Pişti olmak!..

İbrahim Alisinanoğlu

Pişti olmak!..

 

Geçen gün çocukların yer aldığı bir etkinliğe katıldım. Çocukların her biri rengarenk kıyafetler içinde nadide çiçekler gibiydiler. Mutlulukları yüzlerinden okunurken, kendimi bir çiçek bahçesinde hissettim. Çocuklar gülüp oynarken biri vardı ki annesinin yanına sokulmuş, hıçkırarak ağlıyordu. Nedenini sordum… Çocuk “pişti olmuş!” Çocuklar içinde aynı kıyafeti giyen bir başka çocuk daha varmış!

Hayret!... Çocuklar bile pişti olmayı biliyor, bunu üzüntü sebebi sayıyorlar artık.

Ama normal, bir çocuğun büyüklerini taklit etmesi kadar, doğal bir şey olamaz.

Evet, ben de birkaç pişti olanı görmüştüm.Allah-yırağ eyleye suratlarından düşen bin parçaydı.Bir felaket yaşamışçasına acı çekiyorlardı sanki.

Neymiş efendim !..Pişti olmuşlar. Neymiş!...Kıyafetlerinin modeli, rengi, birbirlerine çok benziyormuş!

Nereden geldiğimizi unutmuş gibiyiz. Bundan kırk, elli yıl kadar öncesinde ailede üç beş kardeş varsa bunların kılık kıyafeti için anneler Mütercim Asım,Gaziler caddesine gider, manifaturacıdan beğendiği top kumaştan üç beş metre kestirir, yetip yetmeyeceği konusunda tereddütte düştüğü anda bunu gören kumaşçı ;” bacım bu çift en, merak etme yeter” der makası vurur, kumaşı keser, kağıda sarar verirdi. Birkaç komşu birlikte gitmiş , o kumaşı onlarda beğenmişlerse eğer, onlar da alır, kullanırlardı. Kimse "Pişti oluruz" kaygısına düşmezdi.Manifaturacı da “kumaşı aldın hanı bunun parası “demezdi. Kumaş Kaç para tutmuşsa ,senetsiz sepetsiz borç defterinde bir sayfa açılır, bedeli deftere not edilirdi. alan kadın bir sonraki alışverişte borcu öder, ya da evin babası gider hesabı kapatırdı.

Alınan kumaş elinden terzilik gelen anneler tarafından kesilir, biçilir, dikilir, kız çocuklarına fistan entari yapılırdı. Ya da çocuklar erkek ise pijama, tuman olur uşaklara giydirilirdi. Kadın terzilik bilmiyorsa mahallenin terzilik bilen kadınına görülür ona diktirirlerdi. Kazaklar elde örülür çoluğun çocuğun sırtına geçirilirdi. Eskiden mahallede yaşayanların hayat tarzı birbirine benzediği gibi, kılık kıyafetleri, ayaklarına geçirdikleri naylon pabuçları da benzerdi.

Aynı top kumaştan bir evde üç beş çocuk, mahallede onca kadın aynı renk, aynı model, aynı top kumaştan giyseler de “aman pişti olduk” deyip, suratını asan, şikâyet eden çıkmazdı.

Şimdilerde hazza ve hıza endeksli hayat içinde her şey mevsimlik. Artık giysiler giymekten dolayı eskimiyor, modası geçtiği için gözden çıkarılıyor.

Her şeyin birbirine benzediği, benzemek için çuvallar dolusu para harcandığı bir dünyada, artık yama yok, diktirme yok!... Al, giy, kullan at! Pişti olunca da ağla!

Yazan: Ibrahim Alisinanoğlu...Gaziantep Miş Miş

14.10.2019 (İbrahim Alisinanoğlu)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

 Gaziantep’te Oturakçı Pazarı

İncir-Hâyir

“ Antep karası !”

BASTIK, “AK DEVE KAPIYA ÇÖKMEDEN” YENMEZ.

 Kültürümüzü yaşatmak zorundayız

Gaziantep’in unutulan Kültür Parkı.

Dadıynan yerik inşallah.

GAZİANTEP’TE ŞİRE ZAMANI

   Çınarlı Spor Kulübünün kuruluşu

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin