Yaş sebze ve meyve piyasasında fiyatların yapay şekilde yükseltildiği iddiaları üzerine başlatılan geniş kapsamlı soruşturma, Gaziantep’te de sebze ve meyvenin tarladan tüketiciye ulaşana kadar geçirdiği fiyat değişimini tartışmaya açtı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in duyurduğu operasyon kapsamında 22 ilde 109 iş yeri ve ikamette eş zamanlı arama başlatılırken, 41 büyük dağıtıcı firmanın 41 şüpheli yöneticisi hakkında gözaltı kararı verildi.
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, “Çiftçinin emeği de vatandaşın hakkı da kimsenin yanına kâr kalmayacak” dedi. Yaş Sebze Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Hayri Sucu ise dikkatleri halden markete uzanan sürece çevirdi. Sucu, Gaziantep halinde fiyatların yüksek olmadığını savunarak hal ve market fiyatlarının karşılaştırılması çağrısında bulundu.
Tarladan Markete Fiyat Yolculuğu Mercek Altında
Adalet Bakanı Akın Gürlek, yaş sebze ve meyve piyasasında fiyatları manipüle ederek haksız kazanç sağladığı belirlenen büyük dağıtıcı firmalara yönelik 22 ilde 109 iş yeri ve ikamette eş zamanlı arama başlatıldığını, 41 şüpheli yönetici hakkında gözaltı kararı verildiğini açıkladı. Tarladan markete fiyat yolculuğunun mercek altına alındığı soruşturmada, hallerin büyük tedarikçi firmalarının sahte belgelerle ve arzı düşük göstererek fiyatları manipüle ettiği belirlendi.
Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde üreticinin emeğini, vatandaşın bütçesini ve piyasanın adil işleyişini koruduklarını, aynı zamanda fiyatları manipüle ederek haksız kazanç sağlayan ve ekonomik düzeni bozan suçlarla mücadeleyi de kararlılıkla sürdürdüklerini belirtti. Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, "tarladan markete fiyat yolculuğu"nun mercek altına alındığını ifade etti.
Şahin: “Çiftçinin Emeği De Vatandaşın Hakkı Da Kimsenin Yanına Kâr Kalmayacak”

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de operasyonun ardından değerlendirmelerde bulundu. Şahin, çalışmanın piyasa adaletinin sağlanması, üreticinin emeğinin korunması ve vatandaşın ürüne uygun fiyatla ulaşabilmesi açısından önemli olduğunu belirtti. Fiyatların yapay biçimde artırıldığı yönündeki iddiaların kapsamlı şekilde araştırılması gerektiğine dikkat çekti.
Şahin, “Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek’in duyurduğu, yaş sebze ve meyve piyasasındaki haksız fiyat oluşumlarına yönelik operasyonu çok önemli buluyorum. Ülke genelinde 41 büyük dağıtıcı ve komisyoncu firmanın 41 tepe yöneticisi hakkında gözaltı kararı verilmesi, Türkiye genelinde 1029 çiftçinin dinlenmesi ve 22 ilde aynı anda düğmeye basılması, meselenin ne kadar kapsamlı ele alındığını gösteriyor. Biz ‘Tarladan Sofraya’ projemizle bir ürünün tarladan ya da seradan çıkıp rafa gelene kadar geçtiği aşamalara ve yaşanan fiyat farklarına yakından şahit olduk. Özellikle çiftçiye gerçekte ödenenden daha yüksek bedeller ödenmiş gibi gösterilerek maliyetin ve son tüketici fiyatının şişirildiğine ilişkin iddiaların araştırılması hepimiz için son derece kıymetli. Üreticinin emeğini, vatandaşın cebini ve piyasanın adaletini ilgilendiren bu konuda devletimizin kararlı duruşunu çok değerli buluyorum. Çiftçinin emeği de vatandaşın hakkı da kimsenin yanına kâr kalmayacak. Sayın Bakanımıza, ekibine ve bu mücadelenin her aşamasında görev yapan devletimizin tüm kurumlarına teşekkür ediyor, Allah yardımcıları olsun diyorum.” ifadelerini kullandı.
Sucu: “Gaziantep’te Böyle Bir Şey Kesinlikle Söz Konusu Değil”

Operasyondaki iddiaları Gaziantep açısından değerlendiren Yaş Sebze Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Hayri Sucu, çiftçiden alınan ürünlerin fiyatlarının yüksek gösterilerek daha fazla kâr elde edildiği yönündeki iddiaların kentteki halde karşılığı olmadığını savundu. Sucu, “Gaziantep’te böyle bir şey kesinlikle söz konusu değil. Bizde zaten her şeyin fiyatı uygun. Hal fiyatlarına gelip bakabilirler. Zaten sebze ve meyve para etmiyor. Domates 10-13 lira, kavun 10 lira, dolmalık patlıcan 10 lira, salatalık ise 5 lira. Onlar İstanbul’a, Ankara’ya, İzmir’e baksınlar. Üç harfli marketlere gidip fiyatları incelesinler. Bizim burada her şey ortada. Halde alabildiğine ürün var. Vatandaşlarımızı da davet ediyoruz; gelsinler, ürünlerini buradan uygun fiyatlarla alsınlar.” diye konuştu.
“Geçen Yıl 2 Bin Liraya Aldığım İlacı Bu Yıl 15 Bin Liraya Aldım”
Sebze ve meyve fiyatları değerlendirilirken üreticinin artan maliyetlerinin de dikkate alınması gerektiğini söyleyen Sucu, mazot ve tarımsal girdilerdeki yükselişe işaret etti. Sucu, “Çiftçiden bir salatalığı 1 liraya alsak, 4 liraya satsak bile mazot parasını çıkarmaz. Bir de girdi fiyatlarına bakılması gerekiyor. Geçen yıl 2 bin liraya aldığım ilacı bu yıl 15 bin liraya aldım. Geçen yıl mazot 30 liraydı, bu yıl 100 liraya yaklaştı. Hiç kimse kendi kendine ürünün üzerine fiyat koymuyor.” ifadelerini kullandı.
“Ürün Halden Çıktıktan Sonra Fiyat Farkı Oluşuyor”
Fiyat tartışmalarında hal ile market rafı arasındaki farkın incelenmesi gerektiğini belirten Sucu, kendi ürettiği üzüm üzerinden örnek verdi. Sucu, “Ben yıllardır aynı şeyi söylüyorum; gelin hale bakın, ürünlerin fiyatlarını görün, ardından gidip marketlerdeki fiyatlara bakın. Ben bağda 18 liraya sattığım üzümü bir markette 99 liraya gördüm. Yani ürün halden çıktıktan sonra fiyat farkı oluşuyor.” dedi.

“Yerel Marketlerimiz Üç Harfli Marketlerden Daha Ucuza Ürün Satıyor”
Üreticilerin ürünlerini artık her zaman hale getirmediğini ifade eden Sucu, gazetecilere de hal ile market fiyatlarını karşılaştırma çağrısı yaptı. Sucu, “Artık üretici de çoğu zaman malını yerinde satıyor, hale getirmiyor. Gazeteci arkadaşlarımız gelsinler, buradaki fiyatlara baksınlar, ardından dışarıdaki ve marketlerdeki fiyatları karşılaştırsınlar. Bizim yerel marketlerimiz bile daha uygun fiyatlara ürün satıyor. Üç harfli marketlere de gidip bakın. İddia ediyoruz; Gaziantep’teki yerel marketlerimiz üç harfli marketlerden daha ucuza ürün satıyor.” şeklinde konuştu.
“Ancak Gaziantep’te Böyle Bir Durum Yok”
Büyük ve ulusal marketlerdeki satış fiyatlarının incelenmesi gerektiğini savunan Sucu, Gaziantep halinde fiyatların yüksek olmadığını yineledi. Sucu, “Büyük, ulusal marketlere gidip fiyatlarına bakın. ‘Benim kiram yüksek, vergi ödüyorum, işçi çalıştırıyorum’ deniliyor. Biz de işçi çalıştırıyoruz, biz de mazot kullanıyoruz. Fiyatların yüksek olduğu yerler göz önünde, görülen bir şey. Ancak Gaziantep’te böyle bir durum yok, fiyatlar çok yüksek değil. Geçen yıl burada karnabahar 5 liraya geliyor, 6 liraya satılıyordu. Aynı ürünün İstanbul’da 300 liraya satıldığı yerler vardı. Arada bu kadar büyük bir fiyat farkı var.” ifadelerine yer verdi.
“İsteseler Bunu Bir Günde Çözerler”
Fiyat farklarının tespit edilmesi için ürünlerin alış ve satış bedellerinin takip edilmesini isteyen Sucu, denetim çağrısını Adalet Bakanlığına da yöneltti. Sucu, “Buradan Adalet Bakanlığına da sesleniyorum. Bu çok zor bir iş değil. İsteseler bunu bir günde çözerler. Halciyse de marketçiyse de gerekli ceza uygulansın. Tüketici zaten perişan olmuş durumda. Çözüm önerimiz belli; takip ve denetim yapılacak. Ürün halden kaça alınmış, kaça satılıyor? Ya da tarladan kaça alınmış? Tarladan 5 liraya alınan bir ürün 50 liraya satılıyorsa, arada 10 kat fiyat farkı var. Bunların denetlenmesi gerekiyor.” dedi.
Bildirimci Sayısı 128’den 2 Bin 500’e Çıktı
Gaziantep’te sebze ve meyve ticaretinin geçmiş yıllara göre değiştiğine dikkat çeken Sucu, bildirimci sayısındaki artışın yanı sıra ürünlerin hal dışında alınıp satılmasına da değindi. Sucu, “Gaziantep’te eskiden 128 iş yeri, 128 bildirimci vardı. Şu anda ise 2 bin 500 bildirimci var. İsteyen istediği yerde ürün alıp satıyor, her şey serbest. Oysa ürünlerin tamamı hale girip halden çıksa, pazarda arz ve talebe göre bir fiyat oluşur. Şu anda kimsenin halden haberi yok. Dışarıda ürünü alan, etiketini koyup istediği fiyattan satıyor. Burada ise 128 iş yerinin tamamı domates satıyor. Biz nasıl yüksek fiyattan satabiliriz? Böyle bir şansımız yok. Çünkü burada rekabet var. Market ise etiketi koyuyor, soğuk hava deposu da olduğu için domatesin fiyatını 10 gün değiştirmeden satabiliyor. Ürün de soğuk hava koşullarında muhafaza edildiği için bozulmuyor.” diye konuştu.

“Şu Anda Yeterli Denetim Yok”
Piyasada etkili bir denetim mekanizmasının bulunmadığını ileri süren Sucu, Hal Yasası'nın da değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Sucu, “Gelsinler, bize sorsunlar. Şu anda yeterli denetim yok. Denetimi kim yapacak? Zabıta mı? Sanayi ve Ticaret Bakanlığının buradaki müdürlüğünde bir müdür ve personel var. Kim, nereyi denetleyecek? Denetim mekanizmalarını etkin şekilde çalıştırmaları gerekiyor. Hal Yasası’nı da değiştirmeleri gerekiyor ancak değiştiremiyorlar. Neden değiştiremiyorlar? Hepsi marketçi. Hükümetin hepsi marketçi. Biz burada birer komisyoncuyuz. Şu anda bir firmanın 25 bin marketi, üç firmanın ise Türkiye genelinde 100 bin marketi var. Bu firmaların hale girme mecburiyeti yok. Halden mal almıyorlar, dolayısıyla halden haberleri de yok.” ifadelerini kullandı.
“Öncelikle Büyük Marketleri Denetlesinler”
Denetimlerin hangi noktadan başlaması gerektiğine ilişkin görüşünü de açıklayan Sucu, önceliğin büyük ve ulusal zincir marketlere verilmesini istedi. Gaziantep halinin geçmişe kıyasla çok daha düşük kapasiteyle çalıştığını söyledi. Sucu, “Öncelikle büyük marketleri denetlesinler. Onlar hale girmiyor, halle de bir alakaları yok. Dışarıda her şey serbest bir şekilde satılıyor. Bugün Gaziantep’te 2 bin 500 bildirimci var. Eskiden bu sayı 128’di. Daha önce Gaziantep’e giren sebze ve meyvenin yüzde 95’i halde satılıyordu. Şu anda hal yüzde 20 kapasiteyle çalışıyor. Her şey dışarıda serbest şekilde alınıp satılıyor.” dedi.





