Altı yıl boyunca gerçekleştirilen yaklaşık 30 bin beyin taramasının incelendiği çalışma, beynin olgunlaşma hızındaki farklılıkların ruh sağlığı açısından önemli ipuçları taşıyabileceğini ortaya koydu.

Araştırmacılar, bulguların psikiyatrik sorunların gelişimini anlamaya ve erken müdahale yöntemlerini geliştirmeye katkı sağlayabileceğini belirtiyor. Ancak sonuçlar, bir çocuğun gelecekte ruh sağlığı sorunu yaşayıp yaşamayacağını kesin olarak belirlemek için yeterli değil.

30 bin beyin taraması incelendi

Araştırmada, beynin dış katmanı olan serebral korteksin çocukluktan ergenliğe uzanan gelişim süreci ele alındı. Araştırmacılar, altı yıl içinde elde edilen yaklaşık 30 bin beyin taramasını inceleyerek korteks kalınlığındaki değişimleri haritalandırdı.

Bulgular, beynin farklı bölgelerinin aynı hızda olgunlaşmadığını gösterdi. Görme gibi temel duyusal işlevlerden sorumlu arka bölgelerde olgunlaşmanın yaklaşık 13 yaş civarında yavaşladığı, planlama, odaklanma ve duygu kontrolüyle ilişkili ön bölgelerdeki gelişimin ise yaklaşık 16 yaşına kadar devam ettiği bildirildi.

Araştırmada ayrıca korteks incelmesinin kız çocuklarında erkek çocuklarına kıyasla daha hızlı seyrettiği gözlemlendi.

Korteks kalınlığı ile depresyon ve kaygı belirtileri arasındaki ilişki

Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri, erken çocukluk dönemindeki korteks yapısıyla ilerleyen yaşlarda görülen ruh sağlığı belirtileri arasındaki ilişki oldu.

Yaklaşık 9 yaşında beynin duyusal bölgelerinde beklenenden daha kalın korteks yapısına sahip çocuklarda, 13 yaşına gelindiğinde depresyon ve kaygı belirtilerinin görülme olasılığının daha yüksek olduğu bildirildi.

Batık tırnakta cerrahi müdahale olmadan tedavi seçeneği
Batık tırnakta cerrahi müdahale olmadan tedavi seçeneği
İçeriği Görüntüle

Benzer bir ilişki, yaklaşık 11 yaşındaki çocukların mantıksal düşünme ve karar alma süreçleriyle bağlantılı prefrontal korteks bölgelerinde de gözlemlendi.

Araştırmacılar, beyin gelişiminin zamanlamasındaki farklılıkların çevresel stres faktörlerine uyum sağlama süreçleriyle ilişkili olabileceğini değerlendiriyor. Bununla birlikte, korteks kalınlığının tek başına bir ruh sağlığı sorununun nedeni olduğunu söylemek mümkün değil.

Genetik etkenler de araştırıldı

Çalışmada beyin gelişimine ilişkin haritalar genetik verilerle de karşılaştırıldı. Ruh sağlığı belirtileriyle ilişkili bulunan bazı beyin bölgelerinin, doğum öncesi dönemde aktif olan gen ağlarıyla örtüştüğü belirtildi.

Bu bulgu, genetik etkenlerin beyin gelişimi ve ruh sağlığı arasındaki ilişkide rol oynayabileceğine işaret ediyor. Ancak söz konusu örtüşme, psikiyatrik sorunların yalnızca anne karnındaki süreçlerden kaynaklandığını göstermiyor. Genetik özelliklerin yanı sıra çevresel koşullar ve yaşam deneyimleri de ruh sağlığını etkileyebiliyor.

Araştırma erken teşhis için ne anlama geliyor?

Araştırmanın sonuçları, beyin gelişimindeki farklılıkların ilerleyen yaşlardaki ruh sağlığı belirtilerini anlamaya yardımcı olabileceğini gösteriyor. Bununla birlikte, elde edilen veriler henüz bireysel düzeyde kesin tahmin yapmak veya yalnızca beyin taramasıyla tanı koymak için yeterli değil.

Uzmanlar açısından bu tür çalışmaların önemi, ruh sağlığı sorunlarının gelişim sürecini daha iyi anlamak ve gelecekte erken değerlendirme yöntemlerini geliştirmek. Depresyon ve kaygı belirtilerinin değerlendirilmesinde ise beyin görüntülemelerinin yanı sıra çocuğun belirtileri, yaşam koşulları ve klinik değerlendirme birlikte ele alınmalı.

Kaynak: Haber Merkezi