Gaziantep’in tarihi dokusunun önemli parçalarından olan hamamlar, geçmişte yalnızca insanların temizlenmek için gittikleri yapılar değildi. Mahalle yaşamının vazgeçilmezleri arasında bulunan hamamlar; kadınların bir araya geldiği, yemeklerin yenildiği, gelin hamamlarının düzenlendiği ve günün önemli bir bölümünün geçirildiği sosyal alanlar olarak kullanılıyordu.
Kentte Şeyh Fethullah, Hüseyin Paşa, Paşa, Keyvanbey, İki Kapılı, Naip, Tabak, Eski ve Pazar hamamları gibi çok sayıda tarihi yapı bulunurken, değişen yaşam koşullarıyla birlikte bazı hamamların özgün işlevini kaybettiği görülüyor.
Hamama Gitmek İçin Bir Gün Önceden Hazırlanırlardı
Eski Antep’te hamama gitmek başlı başına bir hazırlık gerektiriyordu. Kil leğeni ve kildenliğin yanı sıra kil, lif, kese, tarak, sabun, mezer ve hamam tası hazırlanarak bir torbaya yerleştirilirdi.
Evde bebek bulunması durumunda hazırlık daha da büyürdü. Bebeğin hamamın uygun bir köşesinde rahat edebilmesi için salıncak kurmak üzere ip, küçük yastık ve minder de götürülen eşyalar arasındaydı.
Hamam bohçaları ise dönemin el işçiliğini yansıtan önemli parçalardandı. Bordo veya lacivert kadife üzerine sırmayla işlenen bohçalar kullanılır, havluların kenarları altın telle süslenirdi.
Kilin İçine Portakal Kabuğu Konulurdu
Hamam hazırlığındaki dikkat çekici geleneklerden biri de kil kullanımıydı. Bazı evlerde hamama gidilmeden bir gece önce kil, leğenin içerisinde suya bırakılırdı.
Daha güzel kokması için bu suyun içerisine portakal kabukları atılırdı. Ertesi gün hazırlanan kil de diğer hamam malzemeleriyle birlikte götürülürdü.
Varlıklı Ailelerin Eşyalarını Natra Taşırdı
Hamama gitme biçimi dönemin sosyal ve ekonomik farklılıklarını da gözler önüne seriyordu. Hali vakti yerinde ailelerin hamam eşyalarını “natra” olarak adlandırılan kişi gelip evden alır ve sırtında hamama götürürdü.
Natranın görevi yalnızca taşımakla da bitmezdi. Hamama ulaştığında sekinin üzerine halıyı açar, eşyaları yerleştirir ve kili hazırlardı.
Bu imkâna sahip olmayan ailelerde ise hamam yolculuğu toplu bir işe dönüşürdü. Aile bireyleri taşıyabilecekleri eşyaları ellerine alırken, ağır hamam kazanı da taşınarak hep birlikte hamama gidilirdi. Gaziantep Sabah Gazetesi Ayfer Tuzcu Ünsal
Öğle Yemeği Hamamda Yenirdi
Eski Antep hamam kültürünün belki de bugünün insanına en ilginç gelecek yönlerinden biri yemek geleneğiydi. Hamama gidilen günlerde aileler öğle yemeklerini evde yemek yerine yanlarında götürerek hamamda yiyebiliyordu.
Sabit bir hamam menüsü bulunmasa da maş piyazı ve lolaz piyazı ile yufka ekmek öne çıkan yiyecekler arasındaydı. Ailenin durumuna ve mevsime göre köfte için gerekli malzemeler de hazırlanabiliyordu.
Yaz mevsiminde ise sofranın vazgeçilmezlerinden biri karpuzdu. Hamama getirilen karpuzun üzerine diğer karpuzlarla karışmaması için bir işaret konulur, serin kalması amacıyla dış avludaki süs havuzuna bırakılırdı.
Hamamlar Sosyal Hayatın Merkezindeydi
Hamam kültürünün yalnızca Gaziantep’e özgü olmadığı, Osmanlı coğrafyasının farklı noktalarında benzer geleneklerin yaşatıldığı görülüyor. Ancak Antep’te hamama götürülen eşyadan yemeğe, bohçadan kile kadar uzanan hazırlık süreci, hamamın gündelik yaşam içindeki yerini ortaya koyuyor.
Hamamlar özellikle kadınlar açısından sosyalleşmenin önemli mekanları arasında bulunuyordu. Günlük yaşamın dışına çıkılan bu mekanlarda insanlar yalnızca yıkanmıyor; görüşüyor, yemek yiyor ve özel günlerini birlikte geçiriyordu.
Antep Yahudilerinin Hamamlarında “Gulleytin” Vardı
Antep’in geçmişteki çok kültürlü yaşamının izlerinden biri de hamamlarda görülüyordu. Nedim Güleryüz'ün Gaziantep Yahudileri isimli kitabından aktarılan bilgilere göre Yahudi kadınlar Perşembe günleri hamama gidiyor ve içerisinde “gulleytin” bulunan hamamları tercih ediyordu. Paşa Hamamı da bunların en bilinenlerinden biriydi.
Taştan oyulan ve soğuk su doldurulan bir tür havuz olan gulleytine, yıkanma işleminin ardından girilip çıkılması temizlik ritüelinin bir parçasıydı.
1577’den Günümüze Büyük Paşa Hamamı
Gaziantep’in tarihi hamamları yalnızca gelenekleriyle değil, yüzlerce yıllık geçmişleriyle de dikkat çekiyor. Büyük Paşa Hamamı'nın vakfiyesine göre yapı, 1577 yılında Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırıldı.
Dokuz basamak inilerek girilen hamamın soğukluk bölümü kare planlı ve kubbeli olarak inşa edildi. Sıcaklık bölümünün merkezinde ise sekiz köşeli göbek taşı bulunuyor. Yapı günümüzde de özgün işlevini sürdürüyor.
İki Kapılı Hamam’ın Adı Nereden Geliyor?
Gaziantep’in dikkat çeken yapılarından İki Kapılı Hamam’ın geçmişte Beşaşer veya Beşbaşar Hamamı olarak bilindiği, Evliya Çelebi’nin ise yapıdan “Beşyaşar” adıyla söz ettiği aktarılıyor.
Bugünkü isminin hikâyesi ise yapının mimarisinde saklı. Hamamın içerisinin dışarıdan görünmesini engellemek amacıyla yapılan ön mekanın iki ucuna birer kapı konulması nedeniyle yapı zaman içerisinde İki Kapılı Hamam olarak anılmaya başladı.
Hamamları Yerin Altına Yapmalarının Bir Nedeni Vardı
Gaziantep'in tarihi hamamlarının bir bölümünün sokak seviyesinden aşağıda olması da tesadüf değildi. Naip Hamamı bunun dikkat çekici örneklerinden biri.
16. yüzyılın ilk çeyreğinde yapıldığı düşünülen ve Tabakhane semtinde bulunan Naip Hamamı, Gaziantep'te en az değişikliğe uğrayan tarihi hamamlardan biri olarak gösteriliyor. Hamamın sokak seviyesinden aşağıda yapılmasıyla yapının daha iyi ısınması amaçlanırken, bu mimari tercihin kubbelerin duvarlara uyguladığı baskıyı azaltmaya da yardımcı olduğu belirtiliyor.
Asırlık Hamamların Bazıları Hâlâ Ayakta
Gaziantep’te tarihi hamamların kullanım biçimleri günümüzde birbirinden farklı. 19. yüzyılda yapıldığı düşünülen Şehitler Hamamı’nın bütün bölümleri günümüze ulaşırken yapı çalışır durumda bulunuyor.
Şıh Fethullah Hamamı da bütün bölümleriyle günümüze ulaşan ve çalışır durumda bulunan yapılardan. Hamamın soğukluk bölümüne 11 basamak inilerek ulaşılıyor ve ortasında sekizgen bir havuz bulunuyor.
Tabak Hamamı’nın ise Evliya Çelebi Seyahatnamesi'ndeki bilgilerden hareketle 17. yüzyıldan önce yapıldığı anlaşılıyor. Sokaktan 20 basamak inilerek ulaşılan tarihi hamam da özgün işlevini sürdüren yapılar arasında yer alıyor.
Modern Banyolar Hamam Kültürünü Değiştirdi
Bir dönem mahalle yaşamının vazgeçilmezlerinden olan hamamların eski yoğunluğunu kaybetmesinde yaşam biçimindeki değişiklikler etkili oldu. Saunaların yaygınlaşması, modern banyoların hayatın bir parçası haline gelmesi, güneş enerjisi ve şofben gibi imkanlarla sıcak suya evlerde kolayca ulaşılması hamamlara olan ihtiyacı azalttı. Bazı tarihi hamamlar zaman içerisinde kullanılmaz hale gelirken, bazıları farklı işlevlerle yaşamını sürdürdü.
Örneğin 17. yüzyılın ilk yarısında yapıldığı düşünülen Keyvanbey Hamamı’nın bir bölümü 2000 yılından itibaren kahvehane olarak kullanılırken, sıcaklık bölümünün hamam işlevini sürdürdüğü belirtiliyor.