ADÜ Teknokent’te faaliyet gösteren Karya Farma HBX Ar-Ge Academy, bıldırcın yumurtasındaki proteinlerin yapısında bulunan kısa peptit dizilerinden, kanser hücrelerini seçici biçimde hedefleme potansiyeli taşıyan yeni moleküller geliştirilmesine yönelik çalışma önerdi.
Yaklaşık 25 yıldır bıldırcın ve bıldırcın yumurtası üzerine çalışmalar yürüttüklerini belirten HBX Ar-Ge Academy kurucusu Hakan Başlık, bıldırcın yumurtasının yalnızca besin değeriyle değil, taşıdığı biyolojik bileşenlerle de araştırılabileceğini söyledi.
Başlık, bıldırcın yumurtası akında bulunan ovotransferrin başta olmak üzere bazı özel proteinlerin kanser araştırmalarında değerlendirilmesine yönelik bir biyoteknoloji modeli üzerinde çalıştıklarını ifade etti.
Projede proteinlerin tamamının kullanılmasından ziyade, proteinlerin içerisinde bulunan kısa ve biyolojik açıdan aktif peptit dizilerinin belirlenmesinin hedeflendiğini belirten Başlık, kanser hücrelerini seçici biçimde baskılama potansiyeli taşıyan molekül adaylarının sentetik genlerinin hazırlanarak laboratuvar bakterileri veya maya hücrelerine aktarılabileceğini söyledi.
Bu yöntemle mikroorganizmaların, bıldırcın kökenli hedef molekülü üreten kontrollü biyolojik üretim merkezlerine dönüştürülebileceğini ifade etti.
Bıldırcın yumurtasının yüksek besin değerinin doğrudan kanser tedavisi anlamına gelmediğini vurgulayan Başlık, proteinlerdeki aminoasit dizilerinin antioksidan, bağışıklık düzenleyici, antimikrobiyal veya hücre çoğalmasını etkileyebilecek peptitlerin başlangıç materyalini oluşturabileceğini belirtti.
Başlık, uzmanların “kriptik peptit” olarak tanımladığı kısa dizilerin ana proteinin içerisinde başlangıçta pasif halde bulunabileceğini, protein parçalandığında veya ilgili peptit biyoteknolojik yöntemlerle üretildiğinde farklı bir biyolojik aktivitenin ortaya çıkabileceğini aktardı.
Çalışmanın ilk aşamasında bıldırcın ovotransferrininin genetik ve protein dizilerinin tavuk ve diğer kanatlı türlerindeki benzerleriyle karşılaştırılmasının planlandığını belirten Başlık, bıldırcına özgü olduğu düşünülen bölgelerin belirlenmesinin ardından bilgisayar destekli moleküler analizlerle peptit adaylarının seçilebileceğini söyledi.
Üretilecek moleküllerin kolon, meme ve pankreas kanseri hücreleri üzerindeki etkileri ile sağlıklı insan hücrelerindeki güvenlilik profillerinin karşılaştırılması planlanıyor. Çalışmada hücre çoğalması, apoptoz, oksidatif stres, demir metabolizması ve hücre zarı etkileşimi gibi mekanizmaların araştırılması hedefleniyor.
Başlık, projenin bilimsel değerinin yalnızca kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatmak değil, geliştirilecek molekülün kanser hücrelerini sağlıklı hücrelerden ayırabilme yeteneğini ortaya koymak olacağını ifade etti.





