Gaziantep, Millî Mücadele yıllarında düzenli bir ordunun desteği olmadan, kendi imkânlarıyla işgal kuvvetlerine karşı tarihin en büyük şehir savunmalarından birini gerçekleştirdi.

Açlık, yokluk ve ağır bombardımana rağmen direnişinden vazgeçmeyen Antepliler, 6 bin 317 şehit vererek bağımsızlık mücadelesinin simge şehirlerinden biri oldu.

İşgal Mondros’un Ardından Başladı

30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi’nin ardından İtilaf Devletleri, daha önce paylaşım planlarına dâhil ettikleri Osmanlı topraklarını işgal etmeye başladı.

Musul üzerindeki planları doğrultusunda hareket eden İngilizler, askerlerini barındırma ve iaşe ihtiyacını karşılama bahanesiyle Antep’e girdi.

İngiliz birlikleri kısa süre içinde kentte baskıyı artırdı. Şehrin önde gelen isimlerinden bazıları tutuklanarak önce Halep’e, ardından Mısır’a sürgün edildi.

Sıkıyönetim ilan edilen kentte dükkânlar kapatılırken halkın elindeki silahlar, ekmek bıçaklarına varıncaya kadar toplandı.

İngilizler Çekildi Fransızlar Geldi

İngiltere ile Fransa arasında 15 Eylül 1919’da imzalanan Suriye İtilafnamesi, Antep’in işgal sürecinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

İngilizler, Musul karşılığında Antep, Urfa ve Maraş’ı Fransız nüfuz alanına bıraktı.

İngilizlerin çekilmesinin ardından Fransız birlikleri 27-29 Ekim 1919 tarihlerinde Antep’e girerek işgali devraldı. Kent halkı ise işgali düzenlediği mitinglerle protesto ederek Fransız yönetimini tanımayacağını gösterdi.

İlk Kurşunla Destansı Direniş Başladı

Kent içinde yaşanan baskı ve saldırılar, halkın direniş kararlılığını daha da güçlendirdi. 1 Nisan 1920’de Körükçüzade Ahmet Efendi’nin tabancasından çıkan kurşun, Antep’teki silahlı savunmanın başlangıcı oldu.

Kadın, çocuk, genç ve yaşlı demeden mücadeleye katılan Antepliler; Fransız ordusunun modern silahlarına, ağır toplarına ve kuşatmasına karşı kısıtlı imkânlarla direndi. Şahin Bey, Karayılan ve Özdemir Bey gibi kahramanların öncülük ettiği mücadele, kısa sürede bütün şehre yayıldı.

Açlık Bile Direnişi Durduramadı

Fransız kuvvetleri, 11 Ağustos 1920’de Antep’i yeniden kuşattı. Kentin dışarıyla bağlantısının kesilmesi üzerine halk açlık ve cephane sıkıntısıyla karşı karşıya kaldı. Buna rağmen Fransızların teslim çağrıları uzun süre karşılıksız bırakıldı.

Fransız birliklerinin şehri terk etmesinin ardından Gaziantep Mıntıka Komutanlığı emrindeki 59’uncu Alay, 25 Aralık 1921’de halkın sevinç gösterileri arasında kente girdi. Böylece Gaziantep’in düşman işgalinden kurtuluşu resmileşti.

Antep’e “Gazi” Unvanı Verildi

Antep halkının imkânsızlıklar içinde gösterdiği kahramanlık, Türkiye Büyük Millet Meclisinin takdirini kazandı. TBMM tarafından Şubat 1921’de kabul edilen kanunla şehrin adı “Gaziayıntap” olarak değiştirildi ve Antep’e “Gazi” unvanı verildi.

Gaziantep, Millî Mücadele devam ederken bu unvana layık görülen ilk şehir olarak tarihe geçti. Şehrin gösterdiği direniş, yalnızca Güney Cephesi’nde değil, bütün Anadolu’da yürütülen bağımsızlık mücadelesine moral verdi.

Ankara Antlaşması Kurtuluşun Yolunu Açtı

Sakarya Meydan Muharebesi’nin Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanmasının ardından Fransa ile TBMM Hükûmeti arasında 20 Ekim 1921’de Ankara Antlaşması imzalandı. Fransa, bu antlaşmayla Gaziantep ve Anadolu’da işgal ettiği diğer bölgelerden çekilmeyi kabul etti.

Fransız birliklerinin şehri terk etmesinin ardından Gaziantep Mıntıka Komutanlığı emrindeki 59’uncu Alay, 25 Aralık 1921’de halkın sevinç gösterileri arasında kente girdi. Böylece Gaziantep’in düşman işgalinden kurtuluşu resmileşti.

6 Bin 317 Şehitle Yazılan Destan

Antep halkı, işgal kuvvetlerine karşı verdiği mücadelede 6 bin 317 şehit verdi. Modern bir orduya karşı kendi imkânlarıyla direnen kent, gösterdiği dayanışma ve mücadele azmiyle tarihe örnek bir savunma bıraktı.

Gazianteplilerin verdiği eşsiz mücadele, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Türküm diyen her şehir, her kasaba ve en küçük Türk köyü, Gazianteplileri kahramanlık misali olarak alabilirler.” sözleriyle ölümsüzleşti.

Yorumlar