kara koridorlarının önemini artırdığını belirten Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, şunları söyledi:

“Orta Doğu’da artan çatışmalar ve Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlikler, tedarik zincirlerinde güvenilir kara koridorlarının inşasını artık bir zorunluluk haline getirmiştir."

"Bu bağlamda bölgesel istikrarın giderek tahkim edildiği Suriye sahasındaki normalleşme adımları, sadece komşu ülke olarak ticari hacmimizi büyütmekle kalmıyor, tüm bölgenin gıda arz güvenliğine yanıt veren stratejik bir zemin sunuyor. İslahiye ve Nusaybin gibi kapıların tam kapasiteyle devreye alınma hazırlıkları, Kalkınma Yolu vizyonuyla birleştiğinde meseleyi ikili ticaretin çok ötesine taşıyacaktır."

Türkiye-Suriye-Ürdün ve Suudi Arabistan hattının kesintisiz bir transit rotaya dönüşmesi, sanayicimizin ürettiği temel gıda ürünlerinin en kısa sürede Körfez'in derinliklerine ulaşabilmesini sağlayacaktır. Dünyanın en büyük buğday unu, rafine ayçiçek yağı ve makarna ihracatçılarından biri olarak sahip olduğumuz üretim kapasitesini, yeni açılan lojistik arterlerle birleştireceğiz."

"Suriye'nin yeniden inşası sürecinde ve çevre coğrafyanın temel gıdaya erişiminde üstlendiğimiz doğal tedarikçi rolümüzü, bölgesel istikrarı destekleyen girişimlerimizle daha ileriye taşıyacağız.”

Rekolte Beklentisi Umut Verdi

Yeni hasat sezonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kadooğlu, üretim ve tedarik süreçlerinin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

Hammadde Tedarikinde Çok Yönlü Planlama

Türkiye'nin bölgesel tedarik merkezi konumunu koruması için üretim ve ticaret stratejilerinin uyumlu yürütülmesinin önemine işaret eden Kadooğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Bölgesel ticaretteki yönlendirme kapasitemizi korumak ve açılan yeni lojistik koridorları kesintisiz besleyebilmek, doğal olarak hammadde tedarik süreçlerinin çok yönlü bir stratejiyle yönetilmesini gerektiriyor."

"Bu yıl, uzun yıllar ortalamasının üzerindeki yağışların bereketiyle yurt genelinde hububat rekoltesinde tarihi seviyeler bekliyoruz, ki bu ulusal gıda arzımız adına çok güçlü bir güvence... Ancak, iklimsel gerçekliklerin hasat takvimini dar bir periyoda sıkıştırması ve beraberinde getirebileceği bölgesel kalite farklılıkları, sanayicimizin üretim planlamasında proaktif olmasını zorunlu kılıyor.

"Bu noktada, iç piyasa dinamiklerini ve üreticimizi koruma önceliğimizden taviz vermeden üretim maliyetlerini dengelemek ve yüksek ürün kalitesini standardize etmek amacıyla uluslararası piyasalardan yapılan hammadde tedariki rasyonel bir zorunluluk haline geliyor."

"Tedarik zincirimizin her bir halkasını, katma değerli ihracat vizyonumuza hizmet edecek birer enstrüman olarak kurgulamaya devam edeceğiz."

Yorumlar