İstanbul Maltepe'de 7 katlı bir binanın kısmen çökmesi, binaların yalnızca deprem anında değil, normal kullanım koşullarındaki güvenliğinin de ne kadar hayati olduğunu gözler önüne serdi. Binanın alt katları çökerken üst katlarının bütünlüğünü koruması ise soru işaretlerini beraberinde getirdi.

"Bir bina deprem olmadan neden çöker? Yıllardır ayakta duran bir yapı, hiçbir belirti vermeden yıkılabilir mi?" sorularına yanıt veren Dokuz Eylül Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi, Yapı ve Deprem Mühendisliği Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Serkan Mısır, yapılardaki riskleri TRT Haber'e değerlendirdi.

Çökme Hiçbir Uyarı Vermeden Gerçekleşebilir mi?

Kamuoyunda bir yapının çökmeden önce mutlaka belirti vereceği yönünde yaygın bir kanaat olduğunu belirten Prof. Dr. Mısır, her yapının tehlike karşısında aynı davranmadığını dile getirdi:

"Sünek davranış gösteren yapılarda göçme öncesinde daha büyük şekil değiştirmeler ve hasarlar oluşması beklenebilir. Ancak bunların mutlaka dışarıdan görülebileceği anlamına gelmez. Buna karşılık gevrek davranışa yatkın taşıyıcı sistemlerde, belirgin bir uyarı ortaya çıkmadan çok kısa sürede göçme gerçekleşebilir."

Hangi Çatlaklar Tehlike İşareti?

Her çatlağın tehlike oluşturmadığını fakat özellikle sonradan çıkan ve giderek büyüyen çatlakların dikkatle incelenmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Mısır, ciddiye alınması gereken uyarıları şöyle sıraladı:

"Yeni ortaya çıkan ve zaman içerisinde büyüyen çatlaklar, taşıyıcı elemanlardan gelen olağan dışı kırılma veya çatırdama sesleri ve kolonlarda belirgin şekil değişiklikleri ciddiye alınmalıdır. Kolon ve kirişlerde oluşan belirgin çatlaklar, betonun ezilmesi veya beton örtüsünün dökülmesi, donatıların açığa çıkması ve paslanması, döşemelerde olağan dışı sehimler, binada eğilmeler ve farklı oturmalar önemli uyarı işaretleri olabilir."

Sonradan Eklenen Katlar Ne Kadar Riskli?

Dört katlı tasarlanan bir binaya üç kat daha eklenmesinin binanın yük dengesini tamamen değiştirdiğini ifade eden Mısır, mühendislik hesabı olmadan yapılan kat ilavelerinin güvenli kabul edilemeyeceğini belirtti:

"Çünkü yeni katların inşa edilmesi yalnızca binanın toplam ağırlığını artırmaz. Aynı zamanda mevcut alt kat kolonlarına ve temellere aktarılan düşey yükleri de önemli ölçüde artırır. Dört katlı bir bina için boyutlandırılmış kolonların, yedi katlı bir binanın yüklerini güvenli biçimde taşıyabileceği varsayılamaz. Bunun mühendislik hesaplarıyla doğrulanması gerekir."

Tehlike Zamanla Büyüyebilir

Taşıma kapasitesini etkileyen diğer kritik unsurların kolon müdahaleleri, zemin kat değişiklikleri ve nem olduğunu ifade eden Prof. Dr. Mısır, şu uyarılarda bulundu:

"Özellikle kolonların kesilmesi, kesitlerinin küçültülmesi veya içerisindeki donatıların zarar görmesi, taşıma kapasitesini doğrudan azaltabilir. İş yeri olarak kullanılan zemin katlarda geniş alanlar elde etmek amacıyla yapılan bilinçsiz müdahaleler de ciddi tehlikeler oluşturabilir."

Çöken Binadan Acı Haber Geldi
Çöken Binadan Acı Haber Geldi
İçeriği Görüntüle

Bodrum katlardaki korozyona da dikkat çeken Mısır; beton içindeki çelik donatıların korozyona uğraması halinde kesit kaybı yaşandığını, hacim artışı nedeniyle beton örtüsünde çatlak ve dökülmeler oluştuğunu belirtti.

Alt Katlar Çökerken Üst Katlar Nasıl Ayakta Kalıyor?

Maltepe'deki olayda üst katların blok halinde kalmasının nedenini açıklayan Mısır, ayakta kalan bölümlerin de tehlike arz ettiğini vurguladı:

"Üst katlardaki taşıyıcı sistem kendi bütünlüğünü bir ölçüde koruyarak bir blok halinde aşağıya doğru hareket edebilir ve alttaki enkaz veya ayakta kalan diğer taşıyıcı elemanlar üzerinde destek bulabilir. Ancak üst katların ayakta kalması, bu katların güvenli olduğu anlamına gelmez. Hasarlı taşıyıcı sistemde yüklerin yeniden dağılımı sırasında ikinci bir göçme meydana gelmesi riski bulunabilir."

2000 Yılı Öncesinde Yapılan Binalara Dikkat

2000 yılı öncesinde inşa edilen betonarme binaların çoğunun güncel deprem güvenliği beklentilerini karşılayamayabileceğini söyleyen Mısır, eski yapılardaki genel durum hakkında şunları aktardı:

"Bu yapılarda düşük beton dayanımı, yetersiz donatı detayları, uygun olmayan taşıyıcı sistem düzenleri ve süneklik eksiklikleriyle sık karşılaşılmaktadır. Elbette 2000 yılı öncesinde inşa edilmiş her binanın güvensiz olduğunu söylemek doğru değildir. Ancak bu yapıların güvenlik bakımından öncelikli olarak değerlendirilmesi gerekmektedir."

Evinizin Güvenli Olduğunu Nasıl Öğrenebilirsiniz?

Yapı güvenliğinin ancak uzman incelemesiyle anlaşılabileceğini belirten Mısır, vatandaşların izlemesi gereken yolu özetledi:

"Binalarında belirgin çatlaklar veya hasarlar bulunabilir; bodrum ve zemin katları uzun süre suya ve neme maruz kalan, kolonlarında paslanmış donatılar görülen veya beton örtüsünde dökülmeler meydana gelen vatandaşlarımızın zaman kaybetmeden uzman incelemesine başvurmalarını öneriyorum. Türkiye'de 6306 sayılı Kanun kapsamında yetkili ve lisanslı kuruluşlara başvurularak riskli yapı tespiti yaptırılabiliyor."

Mısır, ani gelişen ciddi hasar veya göçme tehlikesi işaretlerinde ise binanın derhal boşaltılması ve yetkili kurumlara haber verilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Kaynak: TRT Haber