Bir omuzları diğerinden yüksek, ellerinde iri kehribar tespih, ayaklarında yürüdükçe ses çıkaran yumurta topuk ayakkabılar… Eski Gaziantep'te “kabadayı” kadar “geda”, “kopuk” ve “agit” olarak da anılan külhanbeyleri, kıyafetlerinden yürüyüşlerine kadar kendilerine özgü halleriyle şehrin sokaklarında hemen tanınırdı. Halkın çekindiği bu isimlerin arasında fakirin ve haklının yanında durmasıyla tanınanlar da Antep Savunması'nda cepheye koşanlar da vardı.

Gaziantep'in geçmişinde yalnız yapılar, çarşılar ve eski meslekler değil, şehrin sokak kültürüne damgasını vuran insanlar da bulunuyordu. Bunlardan biri de eski Anteplilerin “kabadayı”, “geda”, “kopuk” ya da “agit” dediği külhanbeyleriydi. Aktarılan anlatılara göre halk bu kişilerden çekinir, karşılaştığında yolunu değiştirenler bile olurdu. Ancak külhanbeylerinin tamamı yalnız korkulan kişiler olarak hatırlanmıyordu. Aralarında haksızlığa karşı çıkan, fakirlerin yanında duran ve yardımseverliğiyle tanınan isimler de vardı.

Gaziantep’te kaç köy var? İşte merak edilen sayı
Gaziantep’te kaç köy var? İşte merak edilen sayı
İçeriği Görüntüle

Sokakta yürüyüşlerinden tanınırlardı

Külhanbeylerinin kendilerine özgü bir giyim tarzı vardı. Başlarında Şapkacı Abdurrahman'ın yaptığı “tablağ şapka”, ellerinde iri kehribardan tespih bulunurdu. Ayaklarına ise Çil Kazım'ın (Ölçer) diktiği, vişne ve sarı renkli derilerden yapılan gıcırtılı yumurta topuk ayakkabılar giyerlerdi. Çuha şalvar, bürümlü yelek, bele sarılan Acem kuşağı ve sırta geçirilen “saho” olarak adlandırılan ceket de kıyafetlerini tamamlardı. Bir omuzlarını diğerinden daha yukarıda tutarak yan yan yürümeleri ve çevreyi süzüşleri de onları kalabalık içerisinde hemen belli ederdi.

Secaat Abdullah Ve Tampocu Mahmut

(Fotoğraftakiler: Secaat Abdullah ve Tampocu Mahmut)

Lakapsız külhanbeyi neredeyse yoktu

Anlatıya göre külhanbeylerinin hemen hepsinin bir lakabı bulunuyordu. Bostancı Ahmet, Kasap Haci, Secaat Abdullah, Kara Hüseyin, Tekten Mamet, Hamamcı Halil, Çil Sakıp, Körcöön oğlu Ayvaz, Con Ziya, Ayı Mahmut, Kasap Vahap, Selim Mamet, Ketmoruk, Taşo, Ekmekçi Ahmet ve Kilimci Ali bunlardan bazılarıydı. İsimlerden çok lakapların hafızada kalması, eski Antep'in mahalle kültürünün de dikkat çeken özelliklerinden biriydi.

Antep Savunması'nda savaşanlar da vardı

Külhanbeyleri arasında vatan savunmasında cepheye giden isimlerin bulunduğu da aktarılıyor. Bunlardan Secaat Abdullah'ın Antep Savunması sırasında Özdemir Bey ile birlikte Fransızlara karşı mücadele ettiği ve İncozade Hüseyin (İncioğlu) ile birlikte hareket ettiği belirtiliyor. Kara Hüseyin'in de Antep Savunması'nın farklı cephelerinde mücadele eden kabadayılardan olduğu anlatılıyor. Secaat Abdullah ise yalnız cesaretiyle değil, kimseye zarar vermeyen yapısıyla hatırlanıyor. Dönemin anlatımında onun için “göğsüne yürek sığmaz” denilerek cesaretine vurgu yapılıyor.

Şehreküstü'nün Çil Sakıp'ı

Külhanbeylerinin bazıları yaşadıkları mahallelerle özdeşleşmişti. Çil Sakıp bunlardan biriydi. Şehreküstü'nde yaşayan Çil Sakıp'ın saçlarının ve yüzündeki çillerin kına renginde olduğu anlatılıyor. Müslüm Ağa'nın oğlu Mustafa ile Tekten Mamet gençlikleri ve yiğitlikleriyle, Hamamcı Halil ise macera peşinde koşan yapısıyla dönemin hatıralarında yer alıyor. Uzun boyu nedeniyle uzaktan dahi hemen fark edildiği anlatılan Con Ziya da eski Gaziantep'in hatırlanan isimleri arasındaydı. Bostancı Ahmet ile Kasap Haci'nin ise ilerleyen yaşlarına rağmen eski yürüyüşlerini ve çevreyi süzen bakışlarını kaybetmedikleri anlatılıyor.

Kimisi hapiste, kimisi sokaklarda ömrünü tüketti

Külhanbeylerinin hayatlarının sonu da birbirinden farklı oldu. Aktarılan bilgilere göre bazıları gençlik dönemlerinde girdikleri bu hayatı yıllarca sürdürdü, bazıları cezaevine girip çıktı, bazıları yaşanan hesaplaşmalarda genç yaşta hayatını kaybetti, bazıları ise ilerleyen yaşlarında doğal nedenlerle yaşamını yitirdi. Böylece bugün artık büyük ölçüde unutulmuş olan “geda” ve “agit” kültürü de temsilcileriyle birlikte Gaziantep'in geçmişinde kaldı.

Seyfi Yurtsever onları dizelerine taşıdı

Gaziantep'in külhanbeyleri yalnız sözlü anlatılarda değil, şiirlerde de kendilerine yer buldu. Gaziantepli Seyfi Yurtsever, “1930-1939 Arası Kimleri Tanırdık” şiirinde dönemin külhanbeylerini şu dizelerle anlattı:

“Hepsi delikanlılık, gelip geçen hevesler.

Bunlar olmasa hani, boş kalırdı kodesler…”

Bir dönem Gaziantep sokaklarında yürüyüşlerinden bile tanınan külhanbeyleri; lakapları, kıyafetleri, dostlukları, kavgaları ve aralarında Antep Savunması'na katılan isimlerle şehrin artık geride kalmış sokak kültürünün dikkat çekici parçalarından biri olarak hatırlanıyor.

Kaynak: Haber Merkezi