13/05/2009 09:32
Adını ünlü Yunan yönetmen Theo Angelopoulos'un filmleri ile duyuran, Yunanistan'ın yaşayan en ünlü bestecisi Eleni Karaindrou, son albümü 'Dust of Time'ın tanıtımı için Türkiye'ye geldi. 'The Suspended Step of the Stork', 'Ulysses Gaze' ve 'Eternity and A Day' çalışmalarıyla birçok ödülün de sahibi olan sanatçı, ülkemizde de hatırı sayılır bir hayran kitlesine sahip. Jules Dassin ve Chris Marker gibi Avrupalı yönetmenlerle de çalışan sanatçı, film albümlerinden sonra tiyatro oyunları için de müzikler yazıp seslendirdi. Karaindrou aslında geçen ay ülkemize gelip hayranlarıyla buluşacaktı; ancak talihsiz bir kaza sonucu ziyaretini ertelemek zorunda kaldı. Önceki gün bir söyleşide hayranları ile buluşan Karaindrou, dün de son albümünün imza gününe katıldı. Biz de dünyaca ünlü bu sanatçıyla müziği ve son albümü üzerine konuştuk. Karaindrou'nun adeta bir orkestra şefi gibi yönettiği söyleşide onu tanıma imkânı bulduk, neşesine ve enerjisine hayran kaldık. Müziğe başlarken film müzikleri yapmak gibi bir düşünceniz var mıydı? Önceleri iyi bir klasik müzik piyanisti olacağım diye düşünüyordum. 17 sene konservatuarda piyano çalıştım. Emprovizeyi (doğaçlamayı) çok seviyordum, ama konservatuarda hocalarınız sürekli Bach, Mozart, Beethoven çalmanızı ister. Sonra fark ettim ki emprovize etmek bestelemek demekmiş. Paris'teyken yakın arkadaşım Maria Farandouri, ona şarkı bestelememi istedi. Bir albüm yaptık ve çok beğenildi. O albümden sonra sinema çevrelerindeki arkadaşlarım film müziği yapmamı istediler. 'Senin müziğin insanın kafasında görüntüler oluşturuyor.' dediler. Yönetmen Angelopoulos'la 27 yıldır birlikte çalışıyorsunuz. Farklı yönetmenlerle de çalıştığınızı biliyoruz, ama sanırım bu birliktelik sizin için daha anlamlı. Angelopoulos'u farklı kılan ne? Angelopoulos ile bir yönetmen ve onun filmlerine müzik yapan bir besteci ikilisinden öte entelektüel ve estetik bir yakınlığımız var. Filmi için müzik yaparken fikirlerinden de ilham almamı istiyor. Aşırı duyarlı ve hassas. Nasıl çalışacağını da çok iyi biliyor. Filmi müzikle doldurmuyor, tam gerektiği kadar koyuyor. Bestelerimi hiçbir sahne çekilmeden yapıyorum. Oturup konuşuyoruz. Eve gidiyorum, piyanoda çalışıyorum. Kayıtlarımı veriyorum, o üstüne düşünüyor. Değişik bir çalışma biçimi bizimki. Kendimi bir film müziği bestecisi gibi değil, bir besteci gibi hissediyorum. Müzikleriniz genellikle göç üzerine. Göç duygusu sizi neden bu kadar etkiliyor? Sürekli göçten bahsediyor bütün yönetmenler. Antik Yunan'dan bu yana hiçbir şey değişmedi. Ben de diktatörlük rejiminden kaçıp Paris'e sığınmıştım gençken. Müziğinizde insanı ilk yakalayan duygu hüzün. Bu hüznün kaynağı yaşamaktan duyduğunuz mutsuzluk mu? Müziğinizin muhalif bir yanı var, ama her fırsatta gelecekten ümitli olduğunuzu söylüyorsunuz. Bu çelişki aynı bedende nasıl yaşıyor? Normalde pozitif bir insanım. Beste yaparken iç dünyama yolculuk yapıyorum. Yeni şeyler keşfedip kendimi öğreniyorum. Her seferinde biraz daha derine gidiyorsun. Biz sanatçılara neyin ilham verdiğini açıklamak çok zor. Bir şeyler bulmaya çalışıyoruz, onu hiçbir zaman bulamıyoruz, ama hep biraz daha yaklaşıyoruz. Sanıyorum müziğimdeki melankolik yanın nedeni, böyle şeyler besteledikten sonra kendimi rahatlamış hissetmem. Türkiye'de çok seviliyorsunuz; fakat çok nadir konser veriyorsunuz. Neden daha sık gelmiyorsunuz? Davet ederseniz gelirim. 2006'daki ilk deneyimim çok çok güzeldi. Hem Ankara'da hem İstanbul'da konser vermiştim ve inanılmaz bir seyirci vardı karşımda. Ama beni davet etmek kolay değil; çünkü üç beş enstrüman için değil kocaman bir orkestra için besteler yapıyorum. Türk müziği konusunda araştırmalarınız var mı? Türk yönetmenlerden teklif alıyor musunuz? Türk müziğini çok seviyorum ve birçok Türk müziği CD'im var. Türk yönetmenlerden de teklif aldım, ama hep bir başka film üzerinde çalışırken geliyor teklifler. Angelopoulos üç yılda bir film çekiyor. onun yüzünden bir sürü teklifi reddettim. Son çalışmanız Dust of Time nasıl bir deneyim oldu? Hem Berlin'de hem de Yunanistan'da iki kere seyrettim. Çok dokunaklı bir film. Müziği için de birçok pozitif eleştiri aldım. Bu albümde farklı olarak birçok göçmenle çalıştım. Keman, viyolonsel ve harp oyuncularım Yunanistan'da yaşayan Romanya ve Arnavutluk göçmenleriydi. Yakın zamanda gerçekleştirmeyi düşündüğünüz projeleriniz neler? Kim Kashkashian ve Jan Garbarek ile yeni bir proje üzerinde çalışıyoruz. Bu, sürpriz olsun; çünkü çok özel bir proje.
|