Emeklilik planı yapan milyonlarca çalışanın en çok merak ettiği konuların başında, çalışma süresinin emekli aylığına nasıl yansıyacağı geliyor. Ancak 25 yıl çalışan ya da 9 bin prim gününü tamamlayan herkes aynı emekli maaşını almıyor.
Ödenecek aylık; sigorta statüsü, prime esas kazanç, sigorta başlangıç tarihi ve aylık bağlama oranı gibi birçok değişkene göre farklılık gösterebiliyor.
Prim gününün fazla olması da tek başına daha yüksek emekli aylığı anlamına gelmiyor. Çalışma hayatı boyunca SGK'ye bildirilen kazancın düşük olması durumunda, prim günü daha fazla olan bir çalışan bazı durumlarda daha az prim gününe sahip bir kişiden düşük aylık alabiliyor.
25 Yıl Çalışmak Tek Başına Yeterli Değil
25 yıllık çalışma süresi 9 bin prim gününe karşılık geliyor. Ancak bu süreyi tamamlayan bir çalışanın ne kadar emekli maaşı alacağı konusunda tek bir rakam bulunmuyor.
Emekli aylığının hesaplanmasında çalışmanın hangi yıllarda gerçekleştiği önem taşıyor. Özellikle 1999 ve 2008 yıllarında yapılan düzenlemeler nedeniyle farklı dönemlerde farklı aylık bağlama oranları uygulanıyor.
Verilen bilgilere göre, çalışma dönemine bağlı olarak 25 yıllık sigortalılık için aylık bağlama oranları değişebiliyor. 2000 yılı öncesindeki sistemde aylık bağlama oranları daha yüksek seviyelerde bulunurken, 2008 sonrasında oranların gerilediği görülüyor.
Mevcut sistemde yıllık aylık bağlama oranı yüzde 2 olarak uygulanıyor. Bu oranın yüzde 3'e yükseltilmesi ve yıllık yüzde 50 seviyesinden yüzde 75'e çıkarılmasına ilişkin görüşler de Meclis'e sunulan öneriler arasında yer alıyor.
Emekli Maaşını Bu Unsurlar Belirliyor
Emekli aylığının hesaplanmasında en önemli başlıklardan biri çalışma hayatı boyunca SGK'ye bildirilen prime esas kazanç oluyor. İşveren tarafından bildirilen kazanç yükseldikçe emeklilik hesabına giren tutar da değişiyor.
Sigorta başlangıç tarihi de hesaplamada önemli rol oynuyor. 1999 öncesi, 2000 sonrası ve 2008 sonrası dönemlerde uygulanan sistemlerin farklı olması, emekli aylıklarının kişiden kişiye değişmesine neden olabiliyor.
Çalışanın tabi olduğu sigorta statüsü de emeklilik koşullarını etkileyen unsurlar arasında bulunuyor. 4A, 4B ve 4C kapsamında çalışanların emeklilik şartları ve aylık hesaplamaları aynı olmayabiliyor.
Enflasyon oranları da mevcut emekli aylıklarının artışında belirleyici oluyor. 4A, 4B ve 4C kapsamındaki emeklilerin aylıkları yıl içerisinde belirlenen dönemlerde enflasyon verileri doğrultusunda güncelleniyor. İlk kez emeklilik başvurusu yapacak kişiler açısından ise başvuru yapılan yılın ekonomik göstergeleri hesaplamada önem taşıyor.
Eylül Enflasyonu Sonrası Zam Hesabı Değişti
Türkiye İstatistik Kurumu'nun eylül ayı enflasyon verilerinin açıklanmasıyla emeklilerin zam hesabında yeni oranlar ortaya çıktı. Verilen hesaplamaya göre SSK ve Bağ-Kur emeklileri açısından biriken zam oranı yüzde 5,57 seviyesine ulaştı.
Memur emeklileri açısından ise henüz enflasyon farkı oluşmadı. Enflasyon farkının ortaya çıkabilmesi için yüzde 1,36'lık ilave enflasyon oluşması gerekiyor.
2000 Sonrası Sigortalılarda Şartlar Farklı
2000 sonrası sigorta başlangıcı bulunanlarda emeklilik koşulları sigortalının durumuna göre değişiyor. Verilen bilgilere göre kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaş şartı bulunurken, prim gün sayısı 7 bin olarak uygulanıyor.
Kısmi emeklilik kapsamında ise 4 bin 500 prim günü ile 25 yıllık sigortalılık süresi şartları öne çıkıyor.
Bu nedenle 25 yıl çalışan bir kişinin alacağı emekli maaşını yalnızca prim günü üzerinden hesaplamak mümkün olmuyor. Kesin aylığın belirlenebilmesi için sigorta başlangıcından çalışma dönemlerindeki prime esas kazanca kadar kişiye özel verilerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Kaynak: Sabah Gazetesi
Bu nedenle 25 yıl çalışan bir kişinin alacağı emekli maaşını yalnızca prim günü üzerinden hesaplamak mümkün olmuyor. Kesin aylığın belirlenebilmesi için sigorta başlangıcından çalışma dönemlerindeki prime esas kazanca kadar kişiye özel verilerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Kaynak: Sabah Gazetesi